Aylık arşivler: Ekim 2017

CRO’muz Demet Çaldağ Hakkında Merak Edilenler..

Kısaca kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?

25 yıllık bankacıyım. Alternatif Bank’a gelene kadar 6 yılı ING Amsterdam’da olmak üzere 22 yıl SAMBA, ABN AMRO ve RBS gibi uluslararası bankalarda görev aldım. Kariyeme Kurumsal Bankacılık ile başlayıp, daha sonra Krediler, Yapılandırılmış Finansman Kredileri ve Proje Finansmanı gibi departmanlarda çalıştım. Alternatif Bank’a gelmeden önce son olarak 8 yıldır sürdürdüğüm ABN AMRO/RBS Turkiye’nin CRO’luğu görevine ilave olarak son 4 yılda da Türkiye’nin de dahil olduğu Orta & Doğu Avrupa, Orta Doğu & Kuzey Afrika Bölgelerinin Kurumsal Krediler Managing Director’ı idim.

19 yıllık evliyim, 15 yaşında bir oğlum, 9 yaşında bir kızım var.

Çocukluğunuzda hayal ettiğiniz meslek neydi?

Açıkçası özel bir meslek hayalim yoktu. Ama profesyonel hayatta yer alacağımı çok iyi biliyordum. Hep calışan bir anne olacağımı söylediğimi hatırlıyorum :).

3  yıldır  Bankamızda çalışıyorsunuz. Alternatif Bank’lı  olmak sizin için ne ifade ediyor, bizlerle paylaşır mısınız?

Alternatif Bank’a geliş nedenim 22 yıllık uluslarası bankacılık kariyerimde edindiğim tecrübelerimi Alternatif Bank’ın değişim sürecinde kullanarak bankanın Türk Bankacılığı’nda lig atlama hedefinde katkıda bulunmaktı. Bu bağlamda son 3 yıldır Alternatif Bank’ın değişiminde ciddi payım olduğuna inanıyorum. Bu dönemde yaptığımız yapısal değişikliklerle Alternatif Bank’ı bundan sonraki büyümesi için sağlam temellere oturttuğumuza inanıyorum. Alternatif Bank’lı olmak, bana değişimi, odaklanmayı ve sürekli gelişimi ifade ediyor. Ancak bunların hiçbiri kolay olmuyor, bunların yanında “sabır” da olmazsa olmaz.

Kariyeriniz boyunca sizin için kırılma anları var mıydı? Bunlar nelerdi?

Kariyerimde birkaç kırılma noktası sayabilirim. İlki 1998 yılında, 6 yıldır Türkiye piyasasında Kurumsal Bankacılık alanında çalıştıktan sonra, ING Bank’ın Amsterdam’daki genel müdürlüğünde işe başlamam oldu. Burada çalıştığım 6 yılda önce Orta & Doğu Avrupa Krediler, sonra Yapılandırılmış Finansman Kredileri (Structured Finance Credit) ve en son olarak da Enerji alanında Proje Finansmanı departmanlarında aldığım görevler sayesinde uluslararası bankacılık alanında kendimi ciddi şekilde geliştirme imkanı buldum.

İkinci kılıma noktası 2004 yılında Amsterdam’dan Türkiye’ye dönüşüm oldu. Kariyerime bir süre ara vermeyi düşünürken, Türkiye’ye taşındıktan sonra sadece 2 hafta gibi kısa bir süre sonra ABN AMRO Bölge Kredileri Başkan Vekili olarak iş teklifi aldım. ABN AMRO’daki bu görevi kabulümle birlikte geçen 10 yıllık süre içinde sürekli yapı değiştiren ve 2008 krizinden hemen önce RBS tarafından satın alınan bankada Kıdemli Müşteri Temsilciliği, ABN AMRO Türkiye CRO’luğu ve Kurumsal Krediler Bölge yöneticiliği gibi çeşitli görevler aldım.

ABN AMRO’yu satın aldıktan sonra 2008 krizi ile birlikte batma noktasına gelen ve bundan başarı ile çıkmasını bilen RBS’in yeniden yapılanmasında da Üst Düzey Yönetimin bir parçası olarak ciddi görevler almamın da profesyonel anlamdaki gelişimime ciddi katkısı olduğuna inanıyorum. Bir anlamda 2008 sonrası dönem de kariyerimde üçüncü kırılma noktası diyebilirim.

Şansın ve rastlantının başarıyı etkilediğine inanır mısınız?

