Aylık arşivler: Aralık 2016

İnsan Kaynakları’nda Yeni Dönem : Durul Selçuk

durul-selcuk

Ekim ayı itibari ile aramıza katılan Genel Müdür Yardımcımız Durul Selçuk ile hem kendisi hem İnsan Kaynakları üzerine gerçekleştirdiğimiz keyifli röportajın detaylarını paylaşıyoruz. Buradan kendisine bir kez daha aramıza hoş geldiniz diyerek, bizlerle paylaştığı samimi cevaplar için teşekkür ederiz.

Öncelikle geçmişe gidelim, çocukluğunuzda hayal ettiğiniz meslek neydi?

Çok eskileri, 2 – 3 yaşlarımı hatırlayabiliyorum. 3 yaşımda evimizi boyamaya gelen boyacı benim gördüğüm ilk meslek sahibi insandı ve yaptığı işten büyülenmiştim. Beyaz bir duvarı fırçayla maviye çevirebilen bir büyücü. Tam da bir çocuğa yakışan bir hayal. Zihni tertemiz, hiçbir önyargısı yok, sosyal statüden habersiz, sadece boyacı olmayı hayal ediyor. Çocuklar büyüdükçe hayalleri de sıradanlaşıyor. Daha sonra babamın mesleği nedeniyle pilot olmayı hayal ettiğimi hatırlıyorum. Ailemle gezmekten çok keyif aldığım ören yerlerinin etkisine kapılıp arkeolog olmayı ciddi ciddi düşünmüştüm. Uzun süredir insan kaynakları mesleğini yapıyorum. Nereden nereye … Hepimizin benzer bir öyküsü yok mu aslında …

Kısaca kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?

1971 de dünyaya gelmişim. Memur bir anne babanın üç çocuğunun sonuncusuyum. Babamın mesleği nedeniyle çocukluğum ve ilk gençliğim Anadolu’nun çeşitli şehir ve kasabalarında geçti. 1994 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldum. Aynı yıl Yapı Kredi Bankası Management Trainee programına seçildim. 1997 yılından itibaren yaklaşık 7 yıl boyunca Sabancı Holding Bünyesi’ndeki çeşitli şirketlerde İnsan Kaynakları alanında görev yaptım. Ardından Citibank Türkiye’de 10 yıl İnsan Kaynakları Başkan Yardımcılığı görevini yürüttüm. Alternatif Bank’a katılmadan önce Burgan Bank İnsan Kaynakları Bölüm Başkanı olarak çalıştım. Evliyim. Eşim öğretim üyesi. Osmanlı tarihi alanında çalışmalarını sürdürüyor. Yedi yaşında bir oğlum var. O’na büyüyünce ne olmak istediğini sorduğumda –bu soru sanırım bendeki mesleki bir deformasyonun belirtisi- “henüz karar vermedim” diyor.

Kariyeriniz boyunca sizin için kırılma anları var mıydı? Bunlar nelerdi?

Sanırım birkaç kırılma anı var kariyerimde. İlki 1994 yılının Nisan ayında, mesleki kariyerimle ilgili aklımda somut bir plan yokken ve aslında Siyasi Tarih alanında akademik bir kariyeri tasarlarken ODTÜ kariyer günlerinde tanıtım yapan Yapı Kredi’nin Management Trainee programına başvurmam ve profesyonel kariyere bu şekilde başlamamla oldu. Ardından çok büyük bir yapı olan Yapı Kredi’de kendime bir gelecek görmeyip Sabancı Holding’in İzmit’teki joint venture şirketlerinde çalışma kararım bir başka kırılma noktasıdır. Sabancı Holding’ten Citibank’a geçerken aldığım risk bir diğer dönüm noktası. Bu kararı almamış olsaydım gerçek bir global iş deneyimine sahip olmayacaktım. Alternatif Bank’a katılalı henüz bir ay oldu. Buna karar vermek için erken ama bu deneyimin benim için olumlu anlamda bir kırılma noktası olacağına dair güzel bir his var içimde.

