Kategori arşivi: Röportajlar

Bilgi Teknolojileri ve Dijital Bankacılık Genel Müdür Yardımcımız Esra Beyzadeoğlu Hakkında Merak Edilenler..

Kısaca kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?

1995’te İstanbul Atatürk Fen Lisesi’nden, 2000’de Galatasaray Üniversitesi Endüstri Muhendisliği’nden mezun oldum. İş hayatına 2000 yılında Osmanlı Bankası’nda MT eğitimi ardından Teknoloji organizasyonunda başladım. Osmanlı Bankası’ndan sonra 4 sene kadar Ziraat Bankası’nın Teknoloji şirketinde daha sonra 6 sene Yönetim ve Teknoloji danışmanlığı yapan Accenture Danışmanlık’ta çeşitli görevlerde yöneticilik yaptım. Bankamız’a gelmeden önce son olarak yaklaşık 7 sene Akbank Bilgi Teknolojileri’nde Bölüm Başkanı olarak çalıştım. Bu süreçte 2013-2015 arasında Sabancı Üniversitesi’nde executive MBA programını tamamladım.

Özetle 2000 senesinde mezuniyet sonrası bir bankanın teknoloji organizasyonunda başlayan kariyerim 18 yıldır aynı alanlarda farklı görevler, projeler, kurumlar ve ekiplerle zenginleşerek devam etti.

Osmanlı Bankası, Emlak Bankası, Ziraat ve Halk Bankası, İş Bankası, Yapı Kredi, EurobankTekfen(şimdi Burgan),Akbank gibi çok önemli pek çok bankanın teknoloji, süreç, dijital dönüşüm ve gelişimlerinde katkıda bulunduğum güzel deneyimler elde ettim.

Yapı olarak hep yeni şeyler öğrenmeye, çalışmaya, başarıyla beslenmeye odaklı dışa dönük bir kişiliğe sahip olduğumu söyleyebilirim. Bu sebeple hep ileriye adım atmak benim için önemli olmuştur. Ne mutlu ki mottosu Birlikte Hep İleri olan bir Banka’da kariyerim daha da gelişiyor…

Çocukluğunuzda hayal ettiğiniz meslek neydi?

Lise eğitimim dönüm noktam olmuştur benim pek çok konuda. Fen Matematik alanında eğitim almaya 14 yaşındayken karar vermiş oluyor insan Fen Lisesi’ne gidince. En azından eskiden öyleydi.

Lise öncesinde kafalar biraz daha karışık…Bir dönem Diş hekimi olmak istemiştim  çok sevdiğim dayım diş hekimiydi), sonra bir ara politika okumak istediğimi hatırlıyorum…

Sosyal yapım, belki edebiyatçı anne baba genleri bilemiyorum Fen Lisesi biterken tercihim en sosyal mühendislik oldu…Endüstri Mühendisliği’nin farklı açılımlar yapabilme özelliği ile bana hitap edebileceğini düşünmüştüm. Hep çok severek okudum ve iş hayatında da severek yaptım her işimi…Sistem kurmak, çözüm bulmak, öğrenmeyi öğrenmek, lise ve devamında üniversitemde aldığım jeneralist bakış diyebileceğimiz bir altyapı ve eğitimin yarattığı farkı hep iyi kullandım.

Bankamızda bizimle birlikte geçirdiğiniz 6 aylık dönemi nasıl değerlendirirsiniz?

Baş döndürücü, sıcak, yapılması gereken çok şeyin olduğu ama bunu yapmaya da bir o kadar istekli ve hevesli harika insanların olduğu bir ekiple geçen 6 ay. Stratejik bir değerlendirme çalışması sonrası 2-3 yıllık bir yol haritası ve dijital dönüşüm adımları planlamış durumdayız. Yapmamız gereken çok proje, tamamlamamız gereken pek çok yetkinlik var. En anlamlı en faydalı olanlara odaklanarak hızlıca ilerlemeye gayret ediyoruz. Bankaya başlarken Bilgi Teknolojileri’nden sorumlu genel müdür yardımcısı olarak adım atmıştım. Bu 6 aylık dönemde CRM, Dijital Bankacılık ve Süreç ekiplerinin kuruluşu ve banka içindeki eksiklerin giderilmesine yönelik yeni sorumluluk alanlarım oldu. Çok heyecanlıyım. Her gün işe bu heyecanla gelmek harika bir duygu.

Kariyeriniz boyunca sizin için kırılma anları var mıydı? Bunlar nelerdi?

Kariyer yolculuğuma baktığımda; “comfort zone” denilen insanın kendisini rahat hissetmeye başladığı belki öğrenmenin marjinal olarak azaldığı noktalarda iş değiştirebilme cesaretini gösterebildiğimi görüyorum. Osmanlı Bankası’nda çalışırken Garanti Bankası’na geçmek yerine tamamen sıfırdan yeni bankacılık uygulamaları geliştirileceği için Ziraat Teknoloji’ye geçmek, 4 sene bankayı tamamen dağıtık yapıdan merkezi sistemlere geçirdikten sonra temposu yoğun danışmanlık sektörüne geçmek vb. Çünkü o konfor alanı gelişimin düşmanı aslında. Doğru zamanlarda bu kararı alabilmek ve bir adım öteye gidebilmek önemli.

Şansın ve rastlantının başarıyı etkilediğine inanır mısınız?

%10-20 bandında bir etkisi olabilirJ Gerisinin tamamen çalışmaya bağlı olduğunu düşünüyorum. Şans etkisi doğru insanlarla doğru zamanlarda karşılaşmış olmakla ilgili olarak vardır. Ama o insanlar üzerinde bıraktığınız etki veya iş sonuçlarınız olmasa sonrası gelmez. Benim için böyle oldu en azından 18 yıldan uzun bir zamandır aralıksız ve yoğun şekilde çalışıyorum. Hiç bir zaman aa bu başarıyı beklemiyordum kucağımda buldum demedim her başarının arkasında ter damlalarım tırnak izlerim vardır :).

Sizin için Bilgi Teknolojileri Grubu’nda çalışan bir personelin olmazsa olmaz genel nitelikleri nelerdir?

Bu soruyu sadece Bilgi Teknolojileri grubu diye cevaplamayayım. Bence hangi iş olursa olsun tutkuyla ve severek yapan personel (kendim dahil) olmak mühim. Yoksa iş bir şekilde olur siz yapmazsanız yapan bulunur.

Kariyeriniz boyunca hiç unutamadığınız bir anınız varsa bizimle paylaşır mısınız?

2015 ve 2016 yıllarında iki farklı ödül aldım. 2015’te Steview Global Business Awards’ta IT Executive of the Year, 2016’da Women Empowerment and Leadership Summit’te “Best VP of the Year” kategorilerinde. Bu sene de kısa bir süre olmasına rağmen Kagider ve Microsoft’un Yılın Kadın Teknoloji Liderleri yarışmasında Yılın Kadın CIO’su kategorisinde finale kaldım. Bunlar benim ve çalıştığım kurum için gurur verici ve beni motive eden şeyler. Beni besledi herbiri unutulmayacak şekilde anılarımdalar.

Bunlardan farklı ama yine unutamayacağım bir başkası da yine çok hoş bir anı.

Bir önceki işyerim Akbank’ta Bilgi Teknolojileri içinde çok sayıda sorumluluğum vardı. Bunlardan birisi 1200 kişilik teknoloji organizasyonunun motivasyon ve bağlılığını artırmaktı. Bu kapsamdaki aktivitelerden biri olarak bir tiyatro klübü kurulmasına öncülük edip 3 sene farklı 3 oyunda da rol aldım.