Bir yere kadar.  Ama tek başına yeterli değil maalesef. Çok çalışmak, organize ve planlı olabilmek, kendi kendini motive edebilmek, inisiyatif alabilmek, doğru ilişkileri kurup sürdürebilmek ve vazgeçmemek bana göre başarının en önemli anahtarları. Sürdürülebilir başarı için şans ve raslantı yanında bir o kadar da bunları iyi kullanacak yeterli donanıma sahip olmak gerektiğine inanıyorum. Buradaki önemli ifade “sürdürülebilir başarı”; şans ve rastlantı her zaman karşımıza çıkabilir ama gerekli altyapı yoksa bunların getirdiği başarı ancak anlık olabilir.

Sizin için Risk Yönetimi Grubunda çalışan bir personelin olmazsa olmaz genel nitelikleri nelerdir?

Kesinlikle analitik bakış açısı ve detayların büyük resme etkisini görebilme. Risk Yönetimi veriyi doğru analiz ederek bu verinin bize ne anlattığını kavrayıp üst yönetime stratejik anlamda yön vermekle sorumludur. Yine burada “sürdürülebilirlik”ten söz edeceğim. İster banka olun ister kurumsal bir şirket, hissedarların birinci beklentisi “sürdürülebilir karlılık” tır. Bu konuda sürdürülebilirliği yakalayabilmek de ancak riskleri doğru tespit edip doğru yönetmekle mümkün olabilir. Bu sebeple tüm Risk Yönetimi birimlerinin kesin ve doğru analizlerle bu desteği sağlaması çok önemlidir.

İkinci önemli nitelik Risk Yönetimi’nin “bağımsız” olması gerekliliğidir.  Bankamızda oturtmaya çalıştığımız risk kültüründe riski oluşturan ve gelire çeviren birimlerin (yani İş Kolları’nın) bankanın birinci savunma hattını, Risk Yönetimi Birimlerinin ikinci savunma hattını ve İç Kontrol ve Teftiş birimlerinin de üçüncü savunma hattını oluşturur. Bu bağlamda Risk Yönetimi çatısı altında görev olan birimlerin, ister Krediler olsun, ister Yapılandırma & Yasal Takip, ister Risk Yönetimi Grubu, riski yaratan birimlerden “bağımsız” olması Basel tarafından da istenen çok önemli bir gereklilik.

Kariyeriniz boyunca hiç unutamadığınız bir anınız varsa bizimle paylaşır mısınız?

Kariyerimde her zaman en keyif aldığım anlar uzun süre üzerinde çalışılan projelerin başarı ile sonuçlanması olmuştur. Bunun en güzel örneklerini ING Amsterdam’da Proje Finansmanı departmanında çalışırken yaşadım. Proje finansmanları tamamlanması çok uzun süren işlerdir. Tüm proje ve finansman dökümanlarının tamamlanıp, tüm şartların yerine getirilip ilk kredi diliminin kullandırılması aylar, hatta bazen yıllar alır. Benim ING Bank’daki liderliğini üstlendiğim Ankara’da yatırımı yapılan Baymina adlı doğal gaz santrali projesinin finansmanının tüm evrelerden geçerek tamamlanması 2 yılı aşkın bir süre aldı. 7 adet uluslararası bankanın yanında IFC, OPIC, US EXIM gibi milletlerarası kuruluşların katılımı ile gerçekleştirilen proje finansmanın imza töreni Washington’da gerçekleşti. Tüm dökümanların bütün  katılımcılarca imzalanması 10 saatten fazla sürdü. İmzaların atıldığı günün gecesinde tüm bankaların temsilcilerinin katıldığı kutlama yemeğinde herkeste tatlı bir yorgunluk ve uzun süren çalışmanın sonunda başarılı olmanın verdiği büyük bir keyif vardı. Benim açımdansa bu kadar uzun soluklu bir çalışmanın sonunda hayatımda ilk kez gittiğim Washington’da bir imza törenine katılmak ve yine bu şehirde bulunan IFC binasında bulunmak unutamayacağım anılarım arasındadır.

Hayatınızda sizi etkileyen, idol olarak tanımlayabileceğiniz, örnek aldığınız bir kişi var mı? Varsa hangi yönleri sizi etkiledi?

