Kategori arşivi: Röportajlar

Bilgi Teknolojileri ve Dijital Bankacılık Genel Müdür Yardımcımız Esra Beyzadeoğlu Hakkında Merak Edilenler..

Kısaca kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?

1995’te İstanbul Atatürk Fen Lisesi’nden, 2000’de Galatasaray Üniversitesi Endüstri Muhendisliği’nden mezun oldum. İş hayatına 2000 yılında Osmanlı Bankası’nda MT eğitimi ardından Teknoloji organizasyonunda başladım. Osmanlı Bankası’ndan sonra 4 sene kadar Ziraat Bankası’nın Teknoloji şirketinde daha sonra 6 sene Yönetim ve Teknoloji danışmanlığı yapan Accenture Danışmanlık’ta çeşitli görevlerde yöneticilik yaptım. Bankamız’a gelmeden önce son olarak yaklaşık 7 sene Akbank Bilgi Teknolojileri’nde Bölüm Başkanı olarak çalıştım. Bu süreçte 2013-2015 arasında Sabancı Üniversitesi’nde executive MBA programını tamamladım.

Özetle 2000 senesinde mezuniyet sonrası bir bankanın teknoloji organizasyonunda başlayan kariyerim 18 yıldır aynı alanlarda farklı görevler, projeler, kurumlar ve ekiplerle zenginleşerek devam etti.

Osmanlı Bankası, Emlak Bankası, Ziraat ve Halk Bankası, İş Bankası, Yapı Kredi, EurobankTekfen(şimdi Burgan),Akbank gibi çok önemli pek çok bankanın teknoloji, süreç, dijital dönüşüm ve gelişimlerinde katkıda bulunduğum güzel deneyimler elde ettim.

Yapı olarak hep yeni şeyler öğrenmeye, çalışmaya, başarıyla beslenmeye odaklı dışa dönük bir kişiliğe sahip olduğumu söyleyebilirim. Bu sebeple hep ileriye adım atmak benim için önemli olmuştur. Ne mutlu ki mottosu Birlikte Hep İleri olan bir Banka’da kariyerim daha da gelişiyor…

Çocukluğunuzda hayal ettiğiniz meslek neydi?

Lise eğitimim dönüm noktam olmuştur benim pek çok konuda. Fen Matematik alanında eğitim almaya 14 yaşındayken karar vermiş oluyor insan Fen Lisesi’ne gidince. En azından eskiden öyleydi.

Lise öncesinde kafalar biraz daha karışık…Bir dönem Diş hekimi olmak istemiştim  çok sevdiğim dayım diş hekimiydi), sonra bir ara politika okumak istediğimi hatırlıyorum…

Sosyal yapım, belki edebiyatçı anne baba genleri bilemiyorum Fen Lisesi biterken tercihim en sosyal mühendislik oldu…Endüstri Mühendisliği’nin farklı açılımlar yapabilme özelliği ile bana hitap edebileceğini düşünmüştüm. Hep çok severek okudum ve iş hayatında da severek yaptım her işimi…Sistem kurmak, çözüm bulmak, öğrenmeyi öğrenmek, lise ve devamında üniversitemde aldığım jeneralist bakış diyebileceğimiz bir altyapı ve eğitimin yarattığı farkı hep iyi kullandım.

Bankamızda bizimle birlikte geçirdiğiniz 6 aylık dönemi nasıl değerlendirirsiniz?

Baş döndürücü, sıcak, yapılması gereken çok şeyin olduğu ama bunu yapmaya da bir o kadar istekli ve hevesli harika insanların olduğu bir ekiple geçen 6 ay. Stratejik bir değerlendirme çalışması sonrası 2-3 yıllık bir yol haritası ve dijital dönüşüm adımları planlamış durumdayız. Yapmamız gereken çok proje, tamamlamamız gereken pek çok yetkinlik var. En anlamlı en faydalı olanlara odaklanarak hızlıca ilerlemeye gayret ediyoruz. Bankaya başlarken Bilgi Teknolojileri’nden sorumlu genel müdür yardımcısı olarak adım atmıştım. Bu 6 aylık dönemde CRM, Dijital Bankacılık ve Süreç ekiplerinin kuruluşu ve banka içindeki eksiklerin giderilmesine yönelik yeni sorumluluk alanlarım oldu. Çok heyecanlıyım. Her gün işe bu heyecanla gelmek harika bir duygu.

Kariyeriniz boyunca sizin için kırılma anları var mıydı? Bunlar nelerdi?

Kariyer yolculuğuma baktığımda; “comfort zone” denilen insanın kendisini rahat hissetmeye başladığı belki öğrenmenin marjinal olarak azaldığı noktalarda iş değiştirebilme cesaretini gösterebildiğimi görüyorum. Osmanlı Bankası’nda çalışırken Garanti Bankası’na geçmek yerine tamamen sıfırdan yeni bankacılık uygulamaları geliştirileceği için Ziraat Teknoloji’ye geçmek, 4 sene bankayı tamamen dağıtık yapıdan merkezi sistemlere geçirdikten sonra temposu yoğun danışmanlık sektörüne geçmek vb. Çünkü o konfor alanı gelişimin düşmanı aslında. Doğru zamanlarda bu kararı alabilmek ve bir adım öteye gidebilmek önemli.