Sahneye bambaşka görünümlerle çıkmak unutulmaz bir deneyim oldu. O zamanlar 5-6 yaşlarında olan oğlum da oyunları izledi. Bence bu unutulmaz, keyifli, oğluma da anı olarak bırakabildiğimi düşündüğüm bir şey oldu :).

Hayatınızda sizi etkileyen, idol olarak tanımlayabileceğiniz, örnek aldığınız bir kişi var mı? Varsa hangi yönleri sizi etkiledi?

Annem ve babamdan örnek aldığım parçalar var. Babam çok çalışkan biridir mesela. Edebiyat profesörüdür. 67 yaşında yaş haddinden mecburen emekli olup 74 yaşına kadar özel üniversitelerde çalışmaya devam etti. 25 30 yıldır hemen hemen her sabah 4-5 km yürür. Asla üşenmez sürekli bişeyler yapar.

Annem görebileceğiniz en pozitif en hayata bağlı insanlardandır. O da emekli öğretmendir. Doğuştan kalça çıkıklığı ile gelişen yıllarca ağrılı geçirdiği bir çalışma hayatı ve sonrasında protez ameliyatı. Bu süreçte 40’lı yaşlardan sonra yapılan master. Tüm bu zaman içinde bir kere karamsar, yılgın, vazgeçmiş ve neşesiz hatırlamıyorum kendisini.

İkisi örnek oluyorlar bu açılardan hep hissederim etkilerini üzerimde…

Genel Müdür Yardımcısı olarak bir gününüz nasıl geçiyor bizimle paylaşır mısınız?

Ben planlı ve organize çalışmayı severim. Sorumluluğum olan alanlarda veya yeni konularda hiç bilmesem bile girip öğrenmek ve doğru soruları sormayı kritik görürüm.

Günü kurtarsak bile geri planda hep büyük resimde stratejik yol haritalarımız olmalıdır bana göre.

Görev gereği rutin bir akışım yok. Yönettiğim her alanın iş listeleri, stratejik programları, taktik konuları günümün parçalarını oluşturuyor.

Çalışanlarınızın motivasyonunu sağlamak sizin için ne kadar önemli? Bunun için  neler yapıyorsunuz?

Bu çok önemli benim için. Ben de ekibin bir parçasıyım. Motivasyonumu sağlamak için ne yapmam gerekiyorsa ekibimle düşünmeye çalışırım. İş hayatı özel hayatlarımızdan daha fazla zaman alan parçalar. Eşimizden çocuğumuzdan çok işyerindeki arkadaşlarımızı görüyoruz bazen. Huzurlu çalışmak ve birlikte başarmak için motive olmamız şart.

Kendi içimizde kısa süre de olsa yaptığımız “Yöresel Yemekler Şenliği”, “Tarihi Simit Fırını Simitleri”,”Baharı Karşılama Meyve İkramları”, yine kendi içimizden arkadaşlarımızla başlattığımız öğle araları “Ruhu Besle Seansları” adını verdiğimiz seminer paylaşımlarını sayabilirim.

“Ruhu Besle” seansları kapsamında “Sevginin 5 Dili” konulu harika bir sunum yaptı bir arkadaşımız mesela. Benim de daha önceki işyerimde hazırladığım 2 ayrı sunumum var “Şairler ve Aşkları”  ve “Aşık Ressamlar”. En kısa zamanda bunları planlıyor olucaz.

Kendi başarı hikayelerimizi yazmak ve paylaşmak da bunların bir parçası. Banka içi dışı seminerler sunumlar yayınlar, banka içi başarılı proje geçişleri…Tüm bunları takdirle kutlamaya çalışıyoruz.

Bankamız’ın İnsan Kaynakları’nın uygulamalarına da bayılıyorum bu arada. Hepsi sıcacık kalbe insana dokunan şeyler…Anneler gününde Darüşşafaka’ya bağış, karne gününde izin, tatil dönüşü karşılama maili, doğumgününde kitap hediyesi…hepsi çok değerli bence.

Bankamızda rebranding çalışmaları ile  beraber yeni bir dönem başladı. Yeni dönemle ilgili görüşleriniz nelerdir?

Enerji fışkırıyor yeni dönemden bence. En azından ben bankamın ismi geçtiğinde kendimi hevesli mutlu ve enerjik hissediyorum. Kaan Bey’in üst yönetimin yönetim kurulumuzun desteği ve vizyonu bunun en büyük kaynağı. Süper pozitifim.

Boş zamanlarınızda hangi aktiviteleri yapmaktan keyif alırsınız?

Özellikle son 4 yıldır düzenli spor yapıyorum. Geniş çevresi olan sosyal biri olduğumu söyleyebilirim. Seyahat etmekten, edebiyatla ilgilenmekten, sosyal sorumluluk kapsamında lise mezunlar derneğimde çalışıp aktif mentorluk görevleri almaktan mutuluk duyuyorum.

İş dışı en büyük mesaim ise 8 yaşındaki oğlum. Hayata bağ ve güçlü durmak için küçük çengelli iğnem o benim.

Profesyonellere ve kariyerine yeni adım atacak gençlere tavsiye edebileceğiniz filmler ve kitaplar var mı?

Yok sanırım. İşin içeriğine göre okuduğum kitaplar oluyor ama iş hayatının en iyi iş hayatının içinde öğrenilebileceğini düşünüyorum. Hayata yaklaşımınızla ilintili olarak pozitif bakmanın önemine inanıyorum. Belki bu açıdan La Vita e Bella filmini tavsiye edebilirim. Her ne şart olursa olsun hep pozitif kalabilmek için…

Kariyerine Bilgi Teknolojileri Grubu’nda başlayacak olan arkadaşlarımız için tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

Bir bankanın teknoloji grubunda olmak zevkli dinamik daima kendini yenilemeyi gerektiren birşey. Yerinde durmak yok. Hep öğrenmek var. Teknoloji durmuyor çünkü. Bu da daha önce bahsettiğim işini tutkuyla yapan çalışan noktasına getiriyor beni yine. İstekli hevesli ve tutkulu olun. Büyük resmi anlamaya nasıl değer yarattığınızı görmeye çalışın.

Bundan sonrası için gerçekleştirmek istediğiniz bir projeniz, hayaliniz var mı?

Çok işimiz varJ Bankamızın dijital dönüşümünü yapıcaz. Ana bankacılığımızı teknik ve fonksiyonel olarak yenilicez. Süreçlerimizi baştan ele alıcaz. CRM yetkinliğimizi oluşturucaz. Bankamızın önünü açmak içeride dışarıda teknolojik açıdan en doğru en fayda sağlayan işleri yapmak gibi ulvi bir görevim olduğunu düşünüyorum. Hergün hayal ediyorum ve gerçek gibi yaşıyorum bu düşündüklerimi. Hepsi bir bir gerçek oluyor olacak oldu :).

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Teknoloji ve dijital hayatımızın çok içinde. Bankalarda bu ekipler işin içinde olmalı ve anlamalı.Çözümleri buna göre üretmeli. Bu yüzden karşılıklı destek istiyorum herkesten. Yaklaşmak iç içe olmak anlamak anlaşmak için. Keyifli röportaj için de teşekkür ediyorum.

Reklamlar

Mali İşler ve Planlama Genel Müdür Yardımcımız Önder Özcan Hakkında Merak Edilenler..

Çocukluğunuzda hayal ettiğiniz meslek neydi?

Çocukluğumda baskın bir hayalim yoktu ama biliyorum ki yeniden dünyaya gelsem yine şu an yaptığım işi yapmak isterim.

Kısaca kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?