Şansın ve rastlantının başarınızı etkilediği anlar oldu mu?

Kariyerimde bir başarı varsa bunun şans veya rastlantı sonucu olduğuna inanmıyorum. 23 yıllık çalışma hayatımda başarılı şirketlerde, doğru zamanlarda, iyi ekiplerle ve iyi yöneticilerle çalıştım. Bu büyük ölçüde benim tercihlerimin neticesinde oldu. Kariyerimde zaman zaman yapmış olmaktan mutluluk duymadığım işler de oldu ama bunları bir öğrenme ve deneyim fırsatı olarak gördüm. Tüm bunlara şans veya rastlantı diyemem ama talihi yolunda giden bir insan olduğumu söyleyebilirim.

Sizin için bir adayda olmazsa olmaz nitelikler neler?

Hiçbir konuda basmakalıplığı sevmem ama bu sorunuza beylik bir yanıt vereceğim. En iyi aday benim adayım değildir. Ben insan kaynaklarının her disiplininde “en iyiyi” değil “en uygun” olanı ararım. Teknik bilgi, beceri, deneyim bir yana. İşe uygunluk ve şirket kültürüne uygunluk benim en önem verdiğim konu. Ülkenin en iyi okullarından mezun, en iyi şirketlerinde çalışmış, en iyi eğitimlerden geçmiş aday benim için en iyi aday olmayabilir. En iyi olarak nitelediğimiz unsurlar kişiyi değil kişinin mensup olduğu kurumları tarif ediyor. Bu nedenle kişilik, hal, tutum ve davranış itibariyle yaptığı işe ve Bankamız iş yapış tarzına en uygun adayı seçmek benim için bir başarı faktörü.

Bugüne kadar sizin hiç unutamadığınız bir mülakat anınız varsa bizimle paylaşır mısınız?

Bundan neredeyse 20 yıl önce Sabancı Holding’in fabrikalarında çalışırken mavi yakalı işçi adayları ile yaptığım iş görüşmelerini unutamam. Heyecanını yatıştırmak için görüşme öncesi içki içip yarı sarhoş  görüşmeye gelenler, görüşmeye destek olsunlar diye mahalleden arkadaşlarını toplayıp gelenler, görüşmenin sonucuna göre kız arkadaşına evlenme teklif edeceğini bu nedenle sonucu bir an önce bilmek istediğini söyleyenler… Artık mavi yaka olsun beyaz yaka olsun adaylar karşılaşacağı muhtemel soruları ve kendince vermesi gereken yanıtları biliyorlar. Bu nedenle görüşmelerimiz eskisi kadar değişik olmuyor. Bu da iş görüşmesi yapan insan kaynakları profesyonelinin işini zorlaştırıyor. Karşınızdaki adayı tanımak için sorulan standart sorular ve karşılığında aldığınız ezberlenmiş yanıtlar yetmiyor. Görüşmeye yaratıcılığımızı daha fazla katmamız gerekiyor.

durul-selcuk-abank

Hayatınızda sizi etkileyen, idol olarak tanımlayabileceğiniz, örnek aldığınız bir kişi var mı? Varsa hangi yönleri sizi etkiledi?

Bu tür söyleşilerde bu çokça sorulan bir soru. İdol çok büyük bir sözcük. Bu nedenle soruyu yanıtlayanlar genelde Mustafa Kemal, Steve Jobs gibi isimler vermek durumunda kalıyor. Bu da ister istemez bende bir tebessüme neden oluyor. Sorunuzu yanıtsız bırakmayayım. Hayatımda beni çok etkileyen kişi sanırım çok genç yaşta yitirdiğim ağabeyim Barış’tır. Benden on yaş büyük olmasına rağmen beni bir çocuk değil de bir birey olarak önemsemesi, bir arkadaşı gibi yaşamına ortak etmesi, kitap okuma ve merak etme sevgisini aşılaması, hayatı sorgulamamı ve soru sormamı teşvik etmesi, çok küçük yaşımdan beri beni derinden etkiledi. Bu vesileyle O’nu da anmış olayım.