Şansın ve rastlantının başarıyı etkilediğine inanır mısınız?

%10-20 bandında bir etkisi olabilirJ Gerisinin tamamen çalışmaya bağlı olduğunu düşünüyorum. Şans etkisi doğru insanlarla doğru zamanlarda karşılaşmış olmakla ilgili olarak vardır. Ama o insanlar üzerinde bıraktığınız etki veya iş sonuçlarınız olmasa sonrası gelmez. Benim için böyle oldu en azından 18 yıldan uzun bir zamandır aralıksız ve yoğun şekilde çalışıyorum. Hiç bir zaman aa bu başarıyı beklemiyordum kucağımda buldum demedim her başarının arkasında ter damlalarım tırnak izlerim vardır :).

Sizin için Bilgi Teknolojileri Grubu’nda çalışan bir personelin olmazsa olmaz genel nitelikleri nelerdir?

Bu soruyu sadece Bilgi Teknolojileri grubu diye cevaplamayayım. Bence hangi iş olursa olsun tutkuyla ve severek yapan personel (kendim dahil) olmak mühim. Yoksa iş bir şekilde olur siz yapmazsanız yapan bulunur.

Kariyeriniz boyunca hiç unutamadığınız bir anınız varsa bizimle paylaşır mısınız?

2015 ve 2016 yıllarında iki farklı ödül aldım. 2015’te Steview Global Business Awards’ta IT Executive of the Year, 2016’da Women Empowerment and Leadership Summit’te “Best VP of the Year” kategorilerinde. Bu sene de kısa bir süre olmasına rağmen Kagider ve Microsoft’un Yılın Kadın Teknoloji Liderleri yarışmasında Yılın Kadın CIO’su kategorisinde finale kaldım. Bunlar benim ve çalıştığım kurum için gurur verici ve beni motive eden şeyler. Beni besledi herbiri unutulmayacak şekilde anılarımdalar.

Bunlardan farklı ama yine unutamayacağım bir başkası da yine çok hoş bir anı.

Bir önceki işyerim Akbank’ta Bilgi Teknolojileri içinde çok sayıda sorumluluğum vardı. Bunlardan birisi 1200 kişilik teknoloji organizasyonunun motivasyon ve bağlılığını artırmaktı. Bu kapsamdaki aktivitelerden biri olarak bir tiyatro klübü kurulmasına öncülük edip 3 sene farklı 3 oyunda da rol aldım.

Sahneye bambaşka görünümlerle çıkmak unutulmaz bir deneyim oldu. O zamanlar 5-6 yaşlarında olan oğlum da oyunları izledi. Bence bu unutulmaz, keyifli, oğluma da anı olarak bırakabildiğimi düşündüğüm bir şey oldu :).

Hayatınızda sizi etkileyen, idol olarak tanımlayabileceğiniz, örnek aldığınız bir kişi var mı? Varsa hangi yönleri sizi etkiledi?

Annem ve babamdan örnek aldığım parçalar var. Babam çok çalışkan biridir mesela. Edebiyat profesörüdür. 67 yaşında yaş haddinden mecburen emekli olup 74 yaşına kadar özel üniversitelerde çalışmaya devam etti. 25 30 yıldır hemen hemen her sabah 4-5 km yürür. Asla üşenmez sürekli bişeyler yapar.

Annem görebileceğiniz en pozitif en hayata bağlı insanlardandır. O da emekli öğretmendir. Doğuştan kalça çıkıklığı ile gelişen yıllarca ağrılı geçirdiği bir çalışma hayatı ve sonrasında protez ameliyatı. Bu süreçte 40’lı yaşlardan sonra yapılan master. Tüm bu zaman içinde bir kere karamsar, yılgın, vazgeçmiş ve neşesiz hatırlamıyorum kendisini.

İkisi örnek oluyorlar bu açılardan hep hissederim etkilerini üzerimde…

Genel Müdür Yardımcısı olarak bir gününüz nasıl geçiyor bizimle paylaşır mısınız?

Ben planlı ve organize çalışmayı severim. Sorumluluğum olan alanlarda veya yeni konularda hiç bilmesem bile girip öğrenmek ve doğru soruları sormayı kritik görürüm.

Günü kurtarsak bile geri planda hep büyük resimde stratejik yol haritalarımız olmalıdır bana göre.

Görev gereği rutin bir akışım yok. Yönettiğim her alanın iş listeleri, stratejik programları, taktik konuları günümün parçalarını oluşturuyor.

Çalışanlarınızın motivasyonunu sağlamak sizin için ne kadar önemli? Bunun için  neler yapıyorsunuz?

Bu çok önemli benim için. Ben de ekibin bir parçasıyım. Motivasyonumu sağlamak için ne yapmam gerekiyorsa ekibimle düşünmeye çalışırım. İş hayatı özel hayatlarımızdan daha fazla zaman alan parçalar. Eşimizden çocuğumuzdan çok işyerindeki arkadaşlarımızı görüyoruz bazen. Huzurlu çalışmak ve birlikte başarmak için motive olmamız şart.

Kendi içimizde kısa süre de olsa yaptığımız “Yöresel Yemekler Şenliği”, “Tarihi Simit Fırını Simitleri”,”Baharı Karşılama Meyve İkramları”, yine kendi içimizden arkadaşlarımızla başlattığımız öğle araları “Ruhu Besle Seansları” adını verdiğimiz seminer paylaşımlarını sayabilirim.