Adana’da doğdum. Adana Anadolu Lisesini ve sonra ODTÜ işletme bölümünü bitirdim. Kariyerime Alternatif Bank MT’si olarak yine bu bölümde başladım. Denizbank’a Yönetim Raporlama ve Bütçe Planlama grubuna müdür yardımcısı olarak geçtim.  Son 4 yıldır yine aynı bölümün Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütüyordum ve bu yılın başlarında kariyerime başladığım yere; hatta kariyerimin başından beri hayal ettiğim noktaya; Alternatif Bank Mali İşlerden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak yuvama geri döndüm.

Kariyerine Bankamızda MT olarak başlamış, sonrasında farklı bir kurumda deneyimlere sahip olmuş ve en son Bankamıza Üst Düzey Yönetici pozisyonunda dönme başarısını göstermiş bir yöneticimiz olarak Alternatif Bank deneyiminizi nasıl değerlendirirsiniz?

Ben iş hayatına başladığımda da Alternatif Bank çalışanlarına değer veren, insancıl, başarılı ve oldukça bilinen bir markaydı. Benim bu noktaya gelememin ilk adımı ve temel taşı Alternatif Bank’tır. Mali işler bölümünde yapılan bütün işlerde emeğim ve katkım vardı. Resmi raporlamadan, şube raporlamaya, IFRS-BDDK konsolidasyonundan işkolu raporlamaya herşeyi burada ögrendim ve yaptım. Bu da bana sonraki kariyerimde inanılmaz katkı sağladı. Özetle şu an bulunduğum nokta Alternatif Bank’ta öğrendiklerimin bir sonucudur.

MT olmak sizin için ne anlam ifade ediyor?

Öncelikle MT olmak, yüzlerce binlerce aday arasından seçilmiş olmak demektir. Bu size farklı bir özgüven aşılıyor. Yaklaşık 4 aylık eğitimle bankacılığa farklı bir giriş yapıyorsunuz. Eğitim boyunca, sadece ait olduğunuz bölüm değil, banka ne yapar nasıl yapar gibi soruların cevabını da buluyorsunuz. Teknik konuların yanında, yönetsel becerileriniz, davranış ve giyim kuşam konularına kadar sizi farklılaştıracak eğitimler de alıyorsunuz. MT olmak ayrıcalıktır.

Kariyeriniz boyunca sizin için kırılma anları var mıydı? Bunlar nelerdi?

Benim kariyerimde kırılma noktası, 2006 yılında sektörden ayrılıp babamın işinde çalışmak istediğimde, babamın hayır olmaz sen kariyer yapacaksın demesidir :).

Şansın ve rastlantının başarıyı etkilediğine inanır mısınız?

Ben kariyer yolunda şansın ve fırsatların çok önemli olduğunu düşünen, bilen ve yaşayan birisiyimdir. Ancak karşınıza çıktığında o fırsatları değerlendirecek donanımda olmanız da gereklidir. Başarı için çok daha önemli olan, çalışmak ve çok çalışmaktır.

Sizin için Mali İşler ve Planlama Grubu’nda çalışan bir personelin olmazsa olmaz genel nitelikleri nelerdir? Kariyerine Mali İşler ve Planlama Grubu’nda başlayacak olan arkadaşlarımız için tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

Bizim bölümde çalışmak isteyen arkadaşların biraz da olsa muhasebe biliyor olmaları, sorgulayıcı yaklaşımları, hevesli ve istekli olmaları onları her zaman bir adım öne  taşıyacaktır.  Bununla birlikte hayatın her aşamasında harekete geçmeden önce vizyon belirlemelerini öneririm. Doğru bir vizyon, odaklanmak ve bu doğrultuda gerekli donananımı elde etmek başarıya ulaşmada işlerine çok yarayacaktır. Ne iş yaparsanız yapın işinizi tutkuyla yapmanın şart olduğunu düşünüyorum. Böylece sizi başarıya götürecek yolda zorluklarla mücadelede daha kolay motive olacağınıza inanıyorum.

Kariyeriniz boyunca hiç unutamadığınız bir anınız varsa bizimle paylaşır mısınız?

Alternatif Bank’ta ilk genel müdür yardımcım ben işe başladıktan 2 ay sonra  işe başlamıştı. Yaklaşık 2 yıl birlikte çalıştıktan sonra başka bankaya transfer olup gitmeden hemen önce beni odasına çağırıp veda konuşması yaptı. Konuşmanın sonunda oturduğu koltuğun kolçağına vurup “ileride seni de bu koltukta görmek istiyorum” dedi. Benim için unutulmaz bir anıdır ve şimdi çok daha anlamlı bir anıya dönüştü.

Hayatınızda sizi etkileyen, idol olarak tanımlayabileceğiniz, örnek aldığınız bir kişi var mı? Varsa hangi yönleri sizi etkiledi?

İdol diyeceğim birisi olmasa da bulunduğum noktaya gelmemde babamın bana gösterdiği bakış açısı, vizyon ve tavsiyelerin büyük etkisi olmuştur.

Sizin pozisyonunuzdaki birinin bir günü nasıl geçer bizimle paylaşır mısınız?

Güne erken başlarım, bölüme ilk ben gelirim. Piyasalara bakarım hızlıca gazete okur ve bir gün önceden kalan işlerim varsa onları toparlar gün içi programımı hazırlarım. Gündemim her zaman  yoğundur ama malum bu sıralar piyasalar sürekli ekstra gündemlerle yoğunluğumuza yoğunluk katmakta. Toplantılara girerim çıkarım ama sürekli üzerinde düşünülmesi gereken, bakılması gereken, raporlanması gereken konularla günün nasıl geçtiğini anlayamam.

Çalışanlarınızın motivasyonunu sağlamak sizin için ne kadar önemli? Bunun için neler yapıyorsunuz?

Bir yönetici olarak işimin önemli bir parçası da çalışanlarımın motivasyonunu sağlamak ve korumak. Şahsen, insanların mutlu ve huzurlu çalışmalarının çoğu zaman maddi konulardan daha önemli olduğunu düşünürüm. Sonuçta hayatlarının büyük bir kısmı işte geçiyor. Uzun süreli verimin de tek kaynağı bu zaten. Açık iletişim ve güvene önem veririm. Ödül gibi kısa süreli mutluluk veren motivasyon araçlarındansa sağlıklı ilişkilerin olduğu, güvenebilecekleri ve insani değerlerin ön planda tutulduğu bir yerde çalışmanın çalışanlarda daha uzun süreli bir motivasyon sağladığına inanırım. Tabii maddi ve manevi emeklerinin karşılığını da görmeleri de çok önemli.

Boş zamanlarınızda hangi aktiviteleri yapmaktan keyif alırsınız?

Yoğun iş tempomuz nedeniyle kalan boş zamanlarımda çocuklarımla vakit geçiririm. Bununla birlikte Beşiktaş’ın maçlarını kaçırmam. Bir de eşimle seyahat etmeyi özellikle yurtdışı gezilerini çok severiz.

Profesyonellere ve kariyerine yeni adım atacak gençlere tavsiye edebileceğiniz filmler ve kitaplar var mı?

Her şeyin çalışmak, azim ve tutkuyla elde edildiğini gösteren birçok film var. Ölü Ozanlar Derneği, Forrest Gump benim favori filmlerdir. Ufuk Tarhan’ın T-İnsan kitabını geleceği daha iyi anlamak açısından şiddetle tavsiye ederim.

Bundan sonrası için gerçekleştirmek istediğiniz bir projeniz, hayaliniz var mı?