Sizin pozisyonunuzdaki birinin bir günü nasıl geçer bizimle paylaşır mısınız?

Güne erken başlamayı seviyorum. Evle iş arası radyoda haberleri dinleyerek gündemi izliyorum. Trafiğe takılmadan işe erken gelmeye çalışıyorum. Bu bana o gün yapacaklarımı, programımı ve hazırlıklarımı sakince düşünme ve planlama zamanı tanıyor. Ardından ekip arkadaşlarımla günlük gündemimizi görüştüğümüz kısa bir toplantıyla başlıyoruz. Sonra ekibimle bire bir detaylı görüşmemiz gereken konularla ilgileniyoruz. Alternatif Bank’ta henüz 1 ayım yeni doldu bu nedenle Bankamızın iş yapış tarzını, önceliklerini, performans parametrelerini, çalışan profilini kısaca kültürünü anlayabilmek için mümkün olduğunca çok yönetici ve çalışanımızla tanışmaya, sohbet etmeye çalışıyorum. İnsan Kaynakları ofisi AND Plaza’da ancak haftada en az birkaç gün Genel Müdürlük binasına gidiyorum. Günlük mesaimin bir bölümünü acil olmayan ama önemli konular hakkında düşünmeye, planlamaya ayırıyorum. İşimin bir parçası da networking. Bu nedenle zamanımın bir bölümünü şirket dışındaki networkümü sıcak tutmak için ayırıyorum. Gün içinde yetişmeyen telefon görüşmeleri için iş ile ev arasında yolda geçen en az bir saatlik süreyi kullanıyorum ve bluetoohth u icat edenleri iyiliklerle anıyorum. Akşam eve varış zamanımla oğlumun uyku saati arasında kalan kısa süre benim en değerli zamanım. Beni gün içinde görebileceği bu kısa süreyi mümkün olduğunca onunla geçirmeye çalışıyorum. Kısa bir yemek, eşimle sohbet ve uyumadan önce okunan birkaç sayfa kitabın ardından gün bitiyor. Hafta sonları biraz daha eğlenceli geçiyor tabi.

Çalışanlarınızın motivasyonunu sağlamak için ne gibi yöntemler kullanırsınız?

Onları demotive etmemenin en etkin yöntem olduğunu düşünüyorum. Şaka bir yana her bir birey kişilik özellikleri, deneyimleri, bilgi ve yeteneklerine göre farklı yöntemlerle motive oluyor. Bazılarının yönlendirmeye, bazılarının desteklenmeye, bazılarının karar alma serbestisine, bazılarının geribildirime, iş çeşitliliğine, yönetmeye, yönetilmeye, tek başına çalışmaya veya ekip halinde olmaya ihtiyacı olabiliyor. Yönetici olarak benim görevim çalışanlarımı tanıyıp, motivasyon ihtiyaçlarını doğru tespit edip ona göre davranmak. Ben bunu yapmaya çalışıyorum. Yöneticiler genellikle tüm çalışanlarını aynı şekilde ve büyük olasılıkla kendi motive olacağı şekilde motive etmeye çalışıyor. Bu yöntem tabi işe yaramıyor.

Aktif olarak çalıştığınız zamanlar dışında, kariyerinizi destekleyici aktivitelerde ne sıklıkla bulunuyorsunuz? Neler yapıyorsunuz?