“Ruhu Besle” seansları kapsamında “Sevginin 5 Dili” konulu harika bir sunum yaptı bir arkadaşımız mesela. Benim de daha önceki işyerimde hazırladığım 2 ayrı sunumum var “Şairler ve Aşkları”  ve “Aşık Ressamlar”. En kısa zamanda bunları planlıyor olucaz.

Kendi başarı hikayelerimizi yazmak ve paylaşmak da bunların bir parçası. Banka içi dışı seminerler sunumlar yayınlar, banka içi başarılı proje geçişleri…Tüm bunları takdirle kutlamaya çalışıyoruz.

Bankamız’ın İnsan Kaynakları’nın uygulamalarına da bayılıyorum bu arada. Hepsi sıcacık kalbe insana dokunan şeyler…Anneler gününde Darüşşafaka’ya bağış, karne gününde izin, tatil dönüşü karşılama maili, doğumgününde kitap hediyesi…hepsi çok değerli bence.

Bankamızda rebranding çalışmaları ile  beraber yeni bir dönem başladı. Yeni dönemle ilgili görüşleriniz nelerdir?

Enerji fışkırıyor yeni dönemden bence. En azından ben bankamın ismi geçtiğinde kendimi hevesli mutlu ve enerjik hissediyorum. Kaan Bey’in üst yönetimin yönetim kurulumuzun desteği ve vizyonu bunun en büyük kaynağı. Süper pozitifim.

Boş zamanlarınızda hangi aktiviteleri yapmaktan keyif alırsınız?

Özellikle son 4 yıldır düzenli spor yapıyorum. Geniş çevresi olan sosyal biri olduğumu söyleyebilirim. Seyahat etmekten, edebiyatla ilgilenmekten, sosyal sorumluluk kapsamında lise mezunlar derneğimde çalışıp aktif mentorluk görevleri almaktan mutuluk duyuyorum.

İş dışı en büyük mesaim ise 8 yaşındaki oğlum. Hayata bağ ve güçlü durmak için küçük çengelli iğnem o benim.

Profesyonellere ve kariyerine yeni adım atacak gençlere tavsiye edebileceğiniz filmler ve kitaplar var mı?

Yok sanırım. İşin içeriğine göre okuduğum kitaplar oluyor ama iş hayatının en iyi iş hayatının içinde öğrenilebileceğini düşünüyorum. Hayata yaklaşımınızla ilintili olarak pozitif bakmanın önemine inanıyorum. Belki bu açıdan La Vita e Bella filmini tavsiye edebilirim. Her ne şart olursa olsun hep pozitif kalabilmek için…

Kariyerine Bilgi Teknolojileri Grubu’nda başlayacak olan arkadaşlarımız için tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

Bir bankanın teknoloji grubunda olmak zevkli dinamik daima kendini yenilemeyi gerektiren birşey. Yerinde durmak yok. Hep öğrenmek var. Teknoloji durmuyor çünkü. Bu da daha önce bahsettiğim işini tutkuyla yapan çalışan noktasına getiriyor beni yine. İstekli hevesli ve tutkulu olun. Büyük resmi anlamaya nasıl değer yarattığınızı görmeye çalışın.

Bundan sonrası için gerçekleştirmek istediğiniz bir projeniz, hayaliniz var mı?

Çok işimiz varJ Bankamızın dijital dönüşümünü yapıcaz. Ana bankacılığımızı teknik ve fonksiyonel olarak yenilicez. Süreçlerimizi baştan ele alıcaz. CRM yetkinliğimizi oluşturucaz. Bankamızın önünü açmak içeride dışarıda teknolojik açıdan en doğru en fayda sağlayan işleri yapmak gibi ulvi bir görevim olduğunu düşünüyorum. Hergün hayal ediyorum ve gerçek gibi yaşıyorum bu düşündüklerimi. Hepsi bir bir gerçek oluyor olacak oldu :).

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Teknoloji ve dijital hayatımızın çok içinde. Bankalarda bu ekipler işin içinde olmalı ve anlamalı.Çözümleri buna göre üretmeli. Bu yüzden karşılıklı destek istiyorum herkesten. Yaklaşmak iç içe olmak anlamak anlaşmak için. Keyifli röportaj için de teşekkür ediyorum.

Reklamlar

Mali İşler ve Planlama Genel Müdür Yardımcımız Önder Özcan Hakkında Merak Edilenler..

Çocukluğunuzda hayal ettiğiniz meslek neydi?

Çocukluğumda baskın bir hayalim yoktu ama biliyorum ki yeniden dünyaya gelsem yine şu an yaptığım işi yapmak isterim.

Kısaca kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?

Adana’da doğdum. Adana Anadolu Lisesini ve sonra ODTÜ işletme bölümünü bitirdim. Kariyerime Alternatif Bank MT’si olarak yine bu bölümde başladım. Denizbank’a Yönetim Raporlama ve Bütçe Planlama grubuna müdür yardımcısı olarak geçtim.  Son 4 yıldır yine aynı bölümün Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütüyordum ve bu yılın başlarında kariyerime başladığım yere; hatta kariyerimin başından beri hayal ettiğim noktaya; Alternatif Bank Mali İşlerden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak yuvama geri döndüm.