Hayal kurarak yaşayan birisi değilimdir. Daha gerçekci, planlı ve düşünerek yaşarım. İleride çocuklarımla beraber yurtdışında yaşamak benim için bir projeden çok hedef diyebiliriz.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Tüm Alternatif Bank ailesine; her başarının altında, o başarıya katkı sağlayan çok iyi bir takım olduğunu belirtmek isterim ve dolayısıyla hem bugünkü başarılarımızda hem bundan sonra elde edeceğimiz başarılarımıza bizi ulaştıracak şey; farklı düşünüp bireysel fark yaratmak olduğu kadar, bildiklerini ve ürettiklerini birbiriyle paylaşan bir takım olmaktan geçtiğine inanıyorum.

Koşan Adımların Hikayesi / Tuğçe Fışkın Genç

Antalya Şube, Ticari Bankacılık Portföy Yöneticimiz Tuğçe Fışkın Genç için koşmak tam anlamı ile bir yaşam biçimi, bir tutku. Üstelik Tuğçe bu tutkusunu geliştirmiş ve insanların hayatlarına dokunabilmeyi başarmak adına yardım amaçlı koşmaya başlamış. Bizler de onun, tutkusunu, amaca çevirdiği bu başarı hikayesini sizlerle paylaşmak istedik.

Tuğçe Fışkın Genç bankacı kimliğinin yanı sıra kimdir bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

1984 yılı Ankara doğumluyum. Üniversite yıllarım Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat bölümünde geçti. İzmir’li değilim ama İzmir’i çok severim. Evli ve 4 yaşında bir çocuk annesiyim. Çocukluğumdan bu yana; 8 aylık doğmuş olmamdan mıdır bilmiyorum ama oldukça hareketli bir yaşamım var :). Kendimi bildim bileli tüm ilgim olan alanları denemek isterim. Şartlar el verdiği kadar da yaparım. Spor bunların içinde en belli başlıcalarından olmakla birlikte; uzun yıllar tiyatro ve folklor uğraşlarım oldu. Ayrıca sağlıklı yemek tariflerine özel ilgim bulunmaktadır. Annemin diyetisyen olmasının da bu merakıma etkisi olmuştur.

Gezmeye doyamayan, ölmekten korkmayan ancak; ya Dünya üzerinde her yeri görmeden ölürsem diye korkusu olan biriyim.

Tüm bunların yanı sıra hayatta seni en mutlu eden şey nedir diye sorsalar; hiç düşünmeden insanların hayatlarına dokunmayı başarmak derim. Bu nedenle tam 11 yıldır TEGV gönüllüsüyüm.  8 yıl boyunca her Cumartesi 2 saat vaktimi ayırarak 100’lerce eğitimde, bilgiye ihtiyacı olan ilköğretim çağındaki çocuğun matematik, bilgisayar, İngilizce etkinliklerinde gönüllü eğitmenlik yaptım. Kendi çocuğumun dünyaya gelmesiyle bu süre oldukça azaldı ama hiç vazgeçmedim gönüllülükten. Çocukların yüzlerindeki bir anlık gülümsemeyi görmek uğruna bile orada olmaya değer. 3 yıldır koşu yarışlarında bağış toplayarak çocukların temel eğitim ihtiyaçlarını karşılamaya destek oluyorum. Adımlarımla çocuklara umut olmaya çalışıyorum.

Koşu merakınız ne zaman başladı? Hobiye dönüşmesi ve kendinizi geliştirme sürecinizi anlatır mısınız?

İnanılacak gibi değil ama koşu merakım 4 yaşında kreşten kaçmamla başladı. Hiç unutmuyorum o günü! Günlerce “kreşten nasıl kaçarım”ı kurguladıktan sonra bir yaz günü ufacık boyumla 2 km yolu koşarak nefes nefese eve geldiğimde annemin yüzündeki şaşkınlık hala gözlerimin önünde. O gün anneciğimin bana kızmayıp sadece o yolu nasıl geldiğimim hayretini yaşaması, iyi bir şey yaptığım hissi uyandırdı. Daha sonraki dönemlerde ilkokula giderken bile normal yürümediğimi, kanallarda koşarak okula gittiğimi hatırlarım. İlkokul öğrenciliğim Malatya’da üniversite kampüs ilkokulunda geçti. Orada imkanlar çok kısıtlıydı ve şehre ulaşım o yaşta bir çocuk için olanaksızdı o senelerde. Bu nedenle atletizm yaşamım Antalya’da ortaokulda okul takımına girmemle başladı. Ortaokul ve lise yaşamım boyunca 100m – 400m – 800m ve 4000m mesafelerinde yarıştım. Her antrenman yarışa hazırlanmak içindi o yıllarda ve her yarış bir heyecandı. Kimisi dereceyle biter kimisi hüsranla sonuçlanırdı ama hep yeni hedef vardı. Okul takımları acımasızdı, beden eğitimi öğretmenlerim antrenörümdü ve hiç afları yoktu. Her sabah 06:00 da antrenmana çıkar, 07:30 da okul servisine biner okula giderdim. Yaz kış sabah yapılan banyolar ve ıslak saçla okula gitmeler de cabası ama bir gerçek var; o da bir şeyi severseniz asla vazgeçmiyorsunuz. 34 yaşına geldim ama hiç bırakmadım koşmayı. Yıllar içinde yarışmak eğlenceye dönüştü benim için. Yarışlar yeni insanlarla tanışmak oldu. Antrenmanlar da tabi ki devam. Herhangi bir takımda yarışmıyorum , münferit katılıyorum yarışlara. Üyesi olduğum bir grup var o da  “Adım adım” koşu klübü. Tamamen yardım amaçlı koşan koşuculardan oluşan bu koca ailede olmak mutluluk verici.

Koşmak sizin için ne ifade ediyor?

Beni tanıyanlar bilirler, koşu benim için tutkudur, özgürlüktür, mutluluktur. Kendi kendimle baş başa kaldığım tek zaman dilimi  (uyku hariç) şu hayatta koştuğum anlardır. İnanın koşarken antrenmanın bitmesini hiç istemiyorum. Vakit daralıp sona yaklaştığında; “oh bugün de bitti yaşasın!” demiyorum, “daha da koşardım aslında” diyorum. Sanıyorum bu nedenle de bıkmadan usanmadan koşuyorum. “Gerçekten bu kadar mı seviyorsun koşmayı?” diye soran çok oluyor. Evet, sağlığım elverdiği sürece vazgeçmeyecek kadar çok seviyorum. 34 yaşında bir bayanın koşu ayakkabıları ile en fazla 750 km koşabileceğinin ve bunun da yeni aldığı bir koşu ayakkabısı ile maksimum 5 ayının olduğunun üzüntüsünü yaşıyor olması, zaten bu olayın onun için tutku olduğunun bir kanıtı değil de nedir?

Koşu kapsamında katıldığınız etkinlikler neler?

Yıl içerisinde tüm koşu etkinliklerini takip ediyor ve gidebileceğim etkinliklere çoğu zaman eşim ve çocuğumla birlikte katılıyoruz. Her yıl daha önceki yıllarda hiç koşmadığım en az bir parkuru mutlaka programa ekliyorum. Her yıl katıldığım, parkurunu çok sevdiğim olmazsa olmazlarım da var tabi. Örneğin İstanbul’da her yıl kasım ayında Boğaz koşusu vaz geçilmez benim için. Tabi ki yaşadığım şehir Antalya da aynı şekilde. Marmaris, Büyükada, Bozcada yarışları da çok keyif alığım parkurlardan. Koşu etkinliği denince tabi sadece yarış günü ve mekanı gelmemeli akıllara. Bunun dışında sporcu beslenmesi, spor eczacıları, başarılı antrenman programları konulu seminer ve toplantılara da katılıyorum.

