Aylık arşivler: Haziran 2017

Bilgi Teknolojileri & Operasyon Grubu COO’muz Tanol Türkoğlu Hakkında Merak Edilenler..

Bilgi Teknolojileri ve Operasyon Gruplarından sorumlu COO’muz Tanol Türkoğlu ile kendisine ve kariyerine dair  gerçekleştirdiğimiz keyifli röportajın detaylarını paylaşıyoruz. Buradan kendisine bir kez daha  bizlerle paylaştığı samimi cevaplar için teşekkür ederiz.

Çocukluğunuzda hayal ettiğiniz meslek neydi?

İlkokuldayken kendime kağıttan bir kartvizit yaptığımı, ismimin altına “Atom Mühendisi, Bilgisayar Mühendisi” yazdığımı anımsıyorum. Bu arzum şu şekilde gerçekleşti: Üniversite sınav sonuçları açıklandığında ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği’ni kazandığımı öğrendim. Diplomamı almak ve öğretmenlere, müdüre veda etmek için mezun olduğum liseye gittim. Eylül ayı, yeni sömestir başlıyor. Kabataş Erkek Lisesi, Anadolu’dan çok yatılı alırdı o yıllarda. Başmuavinin yanına gittim. Baktım bir veli ve yanında da oğlu, konuşuyorlar. Başmuavin beni görünce biraz da okulun başarısını veliye göstermek üzere yanına çağırdı, tanıttı, bilgisayar mühendisliğini kazandığımı söyledi. Veli oğluna dönüp şöyle dedi: “Bak oğlum görüyor musun, ağabeyin atom mühendisi olacakmış!” Böylece tek lisans okuyarak double-major yapmış ve hayalimi gerçekleştirmiş oldum. 🙂

Kısaca kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?

1967 İstanbul doğumluyum. Üniversiteye dek İstanbul’da okudum; babamın işi gereği Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde “bulunmadım”. Üniversite için İstanbuluma beş yıl ara verip Ankara’ya gittim. 1989’da mezun olduktan sonra önce Yapı Kredi Bankası’nın müstakil bilgi işlem firması Bilpa A.Ş.’de iş hayatına atıldım. 2000 yılına dek orada çalıştım. 2000 – 2002 arasında İktisat Bankası’nda bilgi işlemden sorumlu koordinatör olarak yer aldım. Banka krizi atlatamadı. 2002’de Şekerbank’a geçtim. Orada da Alternatif Bank’ta çalışmaya başladığım Aralık 2014’e dek CIO olarak çalıştım. “Oradaydım şimdi de buradayım!” Bunun yanısıra 1998’den beri bilim dergilerinde haftalık olarak dijital kültür, bilgi toplumu, sosyal medya, internet konularında makaleler yazıyorum. Bu çerçevede beş tane kitabım yayınlandı. Beşincisi Digito Ergo Sum (Dijitalim Öyleyse Varım) adıyla Haziran 2017’de piyasaya çıktı. Öte yandan zaman zaman üniversitelerde “Dijital Kültür”, “Bilgi Toplumu”, “Dijital Pazarlama” ve “e-Ticaret” adlı dersleri veriyorum.

2,5 yıldır  Bankamızda çalışıyorsunuz. Alternatif Bank’lı  olmak sizin için ne ifade ediyor, bizlerle paylaşır mısınız?

Alternatif Bank benim için genç, dinamik, gelecek vaad eden bir banka. Bu özelliklere sahip bir bankada çalışmak bana dinamizm katıyor. Ayrıca böyle bir bankayı sektörde hak ettiği üst sıralara taşımakta olan ekibin bir parçası olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Kariyeriniz boyunca sizin için kırılma anları var mıydı? Bunlar nelerdi?

Zurnanın son deliği olarak başladığım Yapı Kredi camiasında on yılı aşkın bir süre çalıştıktan sonra ilk üst düzey görevim için İktisat Bankası’na transfer olmuştum. Sekiz ay sonra 2001 başında anayasa kitapçığı krizinin artçı etkisi çerçevesinde çalıştığım banka TMSF’ye devredildi. Aynı yıl 11 Eylül olayı oldu. 2001 yılı bankacılık ve bankacılar için sektörün, mesleğin taban yaptığı bir dönemdi. Pek çok meslektaşımız sistemin dışında kaldı. Kalanlar sektörün daha sağlam bir şekilde yoluna devam etmesi için emek sarf etti, ediyor.

Şansın ve rastlantının başarıyı etkilediğine inanır mısınız?

