Aylık arşivler: Mart 2017

Teftiş Kurulu Başkanlığı

Organizasyon Şemamız

Teftiş Kurulu Başkanlığı; “Bilgi Teknolojileri Denetimi” ve “Bankacılık İştirakler Denetimi” bölümlerinden oluşmaktadır. Ekibimiz Mutlu Çalışkan yönetiminde toplam 17 kişiden oluşmaktadır.

Bilgi Teknolojileri Denetimi

Bilgi Teknolojileri Denetimi Bölümü toplam 2 kişiden oluşmaktadır. Yönetim Beyanı kapsamındaki COBIT denetimlerinin gerçekleştirilmesi, yıllık denetim planı kapsamında Bilgi Teknolojileri denetimlerinin gerçekleştirilmesi, Bağımsız Bilgi Sistemleri Denetimlerinin ve Sızma Testlerinin koordinasyonunun sağlanması, bağımsız denetimlerde tespit edilen bulgular hakkında BDDK’nın bilgilendirilmesi ve aksiyon planları hakkında BDDK ile iletişimin sağlanması bölümün faaliyetleri arasında yer almaktadır.

Bankacılık İştirakler Denetimi

Bankacılık İştirakler Denetimi Bölümü toplam 13 kişilik bir ekipten oluşmaktadır. Bankanın Genel Müdürlük Bölümleri ve Şubeleri ile İştiraklerinin faaliyetlerinin banka politikaları ve prosedürleri ile yasal mevzuata uygunluğunun uluslararası standartlara göre denetlenmesi, iş süreçlerinin etkinlik ve yeterliliğinin risk odaklı bakış açısıyla değerlendirilmesi Bölümün temel faaliyetleridir. Bununla birlikte,  inceleme ve soruşturma faaliyetlerini de yürütmektedir.

Reklamlar

Teftiş Kurulu ve Teftiş Kurulu Başkanımız Mutlu Çalışkan Hakkında Merak Edilenler…

Teftiş Kurulu Başkanımız Mutlu Çalışkan ile hem kendisi hem Teftiş Kurulu Başkanlığı üzerine gerçekleştirdiğimiz keyifli röportajın detaylarını paylaşıyoruz. Buradan kendisine bir kez daha  bizlerle paylaştığı samimi cevaplar için teşekkür ederiz.

Çocukluğunuzda hayal ettiğiniz meslek neydi?

Profesyoneller arasında yapılan uluslararası bir araştırmada, katılımcıların sadece 9 %’unun çocukluk hayallerindeki mesleği icra ettiklerini, %30’unun ise mevcut işleri ile çocukluk hayalleri arasında iyi kötü bir bağlantı olduğunu okumuştum. Ben tanıştığım bir Büyükelçiye duyduğum hayranlıktan ötürü çocukluğumda Diplomat olmayı isterdim. Hayallerindeki mesleği gerçekleştirebilen 9 %’un içinde olamasam da, sanırım 30 %’luk diğer grupta sayabilirim kendimi.

Kısaca kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?

1969 doğumluyum. Babamın mesleği nedeniyle çocukluğum farklı Anadolu kasabalarında geçti. 1979 yılında yatılı okumak için İstanbul’a geldim, o gün bu gündür İstanbul’dayım. 1987 yılında Galatasaray Lisesini, 1993’de İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümünü bitirdim. Üniversite yıllarında “Banka Müfettişliği” benim için net bir kariyer hedefi idi ve sadece bankaların bu pozisyonlarına başvurdum. Üniversiteyi bitirir bitirmez Garanti Bankası’nda Müfettiş Yardımcısı olup bu hedefimi gerçekleştirdim. Bankamızda ilk olarak 2003-2005 yılları arasında Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı olarak çalıştım. Bankacılık dışındaki dünyayı da tanımak için 2005 yılında ayrıldım ve Renault MAİS A.Ş.’de Muhasebe ve Bütçe Müdürü olarak çalıştıktan sonra 2008 yılında Alternatif Bank’a bu kez İç Kontrol Müdürü olarak döndüm. 2011 yılından bu yana da bankamızın Teftiş Kurulu Başkanı’yım.  Bunun yanı sıra  6 yıl süre ile Türkiye İç Denetim Enstitüsü’nün Denetleme Kurulu Üyeliğini ve Başkanlığını yaptım.  Evliyim, eşim Avukat, 16 yaşında bir kızım var.