Yoğun iş temposu içerisinde hobinize nasıl vakit ayırıyorsunuz? Benzer şekilde hobisini aktif olarak hayata geçirmek isteyenlere tavsiyeleriniz neler olur?

Yanıtlamayı en çok sevdiğim soru da bu. İnsan bir şeyi gerçekten istediğinde ne yapıp edip o vakti buluyor. Bunu en iyi anladığım dönem yeni doğum yaptığım dönemdi. Çocuğumun uyku saatlerine göre spor programı yaptığımı fark ettiğimde çok gülmüştüm kendime. Şöyle bir gerçek var; siz kendinizi iyi hissettiğinizde yavrunuza, ailenize, çevrenize fayda sağlayabiliyorsunuz. Benim ailem de dostlarım da bunu bildikleri için; tatile gittiğimizde bile önce “Tuğçe koşacağın parkur da var” derler. Sanırım ben mutlu olduğumda onlar da mutlular.

Gün aydınlandığı anda çıkıyorum evden her sabah ve bir saat sonra dönüyorum. Kışın sabah hava aydınlanmadığı için antrenmanları kimi zaman öğle aralarında yarım saat, kimi zaman akşamları olacak şekilde dengeliyorum. Bu arada sporun hafta içisi hafta sonu olmaz. Ben Cumartesi Pazar günleri de sabah spor yapıyorum. Bu bir disiplindir ve en güzel hobi sizi hedefe ulaştıran hobidir.  Söz konusu spor olduğunda genelde ülkemizde sadece kilo problemi olanlar spora yönelir ancak; spor ile sadece kilo verilmez. Spor mutluluk hormonu salgılatır, spor kan dolaşımını düzenler, spor size sevdiğiniz besinleri dilediğiniz şekilde tüketme lüksü sunar. Spor güzeldir.

Hobisini harekete geçirmek isteyenlere en büyük tavsiyem; gerçekten istesinler ve asla ertelemesinler. Çünkü erteledikçe en zor an olan başlama anı hiç gelmez. Başlama enerjisi herkesin içinde vardır ,yeter ki gün yüzüne çıkarmak istesinler!

Bundan sonrası için hobinize yönelik gerçekleştirmek istediğiniz bir projeniz, hayaliniz var mı?

En yakın yarış tarihim 28 temmuz. Tuz Gölü ultra maratonunda 21km yarı maraton bayanlar kategorisinde yarışacağım. Kişisel hedefim ilk 3 e girip kürsüye çıkmak. Bunu 2018 yılı kişisel hedefim olarak koydum ancak diğer yandan TEGV için bağış toplayacağım ve bugüne kadar topladığım en yüksek bağış miktarına ulaşmayı hedefliyorum çocuklar için.

Bir gün proje halini alabileceğini umduğum uzun vadeli hayalim ise; çocuklara sporu sevdirmek için “oyunlarla spor” adlı her ile götürülecek spor kampı kurmak. Kendi çocuğum büyümüş olacak ancak; sporun sadece kilo vermek amacıyla yapılmaması için algının küçük yaşta zihinlerde yer etmesi gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle de belki gelecek nesile yetiştiririm.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Herkese bol sporlu, çok sağlıklı günler dilerim.

Alternatif Bank // Birlikte Hep İleri

Başarıya giden yol ne kadar uzun olursa olsun. Yeter ki yanınızda güvenilir bir dost olsun. Alternatif Bank.

Birlikte Hep İleri.

Kredi Riski Grubu Genel Müdür Yardımcımız Gökhan Songül Hakkında Merak Edilenler..

Kısaca kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?

Son 14 yılı Bankacılık olmak üzere toplamda 17 yıllık bir çalışma hayatım var. Garanti Bankası MT’si olarak Özellikli Proje Kredileri Bölümü’nde başlayan bankacılık serüvenim sırasıyla ABN AMRO Bank, Royal Bank of Scotland ve Alternatif Bank ile devam etti.

2011 yılı içerisinde 3 aylık Ankara Bölge Pazarlama müdürlüğü pozisyonu dışında tüm bankacılık kariyerim Kredi Tahsis ve Risk Yönetimi organizasyonları içerisinde geçti.

6 yıllık evliyim ve 14 aylık İpek isminde bir kızım var.

Çocukluğunuzda hayal ettiğiniz meslek neydi?

Farklı Kamu kurumlarında yönetici olarak çalışan anne ve baba kaynaklı yönlendirme ile çocukluğumda Kaymakamlık ile başlayarak 10 sene içerisinde Vali olmayı hedeflediğim bir hayalim vardı. Üniversite seçimime (Siyasal Bilgiler Fakültesi) kadar tüm eğitim hayatım bu doğrultuda ilerledi.

Üniversite mezuniyeti sonrası yoğun bir hazırlık dönemiyle İçişleri Bakanlığı Kaymakamlık sınavlarını başarıyla geçtim ancak İstanbul’dan ayrılmak zor gelince kariyerime özel sektörde devam ettim. Sanırım o gün yaptığım seçimin altında Kamu’da çalışan ailemin çocukluğumda çok fazla görev ve il değiştirmesi yatıyordu.

3  yıldır  Bankamızda çalışıyorsunuz. Alternatif Bank’lı  olmak sizin için ne ifade ediyor, bizlerle paylaşır mısınız?

Alternatif Bank çok dinamik bir yapı ve çok güzel bir ekibin parçasıyım. Uzun yıllar Türkiye’nin büyük Holding şirketlerinden birinin küçük ölçekli ve butik hizmet veren bankası konumundan bugün Commercial Bank desteği ve tüm çalışma arkadaşlarımızın emeği ile büyük bir dönüşüm sürecinden geçerek tüm sektörlerde var olan piyasada adından sıkça söz ettiren bir banka konuma ulaştı.

Kariyeriniz boyunca sizin için kırılma anları var mıydı? Bunlar nelerdi?

Kariyerim boyunca 3 adet banka ortaklık değişimi/ hisse satış süreci yaşadım. Garanti Bankası hisselerinin GE’ye satışı, ABN Amro’nun Royal Bank of Scotland tarafından satın alınması ve son olarak Alternatifbank’ın Commercial Bank’a satışı. Garanti ve ABN Amro satış süreçlerinde bankanın içerisindeyken, Alternatif Bank ailesine satış sonrası dönemde katıldım. Bu ortaklık yapısı değişikliklerinin hepsi çalışanlar açısından sancılı süreçlerdi.

Şansın ve rastlantının başarıyı etkilediğine inanır mısınız?

Ben şans ve rastlantının başarıyı etkilediğini düşünmüyorum. İşinizi severek yapmak, sürekli yeni hedefler koymak ve planlı çalışmak başarıyı getiriyor. Hedeflerin üstesinden geldikçe başarmanın verdiği mutluluk yeni hedefler belirlemenize ve başarınızı sürdürülebilir kılmanıza sebep oluyor.

Sizin için Kredi Riski Yönetimi Grubunda çalışan bir personelin olmazsa olmaz genel nitelikleri nelerdir?

Kredi Risk yönetimi personelinin ana görevi banka sermayesini koruyarak, risk getiri dengesinde kaliteli aktif yaratılmasına katkı sağlamaktır. Kredici müşteri riskiyle vadeye kadar süreci yaşayarak gerekli gördüğü durumlarda hızlı aksiyon alabilmelidir. Bu noktada en önemli noktalar analiz ve yorum yeteneği olarak ortaya çıkıyor.

İyi bir Kredici, Türkiye ekonomisi, dış piyasalar ve sektörel gelişmeler hakkında bilgi sahibi olmalı ve sürekli güncel gelişmeleri takip etmeli. İletişim yönünün kuvvetli olması da iç müşteri memnuniyeti açısından çok önemli.