Kariyerine Bankamızda MT olarak başlamış, sonrasında farklı bir kurumda deneyimlere sahip olmuş ve en son Bankamıza Üst Düzey Yönetici pozisyonunda dönme başarısını göstermiş bir yöneticimiz olarak Alternatif Bank deneyiminizi nasıl değerlendirirsiniz?

Ben iş hayatına başladığımda da Alternatif Bank çalışanlarına değer veren, insancıl, başarılı ve oldukça bilinen bir markaydı. Benim bu noktaya gelememin ilk adımı ve temel taşı Alternatif Bank’tır. Mali işler bölümünde yapılan bütün işlerde emeğim ve katkım vardı. Resmi raporlamadan, şube raporlamaya, IFRS-BDDK konsolidasyonundan işkolu raporlamaya herşeyi burada ögrendim ve yaptım. Bu da bana sonraki kariyerimde inanılmaz katkı sağladı. Özetle şu an bulunduğum nokta Alternatif Bank’ta öğrendiklerimin bir sonucudur.

MT olmak sizin için ne anlam ifade ediyor?

Öncelikle MT olmak, yüzlerce binlerce aday arasından seçilmiş olmak demektir. Bu size farklı bir özgüven aşılıyor. Yaklaşık 4 aylık eğitimle bankacılığa farklı bir giriş yapıyorsunuz. Eğitim boyunca, sadece ait olduğunuz bölüm değil, banka ne yapar nasıl yapar gibi soruların cevabını da buluyorsunuz. Teknik konuların yanında, yönetsel becerileriniz, davranış ve giyim kuşam konularına kadar sizi farklılaştıracak eğitimler de alıyorsunuz. MT olmak ayrıcalıktır.

Kariyeriniz boyunca sizin için kırılma anları var mıydı? Bunlar nelerdi?

Benim kariyerimde kırılma noktası, 2006 yılında sektörden ayrılıp babamın işinde çalışmak istediğimde, babamın hayır olmaz sen kariyer yapacaksın demesidir :).

Şansın ve rastlantının başarıyı etkilediğine inanır mısınız?

Ben kariyer yolunda şansın ve fırsatların çok önemli olduğunu düşünen, bilen ve yaşayan birisiyimdir. Ancak karşınıza çıktığında o fırsatları değerlendirecek donanımda olmanız da gereklidir. Başarı için çok daha önemli olan, çalışmak ve çok çalışmaktır.

Sizin için Mali İşler ve Planlama Grubu’nda çalışan bir personelin olmazsa olmaz genel nitelikleri nelerdir? Kariyerine Mali İşler ve Planlama Grubu’nda başlayacak olan arkadaşlarımız için tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

Bizim bölümde çalışmak isteyen arkadaşların biraz da olsa muhasebe biliyor olmaları, sorgulayıcı yaklaşımları, hevesli ve istekli olmaları onları her zaman bir adım öne  taşıyacaktır.  Bununla birlikte hayatın her aşamasında harekete geçmeden önce vizyon belirlemelerini öneririm. Doğru bir vizyon, odaklanmak ve bu doğrultuda gerekli donananımı elde etmek başarıya ulaşmada işlerine çok yarayacaktır. Ne iş yaparsanız yapın işinizi tutkuyla yapmanın şart olduğunu düşünüyorum. Böylece sizi başarıya götürecek yolda zorluklarla mücadelede daha kolay motive olacağınıza inanıyorum.

Kariyeriniz boyunca hiç unutamadığınız bir anınız varsa bizimle paylaşır mısınız?

Alternatif Bank’ta ilk genel müdür yardımcım ben işe başladıktan 2 ay sonra  işe başlamıştı. Yaklaşık 2 yıl birlikte çalıştıktan sonra başka bankaya transfer olup gitmeden hemen önce beni odasına çağırıp veda konuşması yaptı. Konuşmanın sonunda oturduğu koltuğun kolçağına vurup “ileride seni de bu koltukta görmek istiyorum” dedi. Benim için unutulmaz bir anıdır ve şimdi çok daha anlamlı bir anıya dönüştü.

Hayatınızda sizi etkileyen, idol olarak tanımlayabileceğiniz, örnek aldığınız bir kişi var mı? Varsa hangi yönleri sizi etkiledi?

İdol diyeceğim birisi olmasa da bulunduğum noktaya gelmemde babamın bana gösterdiği bakış açısı, vizyon ve tavsiyelerin büyük etkisi olmuştur.

Sizin pozisyonunuzdaki birinin bir günü nasıl geçer bizimle paylaşır mısınız?

Güne erken başlarım, bölüme ilk ben gelirim. Piyasalara bakarım hızlıca gazete okur ve bir gün önceden kalan işlerim varsa onları toparlar gün içi programımı hazırlarım. Gündemim her zaman  yoğundur ama malum bu sıralar piyasalar sürekli ekstra gündemlerle yoğunluğumuza yoğunluk katmakta. Toplantılara girerim çıkarım ama sürekli üzerinde düşünülmesi gereken, bakılması gereken, raporlanması gereken konularla günün nasıl geçtiğini anlayamam.

Çalışanlarınızın motivasyonunu sağlamak sizin için ne kadar önemli? Bunun için neler yapıyorsunuz?