10 yıldan uzun süredir Bankamızda çalışıyorsunuz. Alternatif Bank’lı  olmak sizin için ne ifade ediyor, bizlerle paylaşır mısınız?

Evet, 23 yıllık profesyonel kariyerimin yarısını Alternatif Bank’da geçirmişim. Öncelikle tüm samimiyetimle söylemeliyim ki, çalıştığım her iki dönemde de Bankam bana çok değerli olduğumu hissettirdi. Kendimi değerli hissetmek benim çalıştığım işyeri için olmazsa olmaz kuralım, o sebeple bunu bana sağladığı için bankama karşı minnet ve yüksek aidiyet hissi taşıyorum.  Alternatif Bank’daki kariyerim boyunca beni gerçekten dinleyen adil yöneticiler ile çalıştım. Bu şans eseri oluşan bir durum değildi, uzun yıllara dayanan kurum kültürünün önemli bir sonucu. Sözün özü sevdiğim işi, sevdiğim işyerinde, sevdiğim iş arkadaşları ile yapıyorum, bir çalışan daha ne ister ki.

Kariyeriniz boyunca sizin için kırılma anları var mıydı? Bunlar nelerdi?

Sanıyorum kariyerim açısından, 2008 yılında Alternatif Bank’dan bana ikinci kez gelen iş teklifi önemli bir kırılma noktasıydı. Aslında tekrar bankacılığa geri dönmeyi düşünmüyordum ama bankamın verdiği değer, duyduğu güven beni etkiledi. Böylelikle Bankacılık mesleğine yeniden dönmüş oldum.

Şansın ve rastlantının başarınızı etkilediği anlar oldu mu?

“Şanslı insanların şanslı olmalarının sebebi bizzat kendileridir” diye bir söz hatırlıyorum, Acar Baltaş’ın bir yazısındandı sanırım. İş hayatında şansa inanmıyorum, başarıyı da, başarısızlığı da doğa üstü güçlere bağlamak doğru gelmiyor bana. Kalıcı başarılar sorumluluk alarak sorunların üzerine gitmek ve onları çözmek ile kazanılıyor. Benim hayat tecrübem şanslı diye nitelendirdiğimiz kişilerin aslında olumlu düşünen, fırsatları yakalayan, kötü durumdan şikayet etmektense bunlardan gelecek için olumlu sonuçlar çıkaran kişiler olduğunu gösteriyor.

Sizin için Teftiş Kurulu Başkanlığı’nda çalışan bir personelin olmazsa olmaz nitelikleri nelerdir?

Bence tüm banka çalışanlarında olması gerekenler niteliklerden çok da farklı değil. Öncelikle iyi bir dinleyici olmak ve analitik düşünebilmek önemli. Etik kurallara ve değerlere uyum da şart. Bunun yanında çalışkan, disiplinli, dikkatli, objektif, işinde uzman, eğitici, yapıcı, dürüst, değişim ve gelişimde öncü ve önerici, iletişimde başarılı vb, liste daha da uzayabilir, ama bunların hepsinden önemlisi diğer insanların yaptıkları işe, fikir ve görüşlerine ve değer yargılarına karşı saygılı olmayı bir yaşam biçimi olarak benimsemiş olmalı.

Teftiş Kurulunun yanlış bilinen doğruları sizce nelerdir?