Sizin pozisyonunuzdaki birinin bir günü nasıl geçer bizimle paylaşır mısınız?

Sabah ilk olarak katta gezerek çalışma arkadaşlarıma günaydın derim, sonrası yoğun toplantı ve kredi komitesi süreçleri.

Çalışanlarınızın motivasyonunu sağlamak sizin için ne kadar önemli? Bunun için  neler yapıyorsunuz?

Başarının anahtarı çalışan mutluluğu ve ekibin uyumu. Kredi risk Yönetim ekibi olarak, çalışanlarımızın iç motivasyonunu sağlamak birim içerisinde en çok üzerinde durduğumuz nokta. Tüm çalışanlarımızın fikirlerine değer veriyor, onları dinliyor birlikte zaman geçiriyoruz. Ben birimin yöneticisi olarak her şeyden önce ulaşılabilirim. Tüm ekip arkadaşlarımın endişelerini ve kaygılarını dinleyerek onlara kendi deneyimlerimi aktararak yardımcı olmaya çalışırım.

Boş zamanlarınızda hangi aktiviteleri yapmaktan keyif alırsınız?

Çok fazla boş zamanım olamıyor maalesef, iş dışında kalan tüm zamanımı kızımla geçiriyorum.

Profesyonellere ve kariyerine yeni adım atacak gençlere tavsiye edebileceğiniz filmler ve kitaplar var mı?

Rogue Trader, Barbarians at the Gate ve Too big to fail ilk aklıma gelenler.

Kariyerine Kredi Riski Yönetimi Grubunda başlayacak olan arkadaşlarımız için tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

Çok farklı sektörler ve firmalar görebilecekleri bir dünyaya adım atıyorlar. Her firmanın ve her kredinin bir hikayesi oluyor. Kredi Tahsisi geçmiş dataya bakarak yapılan bir değerlendirme ve ödeme belirli bir vadenin sonunda. Kredinin nasıl verileceğinden çok nasıl geri alınacağı düşünülmeli ve ileriye dönük analiz yapılmalı.

Önemli olan sektörel derinleşmeyi sağlayarak, her gördükleri yeni firmayı aynı sektörde faaliyet gösteren daha önce analiz ettikleri firmalarla karşılaştırmaları. İlgili sektör içerisinde kimin kazanan kimin kaybeden olduğunu tespit edebilmek kredinin sağlığı için çok önemli

Bundan sonrası için gerçekleştirmek istediğiniz bir projeniz, hayaliniz var mı?

Doktora eğitimim sayesinde bazı üniversitelerden Bankacılık alanında yüksek lisans öğrencilerine misafir öğretim görevlisi olarak ders vermem talep ediliyor. Zaman yaratabilirsem hafta içi bazı akşamlar ve hafta sonları bu konuya eğilmek istiyorum.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bankamızın geleceğine ve insan kaynağına inancım tam. Birlikte çok güzel başarılara imza atacağımızı düşünüyorum.

Yapılandırma, Yasal Takip Grubu Genel Müdür Yardımcımız Musa Kerim Mutluay Hakkında Merak Edilenler..

Kısaca kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?

Bankacılığa 1997 yılı sonunda Yaşarbank’ta MT olarak başladım. Çalışma hayatımın yaklaşık 12 yılı Oyak-ING bank’ta geçti. Bankacılığın iki farklı kanadında hem risk hem satış kanadında geçen bir kariyerim var. Bankacılıkta ağırlıklı bölümü Pazarlama/satış olmak üzere, Mali Analiz, Şube Satış, Bölge satış/Tahsis, Ticari bankacılık satış, Kobi bankacılığı satış ve son olarak Sorunlu krediler departmanlarında çalıştım.

3,5 yıldır Bankamızda çalışıyorsunuz. Alternatif Bank’lı olmak sizin için ne ifade ediyor, bizlerle paylaşır mısınız?

Alternatif Bank’lı olmak; Bir kere daha sıcak ortam ve daha samimi bir banka… Büyük bir bürokrasinin olmadığı insanların birbirini tanıdığı bir ortam.

Kariyeriniz boyunca sizin için kırılma anları var mıydı? Bunlar nelerdi?

Bankacılığın iki önemli tarafında hem risk hem satış kanadında çalıştım. Bankacılığa risk kanadında başladım, sonra uzun yıllar satış kanadında kaldım ve son olarak risk kanadındayım. (Çok kolay değiştirilecek alanlar değildir) Aslında bu geçişlerin hepsi bir kırılmaydı yada mevcut kariyerinizde bir vazgeçmeydi.

2004 yılında Ticari bankacılığa geçerken, Tahsis kanadındaki kariyerimi bir kenara bırakmıştım, 2010 yılında Kobi satışın başına geçerken de Ticari bankacılığı arkamda bırakmıştım. Yeni başlangıçlar riskli olmakla birlikte  benim için hep heyecan verici oldu. Mevcut tecrübe ve birikimin üzerine yeni şeyler ekleme fırsatı. Kendini geliştirme fırsatı, öğrenme fırsatı, Farklı bakış açıları…

Şansın ve rastlantının başarıyı etkilediğine inanır mısınız?

Payı vardır. Ancak bir, bilemediniz iki kez katkısı olur.

Önemli olan sürdürülebilir bir başarı yakalamak ve bunu standart hale getirmektir. Bunun için de planlı, açık ve sonuç odaklı çalışmak gerekir.

Standart bir başarı seviyesi yakalamak için Şansa ve rastlantıya güvenemezsiniz. Başarı için gerekli kriterler bellidir. Dediğim gibi, planlı çalışma ve ihtiyaç olduğunda çözüm üretebilme kapasitesi başarıya giden yolu belirler.

Sizin için Yapılandırma ve Yasal Takip Grubunda çalışan bir personelin olmazsa olmaz genel nitelikleri nelerdir?

Bu bölüm çalışanları öğrenmeye açık olmalı. Bizim yaptığımız işte her ne kadar rutinler olsa da her gün yeni bir vaka ile karşılaşabiliyoruz. Bunları çözmek içinde bankacılığın farklı alanlarından, satış, tahsis, operasyon, dış ticaret, hukuk…vb bir bilgi birikimi gerekir yada bu alanlarda araştırma yapacak bir bakış açısı gerekir.

Analitik olmalı, risk- fayda analizini, elinde olanla hedefe nasıl ulaşacağının analizini yapabilmeli.

Çözüm Odaklı olmalı, Flexible olmalı ve en önemlisi sabırlı olmalı ve uzun vadeli düşünebilmeli.

Hayatınızda sizi etkileyen, idol olarak tanımlayabileceğiniz, örnek aldığınız bir kişi var mı? Varsa hangi yönleri sizi etkiledi?

İşimle ilgili olarak etkinlendiğim ve örnek aldığım kişiler tabiki var. Bankacılıkta öğrendiğim önemli şeylerden biriside nerde çalıştığından daha çok kimlerle çalştığının önemli olduğudur.

Başarıyı ve bilgiyi paylaşmaları; Başarı bir ekip işidir, tek başına başarılı olman ekibin başarılı olacağı anlamına gelmez.

İletişim güçleri; Kapın her zaman açık olsun, Çalışma arkadaşların ile arana duvarlar (bürokrasi) örme… Her zaman tüm çalışma arkadaşlarıma kapım açıktır.

Ulaşılabilir ol… İşini sahiplen ve severek yap…

Sizin pozisyonunuzdaki birinin bir günü nasıl geçer bizimle paylaşır mısınız?