Bir yönetici olarak işimin önemli bir parçası da çalışanlarımın motivasyonunu sağlamak ve korumak. Şahsen, insanların mutlu ve huzurlu çalışmalarının çoğu zaman maddi konulardan daha önemli olduğunu düşünürüm. Sonuçta hayatlarının büyük bir kısmı işte geçiyor. Uzun süreli verimin de tek kaynağı bu zaten. Açık iletişim ve güvene önem veririm. Ödül gibi kısa süreli mutluluk veren motivasyon araçlarındansa sağlıklı ilişkilerin olduğu, güvenebilecekleri ve insani değerlerin ön planda tutulduğu bir yerde çalışmanın çalışanlarda daha uzun süreli bir motivasyon sağladığına inanırım. Tabii maddi ve manevi emeklerinin karşılığını da görmeleri de çok önemli.

Boş zamanlarınızda hangi aktiviteleri yapmaktan keyif alırsınız?

Yoğun iş tempomuz nedeniyle kalan boş zamanlarımda çocuklarımla vakit geçiririm. Bununla birlikte Beşiktaş’ın maçlarını kaçırmam. Bir de eşimle seyahat etmeyi özellikle yurtdışı gezilerini çok severiz.

Profesyonellere ve kariyerine yeni adım atacak gençlere tavsiye edebileceğiniz filmler ve kitaplar var mı?

Her şeyin çalışmak, azim ve tutkuyla elde edildiğini gösteren birçok film var. Ölü Ozanlar Derneği, Forrest Gump benim favori filmlerdir. Ufuk Tarhan’ın T-İnsan kitabını geleceği daha iyi anlamak açısından şiddetle tavsiye ederim.

Bundan sonrası için gerçekleştirmek istediğiniz bir projeniz, hayaliniz var mı?

Hayal kurarak yaşayan birisi değilimdir. Daha gerçekci, planlı ve düşünerek yaşarım. İleride çocuklarımla beraber yurtdışında yaşamak benim için bir projeden çok hedef diyebiliriz.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Tüm Alternatif Bank ailesine; her başarının altında, o başarıya katkı sağlayan çok iyi bir takım olduğunu belirtmek isterim ve dolayısıyla hem bugünkü başarılarımızda hem bundan sonra elde edeceğimiz başarılarımıza bizi ulaştıracak şey; farklı düşünüp bireysel fark yaratmak olduğu kadar, bildiklerini ve ürettiklerini birbiriyle paylaşan bir takım olmaktan geçtiğine inanıyorum.

Alternatif Lease Finans Genel Müdür Yardımcımız Serdar Bulat Hakkında Merak Edilenler..

Kısaca kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?

Üniversite yıllarında her fırsatta değişik işlerde çalışırken finansı sevdiğimi fark edip bu alana yönelmeye karar verdim. Mezun olduktan sonra PWC’de denetçi olarak çalışmaya başladım. Sonrasında Finansbank’ta ve Anadolu Grubu’nda çalıştım. O sıralar Anadolu Grubu Alternatif Lease’i yeni kurmuştu. Bana da Finans’tan sorumlu Müdür Yardımcılığı teklif edildi, kabul ettim ve göreve başladım.

Çocukluğunuzda hayal ettiğiniz meslek neydi?

Ailemde çokça kaptan ve balıkçı vardı, o nedenle denize ve denizcilere yakın olduğumdan, bir yaşıma kadar denizci olmak bana hep çekici gelmişti. İlgim ve yakınlığım kaybolmadı ama hayat her zaman size göre akmıyor…

21  yıldır  Alternatif Lease’de çalışıyorsunuz. Alternatif Lease’de olmak sizin için ne ifade ediyor, bizlerle paylaşır mısınız?

21 yıl önce, yeni kurulmuş ve henüz ilk leasing sözleşmesini bile yazmamış bir şirkete Müdür Yardımcısı olarak başlamıştım. Leasing belirli yatırımlar hariç henüz çok yaygın değildi, zaman içerisinde görev alanlarım genişledi ve sonrasında Genel Müdür Yardımcısı pozisyonunda çalışmaya başladım. Alternatif Lease yıllar boyu hep dinamik bir şirket oldu.  Farklı dönemleri farklı yöneticiler ve  ekip arkadaşları ile birlikte yaşadık, her birinden çok şey öğrendim ve öğrenmeye de devam ediyorum.

Şansın ve rastlantının başarıyı etkilediğine inanır mısınız?

Başarı bunlara tam olarak bağlı değil sanıyorum ama bir ölçüde şansın da etkisi mutlaka vardır. Başarı doğru zamanda ve doğru yerde olmak ise buna şans ya da rastlantı denebilir. Şansla veya rastlantıyla uzun süreli başarı pek elde edilmemesine rağmen herkesin şansıyla kötüden sıyrıldığı veya iyiliğin kucağına düştüğü anlar da olur sanırım.

Sizin için Leasing sektöründe Finans Grubu’nda çalışan bir personelin olmazsa olmaz genel nitelikleri nelerdir?

Analitik düşünme, problem çözme, dikkat ve sabır en çok önem verdiğimiz yetenekler.

Kariyeriniz boyunca hiç unutamadığınız bir anınız varsa bizimle paylaşır mısınız?