Benim en çok rastladığım yanlış bilinen husus “teftişin genellikle geçmiş işlemleri sorguladığı, hata aramaya, suçlu bulmaya ve cezalandırmaya çalıştığı” yönündeki değerlendirme. Bu hatalı değerlendirmenin nedenini banka müfettişliğin tarihinin 19. yüzyılın ortalarından itibaren gelişmeye başlayan bankacılığımız kadar eski olmasında aramak yanlış olmaz. Bunun 2000’li yıllar öncesindeki muhafazakar ya da klasik diye tabir ettiğimiz teftiş anlayışı için büyük ölçüde doğru olduğunu da ifade edebiliriz. Ancak 2000’li yıllar ile birlikte müfettişlik, geçmişe dayalı hata avcılığı şeklindeki görev anlayışını geleceğe dönük rehberlik etmeyi esas alan bir anlayışa bıraktı. Eksik ve yanlış bulmaya yönelik yargılayıcı konum da, sistemin geliştirilmesine dönük yol göstericilik ile yer değiştirdi. Bu yapıda cezalandırmadan ziyade ödüllendirme amaçlanıyor. Bunların bir sonucu olarak operasyon faaliyetlerine odaklı klasik denetim yaklaşımının yerini faaliyet ve süreç odaklı denetim yaklaşımı aldı.

Alternatif Bank Teftiş Kurulu olarak bizim yaklaşımımız da bu yeni modern yaklaşım ile paralel. Denetimin ilgi alanına tabii ki geçmiş de girer, ama asıl önemli olan bugün ve gelecek. Biz denetimi, kurumumuzun faaliyetlerini geliştirmek ve değer katmak amacını güden bağımsız ve objektif bir güvence ve danışmanlık faaliyeti olarak tanımlıyoruz. Risk yönetim, kontrol ve yönetişim süreçlerimizin etkinliğini değerlendirerek, bunları geliştirmeye yönelik sistemli ve disiplinli bir yaklaşım getirmeyi hedefliyoruz ve kurumumuzun amaçlarına ulaşmasına yardımcı olmaya çalışıyoruz.

Çok sık rastladığım bir diğer yanlış bilinen konu ise, denetlenenin, müfettişin denetim yaptığı konuda, o işe yıllarını vermiş kişi olan kendisi kadar bilgi sahibi olmasını beklemesi. Yani müfettişin işin detaylarını öğrenmek adına sorduğu bazı sorular “hiçbir şey bilmeden denetim yapıyor” gibi eleştirilere yol açabiliyor. Oysa, müfettişin görevi fiilen o işi yapmak değil, sadece denetimini yapmak. Müfettişin hiçbir zaman işi yapan kişiden daha iyi bilmesi beklenmez ve gerekmez, çoğu zaman bu mümkün de değildir zaten. Bizim beklentimiz ve önem verdiğimiz husus müfettişin denetlediği konuyu işin sahibinden daha iyi bilmesi değil, konunun nasıl denetleneceğini bilmesi ve bu konudaki metodolojiyi en iyi şekilde uygulaması.

Kariyeriniz boyunca hiç unutamadığınız bir anınız varsa bizimle paylaşır mısınız?

Aslında sadece benim değil, benim mesleğe ilk başladığım dönem ve öncesinde bu işi yapan tüm müfettişlerin ortak anısıdır sanırım. O dönemler henüz bilgi teknolojilerinin gelişmediği yıllar. Bu sebeple teftiş çalışmalarımızda dikkate alacağımız iç ve dış mevzuatı basılı olarak yanımızda taşımamız gerekiyordu. Ben Müfettiş Yardımcısı olarak ilk göreve başladığımda, Teftiş Kurulu Başkanlığı önceki dönemdeki tüm mevzuat dokümanlarını çok sayıda klasör içinde bana teslim etti. Tabii bu mevzuat dokümanlarını sürekli güncel tutmak gerekiyordu. Bu sebeple daha sonradan yayınlanan tüm dokümanları temin edip klasörlere yerleştiriyor, iptal edilenleri çıkarıp iptal klasörlerinde takip ediyordum. Zaman içinde klasörler dolusu evrak oluştu, bunları taşımak iyice güçleşti. Bir Şubenin teftişini bitirip diğer Şubeye başlayacağımda şubenin de yardımlarıyla klasörleri kolilere yerleştiriyor, ancak teftiş ve soruşturma yerlerini herhangi bir kimseye önceden açıklamak suç teşkil ettiğinden, oluşan 4-5 mevzuat kolisini hangi Şubede denetime başlayacağım belli olmasın diye Şubede emanete bırakıyordum. Yeni Şubeye başlayınca da eski Şubeyi arayıp kolilerin kargo ya da posta ile gönderilmesini talep ediyordum. Dolayısıyla koliler de benimle birlikte şehir şehir, şube şube geziyordu. Bugünkü elektronik imkanlar ve mevzuata erişimdeki kolaylıkları her gördüğümde, o dönemde mevzuata erişim için top yekün verdiğimiz bu efor bana hep ironik gelir.