Derinlemesine irdelendiğinde rastlantı (ve şans) diye bir şeyin olmadığı anlaşılacaktır. Biliminsanlarının da ortaya koyduğu gibi evren sürekli bir devinim halinde ve devinim kesintisiz olarak bir sebep-sonuç döngüsüne göre gerçekleşiyor. Hangi sebeplerin ne tür sonuçlara neden olduğu konusunda ne derece derin bir algımız, düşüncemiz, becerimiz varsa rastlantı olgusu da o derece ortadan kalkar. Belki de bu nedenle dijitalleşme, ileri teknolojik imkanlar “rastlantı” olgusunu her gördüğü yerde avlayıp yere seriyor: Bilginin toplanması ve yeniden üretilmesi bu becerilerimizin gelişmesine neden oluyor. Pi sayısını 3,14 olarak değerlendirirsek rastlantı ve şans devreye girer; oysa 3,14159265358… olarak ele alırsak rastlantı ve şans … ötesine kadar geri çekilir. Meraklılarına Kaos Teorisi ile ilgili kitaplar okumalarını öneririm.

Sizin için Bilgi Sistemleri Grubunda çalışan bir personelin olmazsa olmaz genel nitelikleri nelerdir?

Bence çalışmayı seven bir mizaçta olmaları gerekir. Çalışmayı seven birisi, bilgi işlem dünyasında hiçbir zaman sıkılmaz. En rutin görünen bir iş bile yeri geldiğinde rutin olmadığını size ispatlar. Bilgi işlem her gün yeni bir şeyin icat edildiği dinamik bir dünya. Bu dinamizmi günlük iş deneyimimize nasıl getirebiliriz refleksi ile çalışmalı. İkinci temel özellik “eleştirel düşünce” becerisinin gelişmiş olmasıdır. Bu her şeyi eleştirmek anlamında değil, her şeyi sorgulamak anlamında önemlidir. Özellikle istisnai durumları tespit etmede bu çok önemlidir. Bir diğer özellik ise sonuç odaklı olmaktır. Hepimiz gemiyi limana getirip getirmediğimize göre değerlendiriliyoruz; yolda başımıza gelen fırtınaları atlatmış olduğumuza bakılarak değil. Son olarak da herkesle güzel, yapıcı, örnek teşkil edecek bir iletişim içinde olmak gerekir.

Kariyeriniz boyunca hiç unutamadığınız bir anınız varsa bizimle paylaşır mısınız?

Pek çok anım var. Ancak ilk yıllardaki “teknolojik anılarım” bana daha anlamlı geliyor. Örneğin daha ikinci yılımda özel tür bir kiosk cihazını kodlama görevim vardı. Altyapı yazılımını geliştiren ekip global şirketin  İskoçya ofisinde görevliydi. Verdiğim geribildirim tüm dünyada yazılımı güncellemelerine neden oldu. Yedinci senemde otuz yıllık banka yazılım mimarisini 90ların mimarisi ile “konuşturmamız” gerekiyordu. Bir meslektaşımla birlikte kafa kafaya verip mimari bir model geliştirdik. Bankanın tüm alternatif dağıtım kanallarını bunun üzerinden birbiri ile bağladık. Aradan yıllar geçti kurmuş olduğumuz o modelin hazır muadillerinin piyasada birkaç milyon dolara satıldığını öğrendik. O sıralarda çalıştığım bankanın ATM ağı maaş ödemelerinin yapıldığı günlerde çok yavaş çalışıyor, bu da müşteri memnuniyetsizliğine neden oluyordu (örn. şubeleri basıyorlardı). Öyle ki tüm üst yöneticiler monitörlerin başına toplanıp sistem durdu mu durmadı mı diye kontrol ederlerdi. ATM yazılımı dışarıdan alınmıştı. Ekipteki arkadaşlarla bir şey yapıp yapamayacağımızı konuştum. Bir arkadaş daha önce hiç denenmemiş bir model önerdi. Detaylı anlattırdım. Model aklıma yattı. Onu destekleyip altı ay boyunca o projeye odaklanmasını sağladım. Yeni model devreye girdi. Yöneticilerimiz bir daha monitörlerin başına bile uğramadı. Sanırım ondan olacak bize teşekkür etmeyi de unuttular!

Hayatınızda sizi etkileyen, idol olarak tanımlayabileceğiniz, örnek aldığınız bir kişi var mı? Varsa hangi yönleri sizi etkiledi?