Dönemi yaşamış olan bir çok kişi için benzer olduğu gibi 11 Eylül’ü hep hatırlıyorum. Kulelere yapılan saldırı videosunu tekrar tekrar izlemekten kendimizi alıkoyamazken bir yandan dünyanın geleceğini tahmin etmeye çalışmıştık.

Hayatınızda sizi etkileyen, idol olarak tanımlayabileceğiniz, örnek aldığınız bir kişi var mı? Varsa hangi yönleri sizi etkiledi?

Anadolu Grubu’ndan Sayın İbrahim Yazıcı’nın mütevazılığı beni hep etkilemiştir. Bunu bir çok yerde aktarmaktan da zevk duyarım.

Genel Müdür Yardımcısı olarak bir gününüz nasıl geçiyor bizimle paylaşır mısınız?

Her günün ajandası oldukça yoğun; yazışmalar, kontroller, onaylar, raporlar, toplantılar, sorunlar, çözüm arayışları ve ülke ve dünya gündemini takip etmek için aralarda yeterli vakit yaratmakla geçiyor.

Çalışanlarınızın motivasyonunu sağlamak sizin için ne kadar önemli? Bunun için  neler yapıyorsunuz?

Biraz genel bir cevap olacak ama değişim ihtiyacını şöyle aktarayım; Finans/bankacılık yıllardan beri aynı temelde faaliyet gösterirken ekiplerimize katılmakta olan yeni nesil çalışma arkadaşları artık çok farklı dünya görüşlerine sahipler. Günümüzde Finans/bankacılığın en önemli hedeflerinden biri hem sunulan hizmette hem de bu hizmetlerin üretim ortamında yeniliklere açık olmak, ekipleri sürekli motive tutmak olmalı. Tepe yöneticilerin bunu daha iyi görmelerini dilerim. Aksi takdirde bankacılığa ilgi zamanla azalabilir ve bu nedenle ekip arkadaşlarını daha sınırlı bir aday topluluğundan  seçmek durumunda kalabilirler. Değişim sağlanırsa ekipler de motive kalır, verimlik artar.

Boş zamanlarınızda hangi aktiviteleri yapmaktan keyif alırsınız?

Seyahat en büyük tutku ve mutluluklarımızdan biri. Çoğunlukla dünyanın popüler olmayan bölgelerini tercih ediyoruz. Su sporlarından bisiklete, koşuya bir çok farklı dalda spor aktivitelerine de katılırım.

Profesyonellere ve kariyerine yeni adım atacak gençlere tavsiye edebileceğiniz filmler ve kitaplar var mı?

Nokta atışlı tavsiyeler belirli bir yaş aralığı tarafından pek dikkate alınmıyor. Herkesin ilgi ve faaliyet alanı hem farklıdır hem de zaten yıllar içerisinde değişir. Bence bu yüzden, kişinin  okuma alışkanlığını edinmiş olması yeterlidir, yolunu kendisi bulacaktır…

Kariyerine Leasing sektöründe Finans Grubu’nda başlayacak olan arkadaşlarımız için tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

Bizim kendi sorumluluk alanımız olan Finans aynı çatı altındaki diğer alanlara göre biraz daha farklı bir disiplin. Analitik yaklaşım, kontrollerle çalışmak, dikkat, dakiklik, gündemi takip etmek, çözümsel yaklaşımlar bizim için çok önemli kriterler. İlgi ve yeteneklerini yakın hissedenler için Finans her zaman zevkli bir çalışma alanı olabilir. Bu bakışa yakın ekip arkadaşlarını aramıza katmak, onları bu formata uygun yetiştirmek bizim ana hedefimiz.

Leasing sektörü ile Bankacılık arasında bir bağlantı var mı? Var ise bunu nasıl tanımlarsınız? Örneğin Leasing sektöründe çalışan birinin Bankacılık deneyiminin olması sizce avantaj mıdır?

Uygulanan finans teorisi temelde aynı olsa da leasing çok kapsamlı mevzuatı nedeniyle özel bir alan ve bu nedenle diğer finansal kuruluşlara pek  benzemiyor. Yani teoriyi bilseniz de mevzuat pratikte hayati bir rol oynuyor. Bankacılık deneyimi mutlaka faydalıdır ancak bunu avantaja çevirmek de  kişinin kendi elinde…

Bundan sonrası için gerçekleştirmek istediğiniz bir projeniz, hayaliniz var mı?

Belki bir balıkçı hikayesi yazmak ama Meksikalı değil tabii ki…

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Tüm finans gubumuza başarı ve mutluluk diliyorum.

Koşan Adımların Hikayesi / Tuğçe Fışkın Genç

Antalya Şube, Ticari Bankacılık Portföy Yöneticimiz Tuğçe Fışkın Genç için koşmak tam anlamı ile bir yaşam biçimi, bir tutku. Üstelik Tuğçe bu tutkusunu geliştirmiş ve insanların hayatlarına dokunabilmeyi başarmak adına yardım amaçlı koşmaya başlamış. Bizler de onun, tutkusunu, amaca çevirdiği bu başarı hikayesini sizlerle paylaşmak istedik.