Hayatınızda sizi etkileyen, idol olarak tanımlayabileceğiniz, örnek aldığınız bir kişi var mı? Varsa hangi yönleri sizi etkiledi?

Birlikte çalışma imkanı bulduğum için şanslı olduğumu düşündüğüm ve örnek aldığım bir yöneticim var, ama adı bende saklı kalsın.

Sizin pozisyonunuzdaki birinin bir günü nasıl geçer bizimle paylaşır mısınız?

Ben aslında güvercin olarak tabir edilen insanlardanım. Akşam erken yatmayı, sabah da erken kalkmayı seviyorum. Genellikle sabah sporumu yaptıktan sonra işime geliyorum. Bildiğiniz gibi Teftiş Kurulu Başkanlığımız AND Plaza’da yer alıyor. O günkü programıma göre AND Plaza ya da Elmadağ’daki ana binamıza gidebiliyorum. Departman içi ve dışı toplantılar, rapor değerlendirmeleri, müfettişler ve diğer banka personeli ile görüş alış verişleri, e-posta yazışmaları günlük çalışmalarımın önemli bir bölümünü oluşturuyor. Müfettişlerce yapılan tüm çalışmaları ve raporları yayınlanmadan önce mutlaka noktası, virgülüne kadar okurum. Görüş ve önerilerimi iletirim, incelenmesi gereken ilave hususlar olduğunu düşündüğümde ek inceleme isterim ve bunların sonuçlarını takip ederim. Ayrıca günlük işlerden bağımsız olarak, departman faaliyetlerinin iyileştirilmesine yönelik düşünmeye de muhakkak vakit ayırırım. Çok özel bir durum olmadıkça akşam yemeğini ailem ile birlikte evde yerim. Basketbol maçları dışında hemen hiç televizyon seyretmediğimi söyleyebilirim, bu sebeple akşam yemeklerimizde genellikle uzun uzun sohbet ederiz.

Müfettiş kavramı insanlarda genelde negatif algılanan bir terim. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

Müfettişlik mesleği ile ilgili negatif algının, 2000’li yıllar öncesinde mevcut olan klasik teftiş anlayışı döneminde hafızalara kazınan yanlış uygulamalardan kaynaklandığına inanıyorum. Bugünkü modern denetim dinamiklerinin kendi içinde herhangi bir negatif algılanacak unsur bulundurduğunu düşünmüyorum. Kaldı ki biz Alternatif Bank Teftiş Kurulu olarak, modern denetim dinamiklerini uygulamaya başlayan ilk kurumlardan biriyiz ve bu konuda geniş bir birikime sahibiz.

Konuyu biraz daha açmak gerekir ise, biraz önce de belirttiğim gibi, Türk bankacılığı 100-110 yıllık bir müfettişlik ve teftiş geleneğine sahip. Meslek bu süreçte özellikle 2000’li yılların başlarına kadar kendine özgü bir gelişim göstermiş. Mesleki disiplin, davranış kuralları ve yasaklar, hiyerarşi, iş başı eğitim esası, içe kapalılık, muhafazakarlık gibi kendi iç kuralları, teamülleri ve uygulamaları ile diğer görevlerden çok farklılaşmış. Muhakkak ki bu güç ortamında, denetim yapma yetkisinin ötesine geçen, kişileri ezen, tahakküm eden eylemler de yaşanmıştır. Bu hatalı yaklaşımlar müfettişi sevilmeyen bir noktaya getirmiş ve önemli iletişim başarısızlıklarına neden olmuş olabilir. Ayrıca o dönemde müfettişlerde sıkça görülen polisiye tavırlar da doğal olarak bu önyargıları daha da öne çıkarmış olabilir. Aslında bence bu kötü iletişim mesleğin icrası bakımından da riskli idi, yapılan teftiş çalışmalarında ilgili personelden sağlıklı bilgi edinilmesini de engelliyordu.