Özellikle idolüm diyebileceğim tek bir kişi yok. Kariyerim boyunca çok değerli profesyonellerle çalıştım. Hepsinden de çok farklı şeyler öğrendim. Ancak illa bir isim vermek gerekirse 2008 krizi ile birlikte RBS Grubu’nun CRO’luğu görevine getirilen Nathan Bostock’u söyleyebilirim. 2008’de bankanın 5 yıllık planı içerisinde ortaya konulan vizyonun ve risk stratejisinin oluşturulmasında, iletişiminde ve aksiyona konulmasında çok önemli rol oynamış ve grubun tüm risk profesyonellerine bu vizyonun aktarılmasında onun etkili iletişimi benim çok dikkatimi çekmişti.

Birlikte çalıştığım ve örnek aldığım tüm liderlerde beni en çok etkileyen özellikler arasında “etkili iletişim”, “profesyonel anlayış”, “banka menfaatlerini her zaman kişisel menfaatlerinin önüne koyma”, “kısa vadeli kazanımlar yerine sürdürülebilir başarıya odaklanma” yı sayabilirim.

Sizin pozisyonunuzdaki birinin bir günü nasıl geçer bizimle paylaşır mısınız?

Ben her zaman planlı çalışmayı seven biri olmuşumdur. Haftalık plan yaparım,  yönetim seviyesi rutin toplantılar dışında kalan diğer toplantılarımı da önceden planlayarak ajandama oturtmayı severim. Toplantıların etkili geçmesi için mutlaka ajandalı ve sonrasında notları ve aksiyonları olan toplantılar yönetmeyi tercih ederim. Böylece hem toplantılar daha verimli geçer hem de hedeflenen işlerin takibi de daha kolay olur.

Planlı toplantılar dışında sürekli olarak birlikte çalıştığım arkadaşlarla bir araya gelerek gündem konularının üzerinden geçerim, desteğe ihtiyaçları olan yerlerde devreye girmeye çalışırım, üst yönetime verilecek raporlamalar için onları yönlendiririm. Ekiplerime inisiyatif alanı bırakmayı tercih ederim, mikro yönetimden kaçınırım. Onların detaylara benden daha hakim olmasını beklerim, bense pozisyonum gereği sonuçları analiz ederek üst yönetim ve yönetim kurulu’nu stratejik olarak yönlendirecek sonuçları onlarla paylaşırım.

Sorunun cevabı için yazdıklarıma şöyle bir dönüp baktım da, sürekli toplantılardan bahsetmişim 🙂 Galiba benim pozisyonumdaki biri sürekli olarak toplantı yapıyor :).

Şaka bir yana zamanımın büyük kısmını doğal olarak kredi ile ilgili konular dolduruyor. Ya kredi komitelerine katılıyorum, ya da komiteye gelmesi planlanan ya da yetkideki dosyaları Gökhan Bey ve Kerim Bey ile konuşuyor olurum. Bana direk raporlayan arkadaşlarım dışında diğer Müdür, hatta Müdür Yardımcısı veya uzman arkadaşlarla direk olarak kredi konuşurum. Türev işlemlerle ilgili hem türev portföyü hem de işlem bazında Hazine Satış ve Piyasa Riski birimleri ile irtibat halinde olurum.

Günlük ve haftalık raporlamaları takip eder, onlarla ilgili sorularım olursa ilgili kişilerle konuşurum. Genel olarak bankanın tüm risklerine hakim olabilmek amacı ile sürekli çalışma ve iletişim halinde olmaya çalışırım.

Çalışanlarınızın motivasyonunu sağlamak sizin için ne kadar önemli? Bunun için  neler yapıyorsunuz?

Bu benim için çok önemli bir konu. Ama maalesef ki benim dışımda kalan ve kontrol edemediğim konular bir de-motivasyona sebep olduğunda ve yapabileceklerim sınırlı kaldığında bunun önüne geçemiyorum ve çok üzülüyorum. Mümkün olduğunca bunları ilgili kişilere ve üst yönetime taşımaya gayret ediyorum, ama her zaman başarılı olamıyorum.

Motivasyonu arttırmak için kendi adıma kullanabildiğim en önemli araç “birebir iletişim”. Her seviye ile elimden geldiğince birebir iletişim halinde olmaya gayret ediyorum. Çalışanların sorunlarını dinlemeye çalışırım. Çözüm üretebildiğim yerde aksiyon alırım. Onlara her zaman için kişisel gelişim tarafında destek olmaya çalışırım ve küçük mutsuzluklara odaklanmak yerine büyük resmi kaçırmayıp her tecrübeden bir kişisel gelişim fırsatı çıkarmalarını öğütlerim.

Boş zamanlarınızda hangi aktiviteleri yapmaktan keyif alırsınız?