Tuğçe Fışkın Genç bankacı kimliğinin yanı sıra kimdir bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

1984 yılı Ankara doğumluyum. Üniversite yıllarım Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat bölümünde geçti. İzmir’li değilim ama İzmir’i çok severim. Evli ve 4 yaşında bir çocuk annesiyim. Çocukluğumdan bu yana; 8 aylık doğmuş olmamdan mıdır bilmiyorum ama oldukça hareketli bir yaşamım var :). Kendimi bildim bileli tüm ilgim olan alanları denemek isterim. Şartlar el verdiği kadar da yaparım. Spor bunların içinde en belli başlıcalarından olmakla birlikte; uzun yıllar tiyatro ve folklor uğraşlarım oldu. Ayrıca sağlıklı yemek tariflerine özel ilgim bulunmaktadır. Annemin diyetisyen olmasının da bu merakıma etkisi olmuştur.

Gezmeye doyamayan, ölmekten korkmayan ancak; ya Dünya üzerinde her yeri görmeden ölürsem diye korkusu olan biriyim.

Tüm bunların yanı sıra hayatta seni en mutlu eden şey nedir diye sorsalar; hiç düşünmeden insanların hayatlarına dokunmayı başarmak derim. Bu nedenle tam 11 yıldır TEGV gönüllüsüyüm.  8 yıl boyunca her Cumartesi 2 saat vaktimi ayırarak 100’lerce eğitimde, bilgiye ihtiyacı olan ilköğretim çağındaki çocuğun matematik, bilgisayar, İngilizce etkinliklerinde gönüllü eğitmenlik yaptım. Kendi çocuğumun dünyaya gelmesiyle bu süre oldukça azaldı ama hiç vazgeçmedim gönüllülükten. Çocukların yüzlerindeki bir anlık gülümsemeyi görmek uğruna bile orada olmaya değer. 3 yıldır koşu yarışlarında bağış toplayarak çocukların temel eğitim ihtiyaçlarını karşılamaya destek oluyorum. Adımlarımla çocuklara umut olmaya çalışıyorum.

Koşu merakınız ne zaman başladı? Hobiye dönüşmesi ve kendinizi geliştirme sürecinizi anlatır mısınız?

İnanılacak gibi değil ama koşu merakım 4 yaşında kreşten kaçmamla başladı. Hiç unutmuyorum o günü! Günlerce “kreşten nasıl kaçarım”ı kurguladıktan sonra bir yaz günü ufacık boyumla 2 km yolu koşarak nefes nefese eve geldiğimde annemin yüzündeki şaşkınlık hala gözlerimin önünde. O gün anneciğimin bana kızmayıp sadece o yolu nasıl geldiğimim hayretini yaşaması, iyi bir şey yaptığım hissi uyandırdı. Daha sonraki dönemlerde ilkokula giderken bile normal yürümediğimi, kanallarda koşarak okula gittiğimi hatırlarım. İlkokul öğrenciliğim Malatya’da üniversite kampüs ilkokulunda geçti. Orada imkanlar çok kısıtlıydı ve şehre ulaşım o yaşta bir çocuk için olanaksızdı o senelerde. Bu nedenle atletizm yaşamım Antalya’da ortaokulda okul takımına girmemle başladı. Ortaokul ve lise yaşamım boyunca 100m – 400m – 800m ve 4000m mesafelerinde yarıştım. Her antrenman yarışa hazırlanmak içindi o yıllarda ve her yarış bir heyecandı. Kimisi dereceyle biter kimisi hüsranla sonuçlanırdı ama hep yeni hedef vardı. Okul takımları acımasızdı, beden eğitimi öğretmenlerim antrenörümdü ve hiç afları yoktu. Her sabah 06:00 da antrenmana çıkar, 07:30 da okul servisine biner okula giderdim. Yaz kış sabah yapılan banyolar ve ıslak saçla okula gitmeler de cabası ama bir gerçek var; o da bir şeyi severseniz asla vazgeçmiyorsunuz. 34 yaşına geldim ama hiç bırakmadım koşmayı. Yıllar içinde yarışmak eğlenceye dönüştü benim için. Yarışlar yeni insanlarla tanışmak oldu. Antrenmanlar da tabi ki devam. Herhangi bir takımda yarışmıyorum , münferit katılıyorum yarışlara. Üyesi olduğum bir grup var o da  “Adım adım” koşu klübü. Tamamen yardım amaçlı koşan koşuculardan oluşan bu koca ailede olmak mutluluk verici.

Koşmak sizin için ne ifade ediyor?

Beni tanıyanlar bilirler, koşu benim için tutkudur, özgürlüktür, mutluluktur. Kendi kendimle baş başa kaldığım tek zaman dilimi  (uyku hariç) şu hayatta koştuğum anlardır. İnanın koşarken antrenmanın bitmesini hiç istemiyorum. Vakit daralıp sona yaklaştığında; “oh bugün de bitti yaşasın!” demiyorum, “daha da koşardım aslında” diyorum. Sanıyorum bu nedenle de bıkmadan usanmadan koşuyorum. “Gerçekten bu kadar mı seviyorsun koşmayı?” diye soran çok oluyor. Evet, sağlığım elverdiği sürece vazgeçmeyecek kadar çok seviyorum. 34 yaşında bir bayanın koşu ayakkabıları ile en fazla 750 km koşabileceğinin ve bunun da yeni aldığı bir koşu ayakkabısı ile maksimum 5 ayının olduğunun üzüntüsünü yaşıyor olması, zaten bu olayın onun için tutku olduğunun bir kanıtı değil de nedir?