Kariyerime ve işime en büyük desteği meslektaşlarımdan alıyorum. Bilgi ve deneyim paylaşımı beni çok besliyor. Bunun dışında insan kaynakları ile ilgili en yeni uygulamaları, trendleri takip ediyorum. Eğitimlere, panellere katılıyorum. Uzun süredir üyesi olduğum, hatta 2 dönem yönetimine seçildiğim PERYÖN (İnsan Yönetimi Derneği) İnsan Kaynakları Profesyonellerini bir araya getiren çok önemli bir platform. PERYÖN aktivitelerine katılmaya çalışıyorum. Ve tabi bol bol okuyorum.

durul-selcuk-insan-kaynaklari

Kariyerine yeni başlayacak olan arkadaşlarımız için tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

Bugünlerde kariyerine yeni başlayacak arkadaşlarımız 1990’lı yılarda dünyaya geldiler. Yani benim çalışmaya başladığım yıllarda. Aradan 20 yıl geçti ama iş hayatına dair her şey 20 yıla sığmayacak kadar çok değişti. Bu nedenle benim tavsiyem benim yaşımdakilerin tavsiyelerini dinlememeleri olacaktır. Yine de belki kulaklarında kalacak bir şeyler söyleyebilirim. İş hayatına başlamadan önce kendilerine dair doğru soruları sorup kendilerine samimi yanıtlar vermeye çalışmalılar. Ben kimim, hayattan ne istiyorum, hayata ne verebilirim, ne yaparsam mutlu olacağım, ne yapmazsam mutsuz olacağım, kendimi hangi alanda iyi görüyorum, hangi alanda çok da iyi değilim, ne olduğunda kendimi başarmış hissedeceğim. Buna benzer basit sorulara ilişkin kafa yormak iyi bir başlangıç olabilir. Bir de mutlu olacakları bir iş yapmaya çalışınlar. İşinde mutlu olan başarılı da oluyor. Yada tam tersi.

Profesyonellere ve kariyerine yeni adım atacak gençlere tavsiye edebileceğiniz filmler ve kitaplar var mı?

Bu tabi beni çok provake eden bir soru. Genel olarak kitap okuma alışkanlığı olan bir toplum değiliz. Kariyerine yeni adım atacak yani 20 li yaşlarındaki bir genç bu yaşına kadar klasiklerden herhangi bir kitap okumamışsa –ki genelde durum bu- ona Cehov, Tostoy veya Hemingway’den herhangi bir kitap okuyarak başlamasını önerebilirim. Kişisel gelişim kitapları tabi çok popüler bu günlerde. Ben bir süre sonra hepsinin aynı şeyi söylediği hissine kapılıyorum. Bu nedenle Türkçe’den okunacaksa çeviri kitaplardan çok Acar Baltaş, Üstün Dökmen, Doğan Cüceloğlu gibi kıymetli yazarların birkaç kitabını okuyarak başlamaları yeterlidir. Genelde çeviriler çok kötü. Son zamanlarda en keyifle okuduğum kitaplardan biri Malcom Gladwell’in Outliers ı oldu. Türkçeye de çevrildi. Özetlemek gerekirse çok başarılı insanların başarısının ardındaki asıl sırrı anlatıyor. Sırada okumayı bekleyen kitap Susan Cain’in Quiet. Kitabın kapağında “Konuşmaktan kendini alamayanların dünyasında içe dönüklerin gücü” yazıyor.

Bundan sonrası için gerçekleştirmek istediğiniz bir projeniz, hayaliniz var mı?

İnsan kaynakları alanında Alternatif Bank’ta gerçekleştirmeyi istediğimiz projeler şimdilik sürpriz olarak kalsın. Üniversitelerin insan kaynakları programlarında anlatılanlar çok kıymetli olmakla birlikte oldukça teorik. Ben 20 yılı aşkın bir süredir bu işi uygulayan biri olarak teorinin pratikte nasıl hayat bulduğunu üniversitelerde anlatmak istiyorum.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Alternatif Bank mensubu olmaktan çok mutluyum. Birlikte umarım çok güzel işlere imza atacağız.

 

Reklamlar