Boş zamanım çok fazla olmuyor maalesef. Tüm boş zamanımı ailemle, çocuklarımla geçiriyorum. Ailecek ya da eşimle sinemaya gitmeyi çok seviyorum. Kızımla mutfakta kek, kurabiye yapmaktan büyük keyif alıyorum. Ayrıca seyahat etmek en büyük hobim. Kendime ayıracak vakit bulabildiğimde piyano çalmayı ve kitap okumayı tercih ediyorum.

Profesyonellere ve kariyerine yeni adım atacak gençlere tavsiye edebileceğiniz filmler ve kitaplar var mı?

Ben kişisel gelişim alanında pek fazla kitap okuyan bir yönetici değilim maalesef. Son dönemlerde okuduğum, çalıştığım kurumlar ve 2008 krizi ile ilgili kitaplardan tavsiye edebileceklerim olabilir. Bunlardan, ABN AMRO ile ilgili Jeroen Smit’in “The Perfect Prey”, RBS ile ilgili Ian Martin’in “Making it Happen, Fred Goodwin, RBS and the Men Who Blew up the British Economy; 2008 krizi ile ilgili Vince Cable’ın “The Storm” ve de Michael Lewis’in “Bumerang”ı sayabilirim. Bir de kariyerlerinde karar verici merciilere yükselmeyi hedefleyen kadın profesyoneller için Sharyl Sandberg’in “Lean In – Sınırlarını Zorla” kitabını tavsiye ederim. Film olarak ise, yine 2008 krizi ile ilgili olan “Big Short”.

Kariyerine Risk Yönetimi Grubunda başlayacak olan arkadaşlarımız için tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

Risk Yönetimi 2008’den sonra bankacılık sektöründe özellikle önemi giderek artan bir bölüm. Bu sebeple bankacılık kariyerine yeni başlayanlara kesinlikle tavsiye ederim.  Bu bölümde çalışmak isteyen arkadaşların detaylara hakim olmayı bilmenin yanı sıra analitik bakış açısı ile detaylardan büyük resme geçişe ve rakamların ne anlama geldiğine odaklanmayı öğrenmeyi tavsiye ederim.  Analitik düşünme ve sebep – sonuç ilişkisini kurma, sonuç odaklı olma en önemli geliştirilmesi gereken özellikler.

Risk Yönetimi ayrıca iş yükü çok fazla olan, sürekli deadline’ları olan bir bölüm. Bu sebeple zamanı iyi yönetme ve stresle başa çıkabilme özellikleri de önem kazanıyor. Bir yandan da detayları çok fazla olan bir konuyu kısa ve anlaşılabilir bir şekilde sunum becerilerini geliştirmek gerek. Neticede yaptığınız analizlerle Üst Yönetim ve Yönetim Kurulu’na stratejik kararlara yön verecek sunumlar hazırlamalısınız.

Bundan sonrası için gerçekleştirmek istediğiniz bir projeniz, hayaliniz var mı?

Burada özel hayattan bir hayalimi paylaşmak isterim. Oğlum ve kızım son 2 yıldır yelken sporuna gönül verdiler. Ben de onlara çok özeniyorum ancak işlerin yoğunluğundan buna zaman ayıramıyorum. Hayalim amatör de olsa yelken yapmayı öğrenmek ve ailecek Ege ve Akdeniz’de kendi kendimize seyahat edeceğimiz bir yelkenli edinebilmek :).

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bankamız Üst Yönetimi’nde son dönem yapılan değişiklerle yeni bir döneme giriyoruz. 2015 başından beri bankamızın değişen stratejisi ile birlikte kredi portföyümüzün yönetimi ile ilgili ciddi yapısal değişlikler yaptık; sorunlu kredi portföyümüzü çok ciddi anlamda kontrol altına aldık; süreçlerimizi gözden geçirdik; rating modellerimizi ve kredi sistemimizi güçlendirdik. Kredi portföyümüzle ilgili kontrol noktalarımızı güçlendirdik. Yeni dönemde kredi portföyümüzü sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde büyütebilmek için alt yapı geliştirmelerinin çoğunu tamamladık.  Yapacak bazı ilave geliştirmelerimizi de önümüzdeki dönem tamamlamayı hedefliyoruz. 2018 ve sonrasında bankamızın sağlıklı ve sürdürülebilir büyümesi için sağlam temelleri attığımıza inanıyorum. Bu yolda bize destek olan tüm arkadaşlarımıza bu vesile teşekkür etmek isterim.

Reklamlar