Günden daha çok haftalık planlamalar üzerinden çalışırım. Portföyümüzün durumu, gelişim trendi, yeni gelen firmalar, yeni aksiyon planları ve alınan aksiyonların sonuçları günlük rutinimizi oluşturur. Bunların yanına birde Firma ziyaretlerini eklerseniz süreç tamamlanır.

Çalışanlarınızın motivasyonunu sağlamak sizin için ne kadar önemli? Bunun için  neler yapıyorsunuz?

Birlikte çalıştığımız arkadaşlarımızın kendilerini bir bütünün (Yapılandırma&Yasal takip grubunun) parçası hissetmesi benim için öncelikli hedeftir. Bu bütününü içinde olabildiğince açık ve paylaşımcı olmak, başarıyı paylaşmak, başarısızlığı birlikte göğüslemek, herkesin fikirlerini beyan edebildiği  ve en önemlisi bir şeyler öğrenebilecekleri ve öğrendiklerini paylaşabilecekleri bir ortam yaratmak diğer önem verdiğim noktalar…

Boş zamanlarınızda hangi aktiviteleri yapmaktan keyif alırsınız?

Kitap okurum. Sıkı bir kitap okuyucusuyum.

İki kızım var. Onlarla vakit geçirmek…

Profesyonellere ve kariyerine yeni adım atacak gençlere tavsiye edebileceğiniz filmler ve kitaplar var mı?

Biyografileri okumalarında fayda var. Bir olayı…vb okurken doğrudan olayın içindeki kişiden öğrenmek, o günkü koşulları anlamak açısından oldukça faydalı..

Any given Sunday; Filmin son bölümünde Coach’un oyunculara yaptığı konuşmayı izlemelerini tavsiye ederim. Bir kariyer hedefiniz varsa çok şey bulacaksınız…

Kariyerine Yapılandırma ve Yasal Takip Grubunda başlayacak olan arkadaşlarımız için tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

Çok şey öğrenebileceğiniz, Yaptıklarınızın sonuçlarını görebileceğiniz, zor, ancak iş tatmini yüksek bir bölümdür…

Bundan sonrası için gerçekleştirmek istediğiniz bir projeniz, hayaliniz var mı?

Bende kalsın…

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Teşekkürler…

“Stone Puppets”

Mersin Şube Müdürümüz Can Tülay Erdal’ın, 21 – 22 Eylül tarihlerinde Dünya Alzheimer Günü kapsamında, Forum Mersin’de düzenlemiş olduğu “Taşların Hikayesi” isimli sergi yoğun ilgi gördü. Sergiden elde edilen gelirin tamamı Alzheimer Derneği Mersin Şubesi’ne bağışlandı.

Minik taşları yıllar önce bir araya getiren bugün ise koca yürekli kahramanlara dönüştüren Can Tülay Erdal ile yapmış olduğumuz keyifli röportajı sizlerle paylaşıyoruz. Böyle güzel ve anlamlı bir etkinliğe imza atmış olduğu için kendisine teşekkür ediyor başarılarının devamını diliyoruz.

Kısaca kendinizden ve bankacılık kariyerinizden bahseder misiniz?

20 Mart 1962 Mersin doğumluyum, evliyim, 28 ve 18 yaşlarında iki kızım var. 1980 yılında Adana Özel Ayas Koleji’nden mezun olduğum sene içinde önce babamı kaybettim sonra da 12 Eylül 1980 askeri darbe oldu. Ülke için olan zor günler benim için daha da zor oldu ve o yıl Uludağ Üniversitesi Bursa İngilizce öğretmenliğini kazanmama rağmen ülkenin zor şartları nedeni ile uzaklara gidemedim. Ertesi yıl erkek kardeşim ile birlikte sınava girdik. Bu kez şans işte, o Uludağ Üniversitesi – Bursa İktisat Fakültesini kazandı ben de Çukurova Üniversitesi İngilizce öğretmenliğini kazandım, ancak maddi ve manevi yokluklar nedeni ile sadece yarım dönem gidebildim. İngilizcem mezun olduğum Ayas Koleji nedeni ile çok iyiydi ve ben de  okulu bırakıp Mersin’de uluslararası gemi acentesinde işe başladım. Eşimle de burada tanıştık ve sonrasında aynı iş yerinde olmamak için o dönemde Mersin’de açılan Koç Amerikan Bank A.Ş. de Şubat 1987 yılında Teller olarak işe başladım, bir yıl sonra evlendik.  Bankacılık kariyerim böyle başladı. İşimi çok seviyordum. Aynı şubede sırasıyla; önce operasyon, sonra bireysel ve ticari pazarlama yöneticiliğine ve  2003 yılında da Şube Müdür’lüğüne terfi ettim. Aynı şubede tam 20 yıl görev yaptım, ama aynı şubede olmama rağmen farklı bölümlerde farklı müşteri kitlelerine hizmet verdiğimden sanki her zaman değişik bir bankada çalışıyor gibi hissettim kendimi. Alternatif Bank’la tanışmam ise Mart 2007 de oldu. Burada ilk göz ağrım olan Koçbank’ın sıcaklığını ve iş yapış şeklini buldum ve bunu çok sevdim. 2007 Mayıs ayından bu yana  Alternatif Bank Mersin Şube yöneticisi olarak görevime devam etmekteyim. 20 yıldan sonra birisi bana banka değiştireceksin dese gülerdim. Ama burada sloganımız gibi çok mutlu oldum. Büyük bankaları her şey dahil tatil köylerine benzetiyorum; evet orada her şey var, hatta fazlası var ama sizin gidip o hizmeti almanız lazım. Az şubeli bankalar ise butik oteller gibidir. Size; Ne yemek istediğinizi? Kahvenizi nasıl içeceğinizi?  sorarlar ve kişiye özel hizmet verirler. Ben insanların hayatlarına dokunmayı, güvenmeyi, güvenilmeyi, ve tanınırlığı tercih ettiğim için Alternatif Bank’la kariyerime devam ettim. İyi ki buradayım diyorum ve bu geçen 10 yıl içerisinde sizin gibi güzel insanlarla birlikte çalışmaya devam ediyorum ve herşeye rağmen hala işimi çok seviyorum. Sevince başarı da peşinden geliyor zaten.

Bankacılık kariyeriniz devam ederken taşlarla olan bu servüniniz ne zaman ve nasıl başladı?

Aslını sorarsanız kızlarım küçükken onlarla  oyun oynarken başladı bu serüvenim.  Kızlarım ve arkadaşları ile hafta sonları, akşamları faaliyet günleri düzenlerdik. Onların hayal dünyasını geliştirmek ve oyun oynamak için kullandığım taşlar, objeler  bir süre sonra benim kendi hayal dünyamı aktardığım, mutluluğumu , hüzünlerimi , sevinçlerimi paylaştığım ve hikayelerimi anlattığım bir dünyaya dönüştü. Sessizliklerinin resimlerde bozulduğu çakıl taşları hikayelerimin minik kahramanları oluşmaya başladı. Yaptıklarımı herkes çok beğeniyordu. Bu beni daha fazla motive etti.

Malum yoğun ve stresli bir meslek yapıyoruz ve arada bir kendinize nefes almak için küçük alanlar oluşturmak gerektiğini düşünüyorum.   Taşların sihri benimde enerjmi değiştirdi, akşamları ve hafta sonları yarattığım hikayeler  giderek büyüdü. Taşları gördüğüm anda onlardan yaratacağım hikayeleri kurguluyorum ve hemen topluyordum. Bankamızın şehir dışı toplantılarında kaldığımız yerlerden bile taş, ağaç topluyordum. Bu nedenle evin her yerinde taş, denizden gelen ağaç parçaları gibi doğal her türlü malzemeyi bir arada bulabilirsiniz.  Kısaca topladığım taşlar ve diğer malzemeler evin bir atölyeye dönüşmesine sebep oldu.