Hayatımın çeşitli dönemlerinde farklı kişileri rol model olarak değerlendirdim. Bu çoğunlukla o dönem daha yoğun iletişim içinde olduğum kişiler arasından ortaya çıktı. Ortak özelliklerine baktığımda beni cezbeden noktanın liderlik ve yöneticilik sanatları olduğunu söyleyebilirim. Her üst düzey yöneticinin bir yönetim sanatı vardır bence. Rol model olarak aldığım kişiler için bu sanatı oluşturan yapı taşlarının ne olduğunu analiz etmek ve oradan kendime neler çıkarabilirim diye değerlendirmek bana hep cazip geldi. Şunu gördüm ki toplumsal bir devinim içindeyseniz azami özen göstermeniz gereken en temel şey, yürünmekte olan yola o topluluğu oluşturan her bireyi ortak edebilmektir. O ortak yürüyüş aynı zamanda her bireyin kendi şahsi yürüyüşü olabilmelidir. Elbette ki lider vizyon vermede, yönü belirlemede daha sorumlu ama yürüyüş herkesin sahiplendiği, kendine mal ettiği, içinde kişisel bir şey bulduğu türden olmalıdır.

Sizin pozisyonunuzdaki birinin bir günü nasıl geçer bizimle paylaşır mısınız?

Sosyal medya sitelerinden zaman zaman güdümlü reklam alıyorum. COO’lar için t-shirt. Birisinin üstünde şöyle yazıyor: “Ben bir COO’yum. Sana ait olduğu halde varlığını bile bilmediğin sorunları, senin anlayamayacağın yollardan çözerim”!  Bu sanırım bir günümün nasıl geçtiği konusunda bir fikir vermiştir.

Çalışanlarınızın motivasyonunu sağlamak sizin için ne kadar önemli? Bunun için için neler yapıyorsunuz?

Çok önemli. Acil durumlarda birebir iletişim ile meslektaşımın bakış açısını genişletmeye çalışırım. Motivasyon eksikliği bence bakış açısının daralmasıyla ilgili. Çoğunlukla da bu o an ortaya çıkan zorunlu bir durumdan kaynaklanır. Orta vade de ise her fırsatta doğrudan veya dolaylı iletişim ile o ünlü anektodda olduğu gibi “bir duvar örmediğimizi, dev bir katedral inşa etmekte olduğumuzu” anımsatırım. Yaptığınız şey ne olursa olsun, onda şahsen keyif duyacak bir unsur bulamıyorsanız o iş sizin için angarya haline gelir. Oysa Konfiçyüs’e atfedilen şu söz çok anlamlıdır: “Sevdiğiniz işi yapın; yoksa hayat boyu çalışmak zorunda kalırsınız”. Severek yapılan iş bir haz, bir lezzettir. Ondan hiçbir zaman sıkılmazsınız. O nedenle demişler sanırım: “Cennet, çalışmaktır!”

Profesyonel kimliğinizin yanında bir de yazar kimliğiniz var. Şimdiye kadar yayınlanmış bildiğimiz kadarıyla 5 kitabınız var. Hatta biri yakın zamanda yayınlandı.  Kitap yazmaya nasıl başladınız? Genelde dijital kültür üzerine kitaplar yazıyorsunuz. Bundan sonrasında da bu şekilde mi ilerleyeceksiniz?

Beni makale yazmaya iten iki unsur vardı. Birincisi mesleğimdeki gelişmeleri, ilerlemeleri yakından izlememi sağlayacak bir araç olması. İkincisi de kuşaklar arasında giderek artan bir “teknolojik uçurum”un (bugünkü adıyla dijital uçurum) oluşması ve bunu kapatma konusunda kendimi bir şeyler yapmak zorunda hissetmem. Yani benim için kişisel bir sosyal sorumluluk projesidir. Bu ikinci nedenle, mesleki değil de teknolojik açıdan ortalama bilgi düzeyindeki kitlenin okuduğu bir yayını hedefledim. Yazı dilimi de buna göre belirledim. Örneğin yetmiş veya seksen yaşını aşmış, okuduklarımı anlayan okurlarım var bugün. Kitaplar da bu süreçte üretilen şeyler kalıcı hale gelsin diye oluşturuldu. Bu alanda ürün vermeye devam etmeyi hedefliyorum. Belki bir gün başıma bir taş (veya elma) daha düşer, kalkar başka konularda da yazmaya başlarım.

Boş zamanlarınızda hangi aktiviteleri yapmaktan keyif alırsınız?