Ne mutlu ki, özellikle 2000’li yılların başlarından itibaren teftişin bu geleneksel yapısında değişimler yaşandı, çeşitli yasal ve idari düzenlemeler de bu değişimi hızlandırdı. Bir başka deyişle klasik teftişten çağdaş denetime geçildi. Bir anlamda müfettişliğin değişen görev anlayışı ile doğru orantılı olarak, zamanla katı teftiş anlayışı yerini demokratik insan ilişkilerine dayalı teftiş anlayışına bıraktı. Ancak bu değişime uyum sağlayan kurumlar olduğu gibi halen tam olarak uyum sağlayamamış olanlar da var. Benim bankamız çalışanlarından aldığım geri bildirimler Alternatif Bank Teftiş Kurulu olarak bizim bu konuda başarılı olduğumuzu gösteriyor. Bizim görüşümüze göre, bankadaki her faaliyet birbirinden farklıdır ve bankanın amacı bakımından önemlidir. Bu noktada beklenen her bir personelin kendi işini en iyi şekilde yapmasıdır.

Çalışanlarınızın motivasyonunu sağlamak sizin için ne kadar önemli? Bunun için için neler yapıyorsunuz?

Tabii ki çok önemli, olmazsa olmaz. Her çalışanı mutlu eden standart bir motivasyon uygulamasının mevcut olduğunu düşünmüyorum, herkes farklı faktörler ile motive oluyor. Ne mutlu ki her personelim ile doğrudan bire bir iletişim imkanına sahibim, onları bireysel olarak motive edebilecek faktörleri belirlemeye ve kişiye özel çözümler üretmeye gayret ediyorum. Zaten müfettişler de doğası gereği self-motivasyonları yüksek çalışanlardır, bu da benim işimi kolaylaştırıyor.

Boş zamanlarınızda hangi aktiviteleri yapmaktan keyif alırsınız?

Çok uzun yıllardır ara vermeden yaptığım spor benim boş zamanlarımı dolduran en önemli aktivitem. Aynı zamanda çok iyi bir basketbol seyircisi ve koyu bir Anadolu Efes taraftarıyım. Anadolu Efes’in İstanbul’daki maçlarını hemen hiç kaçırmadan tribünden izlerim.

Kariyerine Teftiş Kurulu Başkanlığı’nda başlayacak olan arkadaşlarımız için tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

Bankacılıkta müfettişlik dışındaki kariyer yolları belli bir alanda uzmanlaşmaya dayalı. Müfettiş ise, denetim alanında uzmanlaşmanın yanında, denetim yapabilmek için işi yapan uzmanı kadar olmasa da, bankacılığın her alanı ile ilgili bilgi sahibi olmak durumunda. Bankacılığın her konusuyla ilgili bilgi sahibi olmanın sonucunda ortaya çıkan bilgi ve görev çeşitliliği bence müfettişliğin diğer kariyer yolları ile kıyaslandığında en büyük avantajı. Bankacılıkta bu nitelikte bir imkan başka hiç bir kariyer yolunda yok. Bu da müfettişi bankacılığı her ayrıntısıyla öğrenmeye teşvik ediyor ve çok yönlü yetişmesini mümkün kılıyor. Müfettiş olmak isteyen adaylarımızın bunu bilmesini ve kendi uzun vadeli kariyerleri açısından müfettişlik yaptıkları süre boyunca bu imkanı çok iyi değerlendirmelerini öneriyor ve önemsiyorum.