“Stone Puppets” ismi nereden geliyor? Markanızın ismine nasıl karar verdiniz?

Yola çıkış kızlarımla başlayan bir oyun ile olduğu için isim hakkını onlara vermek istedim. Malum gençlik yaratıcılık açısından bizden ilerde oldukları da kesin. Küçük kızım  Nazlı (hayalleri benden büyük J ) uluslararası bir isim olmalı, dünyaya açılacağın için  diyerek ve  tabi bizim uzun yıllar İngilizcesini geliştirmek için harcadığımız gayretinde ödülü olarak ismini “Stone Puppets “  olmasını istedi.  Taşlarda benim kuklalarım olduğundan neden olmasın dedim. Ve isim böyle doğdu.

Alzheimer Derneği’ne bağış toplama kapsamında sergi açmaya nasıl karar verdiniz? Sizin için özel bir anlamı var ise bizlerle paylaşır mısınız?

Bu işten keyif alırken bir adım daha ileriye gitmek neden olmasın diye düşündüm ve herkesin görebileceği bir platforma taşıma fikri gelişti. Bu arayış ile devam ederken de küçüklüğümüzde okuyup dinlediğimiz  “Hansel ve Gretel” masalında olduğu gibi evinden uzaklaşan çocukların bilmediği bir yere giderlerken evlerini tekrar bulmak için her adımda çantasından bir taşı yere attığı ve dönüş yolunu karıştırmadığı hikayesinden yola çıktım.

Bir söyleşide bir doktor Alzhemier hastalarının durumunu hastalık ilerledikçe beyinlerinin küçülmesi ile anılarını ve yollarını kaybetmesi  ve tekrar yollarını bulamamaları olarak tanımlamış ve bende bundan çok etkilenmiştim.

O zaman benim taşlarımın da masaldaki çocuklar gibi neden onların da yollarını bulmasında ufak da olsa bir katkı sağlamasın diye düşündüm. Ve sonunda benim hayallerimle onların dünyalarına katkı sağlayabilme fikri gelişti. Şehirde bu anlamda aktif faaliyet gösteren Mersin Alzheimer Derneği’ni ziyaret ederek yetkilileri ile bir araya geldim. Onlarda bu tip etkinliklerin kendileri için çok önemli olduğunu belirterek benim heyecanıma ortak oldular. Yılbaşından beri bir araya   gelip tarihleri belirlemeye çalışırken 21 Eylül  Dünya Alzhemier Günü’nde Forum Mersin’in ev sahipliği  ve güzel bir organizasyon ile  Mersin’lilerle buluşturma kararı aldık.  Ve ben hayallerimi paylaşmaktan inanılmaz bir mutluluk duydum ve taşlarım sahiplerini buldukça da  kuş gibi hafifledim. 🙂

Hem kurumsal hayat içerisinde kariyerini başarılı bir şekilde sürdüren hem de sahip olduğu hobiyi sizin gibi geliştirip bir adım öteye taşımak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

İnsan aslında severse her istediği şeyi yapabilir ve zaman ayırabilir bence.  Meslek hayatımın başında çok uzun mesai saatlerim sonunda yorgun olup sadece dinlenmek iken bir süre sonra bunun yetmediğini fark ettim. Bana göre hepimizin en önemli sorunu aslında zamanımızı efektif ve verimli kullanamıyoruz. İş yerinde  8-10 saat mesai yapıyoruz ancak bence bu mesai saatlerimizi dahi yeterince verimli kullanıyor muyuz acaba ?  sorusunu hep sormuşumdur kendime. Zaman yönetimi dediğimiz olguyu biraz dikkatle kullandığımızda  aslında kaliteli alanlar, zamanlar yaratabiliyoruz kendimize.

Daha öncede kumsalda geziyordum, doğaya, taşlara bakıyordum ama farkındalığınızı arttırdığınız zaman dikkat kesilir oluyorsunuz. İşimde konsantrasyonumu artırıp mesai sonrasında eve geldikten sonra da kendime vakit ayırır hale geldim. Tabi ki bunda kızların büyümüş olmalarının da etkisi var. J Kim bilir onlar büyürken benim hayal gücümde arttı herhalde … Kızlarım, eşim hayatımı yenileyen enerji veren beni canlandıran kıymetlilerim her zaman. Taş diye baktığınız şeyler de bir süre sonra gözünüzde gemilere , balonlara evlere , koyunlara, çiçeğe, böceğe vs  dönüşüyor.  Herkese tavsiyem  kendi içlerine bakıp, kendilerini iyi hissedecekleri ama yoğunlukta içlerinde cılız bir ışık gibi duran o heveslerine sahip çıkıp ateşlerini biraz körükleyerek canlandırmalarıdır.  İnanın sonrasında zaman kendiliğinden akıp sizi sevdiğiniz her neyse ona yönlendiriyor.

Biraz da serginizden bahseder misiniz?

Bu ilk sergimi uzun yıllardır  (özellikle son 3 yıldır) yaptığım 115 adet tablo , 140 adet magnet ile gerçekleştirdik. Natural ve boyama taşlarla yapılmış tabloları kendi içlerindeki konseptler de organize ettik. Mersin Forum Alış veriş Merkezi bu tip tamamı bağış olan sergilere gönüllü olarak destek verdiği için onlarda beni bu güzel projede desteklediler ve bize özel bir alan sağladılar. Sergiye Mersin’in üst düzey bürokrat, kamu ve iş adamları da oldukça ilgi gösterdi. Ve tüm gelirini Mersin Alzheimer Derneğine bağışladığım  bu sergiye konu parçaların tamamı  ilk günün sonunda yeni sahiplerini buldu.

Bu tabloların bir özelliği de isteseniz dahi bir eşine sahip olamamanız. Zira aynı taşı bir kez daha bulma ve kullanma şansınız maalesef yok. Dolayısı ile sadece size özel bir esere sahip oluyorsunuz.  Umarım yeni sahiplerine yaptıkları bu hayırlı işle birlikte sevinç ve mutluluk getirirler.

Bundan sonrası için planladığınız projeleriniz var mı?

Bu sergiyi açarken yaptığım tabloların arşivlenmesi için  www.stonepuppets.net adıyla internet sitesi ve  instagram olmak üzere sosyal medya hesapları oluşturdum. Sunumun ne kadar önemli olduğunu öğrendiğimiz bankanın kurumsal kimliği içerisinde büyümemiz ve öğrenmemiz nedeni ile olsa gerek tablo ve magnetleri alanlar için Stonepuppets logolu çanta ve etiketler yaptırdım. Bu özel çalışmalarımı yeni sahiplerine özel ve güzel bir sunumla teslim etmek istedim.

İlerde bu alanları genişletip daha çok insana duyurmak ,  yeni sergiler açmak kim bilir belki bir başka derneğe daha katkıda bulunmak gibi düşüncelerim var.  

Tasarımlarınızı satın almak isteyenler size hangi mecralardan ulaşabilirler?

Kendime ait www.stonepuppets.net ve Stone Puppets İnstagram hesabımdan gönderecekleri direk mesaj ve mailler ile buluşabiliriz. Beğendikleri ürün detaylarını resim ve anlatım ile benimle paylaşırlarsa kendileri ile iletişime geçebilirim.

Bana bu güzel anlatım ve paylaşım fırsatını verdiğiniz için de sizlere de sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum..

Sevgiyle Kalın.

Can