Kitapseverim. Kitap okumayı, kitap toplamayı seviyorum. Son yıllarda imzalı kitap koleksiyonu yapma merakı uyandı. Tabii burada da belli bir sistem oluşturdum (gülüşmeler). Oturup Türk Edebiyatı’ndan belli yazarları belirledim. Onların tüm külliyatlarının dökümünü çıkardım (hangi yıl, hangi yayınevinden, hangi kitabını çıkarmış) sonra da bunları toplamak üzere arayışa geçtim. Kitap mezatları ile tanıştım. Hatta AND binamızda mezatlar da yaptık ve çok güzel geri bildirimler aldık. Bunun dışında bana keyif veren şeylerden birisi de İstanbul’un eski semtlerinde gezmek ve fotoğraf çekmek. Ayrıca gittiğim bir yerdeki kıyıda köşede kalmış, “esnaf lokantası” kıvamında lezzet duraklarını keşfetmeyi seviyorum. Bu konuda bir blog sitem de var (pisbogaz.wordpress.com).

Profesyonellere ve kariyerine yeni adım atacak gençlere tavsiye edebileceğiniz filmler ve kitaplar var mı?

Bugün dünya daha çok veriyi işler hale gelmesinin de sonucu olarak, her alanda topyekun “holistik” bir bakış açısına da geçiyor. Bunun popüler kültürde gündeme gelmesi Paris’teki 68 Olaylarına dayandırılabilir. Dönemin favori düşünürlerinden Herbert Marcuse’un “Tek Boyutlu İnsan” kitabı dünyaya at gözlüğü ile bakmaya karşı bir eleştiridir. O gün üç boyutlu bakmak önemliydiyse bugün “çok boyutlu” bakmak zaruri. O çerçevede ben kariyerine yeni başlayanlara hem mesleki konuları içeren eserleri hem de bambaşka alanlardakileri tavsiye ederim. Yeter ki bitince “tüketmiş” olmasınlar. Dünyadaki herhangi bir alanda neden bu kadar çeşitlilik var bunu anlamaya çalışsınlar. Bu kapsamda ilk aklıma gelen filmler : Surrogates, A.I., Bladerunner, Too Big To Fail, Margin Call, The Big Short, Her, Eşkiya, Babam ve Oğlum, Issız Adam, Kış Uykusu. Önereceğim yazarlar ise Abasıyanık, Tanpınar, Latife Tekin, Enis Batur, Cem Akaş, Borges, Umberto Eco, Ursula K. Leguin. Bu yazarların herhangi bir kitabını öneririm.

Kariyerine Bilgi Teknolojileri Grubunda başlayacak olan arkadaşlarımız için tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

Çok çalışsınlar, kendilerini hep yenilesinler, bulundukları pozisyona hep meydan okusunlar, iletişim becerilerini geliştirsinler, önce ekibin üyesi olsunlar, sonra ekibin lideri. Sadece iş dünyası değil hayatın her alanında tespit ettikleri bir problem varsa bunu çözüme kavuşturmanın kendi sorumlulukları  içinde DE olduğunu varsayarak reaksiyon göstersinler, benim işim değil demesinler. Yaşama ve insanlara karşı samimi olsunlar. Kendileri gibi olsunlar. “Kendi” denilen şeyin sürekli güncellenmesi gereken bir şey olduğunu da unutmasınlar.

Bundan sonrası için gerçekleştirmek istediğiniz bir projeniz, hayaliniz var mı?

Mesleki olarak hayalim, Alternatif Bank’ın gerek iç süreçleri gerekse de müşterilerimize verdiğimiz hizmet açısından “dijital banka” olmasını sağlamak. Bu alandaki bilgi birikimimizi hissedarımızın diğer yatırımlarına da ihraç edebilmek. Hobiler açısından daha çok okumak, daha çok yazmak, kilo almadan yeni duraklarda yeni lezzetler keşfetmek. 🙂

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Tanrılar Okulu kitabından bir sözle bitirelim: “Dünya böyle olduğu için sen böyle değilsin; sen böyle olduğun için dünya böyle”.

Reklamlar

Başarı Hikayesinin Adı : Emrah Akdemir

Hepimiz hayatın koşuşturmacası içerisinde ufak tefek şeylere takılarak kendimizi sıkabiliyorken bu umut dolu başarı hikayesi yüzümüzü biraz olsun gülümsetecek, içimizi ısıtacak.. Hazine Operasyon Bölümü Uzmanımız Emrah Akdemir’e içten paylaşımları için teşekkür ediyor, başarılarını tebrik ediyor ve devamını diliyoruz.

Kısaca kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?

Ben 4 yıl önce bacağımı kaybettim. Bir insanın bacağını kaybetmesi kulağa çok kötü gelse bile o kadar da kötü değil. Bacağımı kaybetmiş  olmam sadece hayallerimi farklı yönde değiştirdi. Sosyal hayatımda bir farklılık olmadı çünkü kendimi engelli biri olarak görmüyorum. Bu özelliğim sayesinde iş hayatımda da başarılı olduğuma inanıyorum. Unutulmamalı ki hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır.

2017 Nisan ayından bu yana  Bankamızda çalışıyorsunuz. Alternatif Bank’lı  olmak sizin için ne ifade ediyor, bizlerle paylaşır mısınız?

Daha önce 3 ayrı bankada çalıştım ama kısa sürede Alternatif Bank’ın bana gösterdiği şey Mutlu çalışma ortamı oldu. Kendimi buraya ait hissediyorum Alternatif Bank ailesine katıldığım için çok gururluyum.

Profesyonel kimliğinizin yanında bir de Futbolcu kimliğiniz var. Ampute Futbol Avrupa Şampiyonası Milli Takım hazırlık ve seçme kampına katıldınız. Futbol’a ne zaman başladınız? Bize futbol kariyerinizden ve başarılarınızdan kısaca bahseder misiniz?

Futbola ilk olarak Pendik Ampute Spor Kulübü’nde başladım. 1.Ligde Şampiyon olarak Süper Lige çıktık. Daha sonra transfer olarak Şişli Yeditepe Spor Kulübüne geçtim. Geçtiğimiz yıl Süper Ligi 3. Sırada bitirdik ve Türkiye kupasında 2. Olduk. Bu yıl ise Süper Ligi 2. Sırada bitirdik, her yıl başarı grafiğimiz yukarı çıkıyor. Önümüzde ki sezon Şampiyon olmayı hedefliyoruz.

Geçtiğimiz haftalarda katılmış olduğunuz kamp sürecinden bahsedermisiniz?

Bu yıl Avrupa Şampiyonası ülkemizde düzenlenecek ve şampiyonada oynayacak kadroyu oluşturmak için düzenlenen Milli Takım Kampına davet aldım. Tabi ki Milli takım kampına katılmak her futbolcunun hayalidir. Bana bu şansı tanıyan Milli Takım Hocamız Uğur ÖZCAN ve Yardımcısı Fatih ERDAŞ Hocama çok teşekkür ederim.

Başınızdan geçen talihsiz süreç sonucunda zor bir dönem yaşamışsınız. Bu dönemi güçlü bir şekilde atlatarak hem profesyonel  kariyerinizde hem de futbol kariyerinizde başarılı noktalara geldiniz. Yaşadığınız zorlukları atlatmanızı ve bu başarılara ulaşmanızı neye borçlusunuz?

Şükretmeye borçluyum. Ne yaşarsam yaşayayım bunun benim imtihanım olduğunu biliyorum. Evet zor süreçlerdi ama isyan etmeden ailemin de desteğiyle bu süreçleri atlattım, şimdi hayatımdan çok mutluyum. Protez kullanıyorum, normal bir insandan farksız olarak her şeyi yapabiliyorum.

Kariyerine yeni  başlayacak olan arkadaşlarımız için tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

Öncelikle kendilerini engelli biri olarak görmemeleri lazım. Her zaman kendine bir hedef belirlemeleri ve çok çalışmalarını tavsiye ederim. Gittikleri yola inanıyorlarsa attıkları adımdan korkmasınlar. İnsanları hayallerine ulaştıracak en önemli şey cesaretleridir.

Bundan sonrası için gerçekleştirmek istediğiniz bir projeniz, hayaliniz var mı?

Öncelikle Milli Takımda kalıcı olmak istiyorum. Hedeflerimin arasında Milli Forma ile Avrupa ve Dünya Şampiyonu olacağına inandığım kadroda bulunmak var. İnşallah çok çalışarak hayallerime ve hedeflerime ulaşacağıma inanıyorum. Futbolculuk dışında da Marmara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesini bitirerek bu alanda da kendimi geliştirmek ve genç sporculara eğitim vermek istiyorum.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Milli Takım Kampına katıldığım durumlarda izinli sayılmam hususunda destek olan Birim Müdürüm Oğuz Polat ve İşe Alım ve Kariyer Yönetimi Müdürü Fulya Soğuk Hanım’a çok teşekkür ederim.

“Güneşin doğduğu her ufukta, umuda bir yol bulunur” güzel bir gelecek için umudunuzu kaybetmeyin sevgiyle kalın.