Koşu kapsamında katıldığınız etkinlikler neler?

Yıl içerisinde tüm koşu etkinliklerini takip ediyor ve gidebileceğim etkinliklere çoğu zaman eşim ve çocuğumla birlikte katılıyoruz. Her yıl daha önceki yıllarda hiç koşmadığım en az bir parkuru mutlaka programa ekliyorum. Her yıl katıldığım, parkurunu çok sevdiğim olmazsa olmazlarım da var tabi. Örneğin İstanbul’da her yıl kasım ayında Boğaz koşusu vaz geçilmez benim için. Tabi ki yaşadığım şehir Antalya da aynı şekilde. Marmaris, Büyükada, Bozcada yarışları da çok keyif alığım parkurlardan. Koşu etkinliği denince tabi sadece yarış günü ve mekanı gelmemeli akıllara. Bunun dışında sporcu beslenmesi, spor eczacıları, başarılı antrenman programları konulu seminer ve toplantılara da katılıyorum.

Yoğun iş temposu içerisinde hobinize nasıl vakit ayırıyorsunuz? Benzer şekilde hobisini aktif olarak hayata geçirmek isteyenlere tavsiyeleriniz neler olur?

Yanıtlamayı en çok sevdiğim soru da bu. İnsan bir şeyi gerçekten istediğinde ne yapıp edip o vakti buluyor. Bunu en iyi anladığım dönem yeni doğum yaptığım dönemdi. Çocuğumun uyku saatlerine göre spor programı yaptığımı fark ettiğimde çok gülmüştüm kendime. Şöyle bir gerçek var; siz kendinizi iyi hissettiğinizde yavrunuza, ailenize, çevrenize fayda sağlayabiliyorsunuz. Benim ailem de dostlarım da bunu bildikleri için; tatile gittiğimizde bile önce “Tuğçe koşacağın parkur da var” derler. Sanırım ben mutlu olduğumda onlar da mutlular.

Gün aydınlandığı anda çıkıyorum evden her sabah ve bir saat sonra dönüyorum. Kışın sabah hava aydınlanmadığı için antrenmanları kimi zaman öğle aralarında yarım saat, kimi zaman akşamları olacak şekilde dengeliyorum. Bu arada sporun hafta içisi hafta sonu olmaz. Ben Cumartesi Pazar günleri de sabah spor yapıyorum. Bu bir disiplindir ve en güzel hobi sizi hedefe ulaştıran hobidir.  Söz konusu spor olduğunda genelde ülkemizde sadece kilo problemi olanlar spora yönelir ancak; spor ile sadece kilo verilmez. Spor mutluluk hormonu salgılatır, spor kan dolaşımını düzenler, spor size sevdiğiniz besinleri dilediğiniz şekilde tüketme lüksü sunar. Spor güzeldir.

Hobisini harekete geçirmek isteyenlere en büyük tavsiyem; gerçekten istesinler ve asla ertelemesinler. Çünkü erteledikçe en zor an olan başlama anı hiç gelmez. Başlama enerjisi herkesin içinde vardır ,yeter ki gün yüzüne çıkarmak istesinler!

Bundan sonrası için hobinize yönelik gerçekleştirmek istediğiniz bir projeniz, hayaliniz var mı?

En yakın yarış tarihim 28 temmuz. Tuz Gölü ultra maratonunda 21km yarı maraton bayanlar kategorisinde yarışacağım. Kişisel hedefim ilk 3 e girip kürsüye çıkmak. Bunu 2018 yılı kişisel hedefim olarak koydum ancak diğer yandan TEGV için bağış toplayacağım ve bugüne kadar topladığım en yüksek bağış miktarına ulaşmayı hedefliyorum çocuklar için.

Bir gün proje halini alabileceğini umduğum uzun vadeli hayalim ise; çocuklara sporu sevdirmek için “oyunlarla spor” adlı her ile götürülecek spor kampı kurmak. Kendi çocuğum büyümüş olacak ancak; sporun sadece kilo vermek amacıyla yapılmaması için algının küçük yaşta zihinlerde yer etmesi gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle de belki gelecek nesile yetiştiririm.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Herkese bol sporlu, çok sağlıklı günler dilerim.

Alternatif Lease Pazarlama Genel Müdür Yardımcımız Mehmet Akif Özkan Hakkında Merak Edilenler..

Kısaca kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?

Merhaba, yaşamımın büyük çoğunluğu Ankara’da geçti. Liseyi Ankara Tevfik Fikret Lisesi’nde tamamladım, sonrasında Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde Kimya Mühendisliği okudum. Meslek hayatıma 20 yıl önce Yapı Kredi Leasing Ankara bölgesinde başladım. Beni işe alan, bu mesleğe girmeme vesile olan kişi  bankamızın eski Genel Müdür’lerinden Sn. Hamit Aydoğan’dır. Sonrasında Garanti Leasing’de uzun yıllarım geçti. Hatta Garanti’de 2 ayrı dönemde farklı görevler aldım. Dış ve Fortis Leasing zamanında 2004-2007 yılları arasında Ankara Bölge Müdürü olarak şimdi ki Genel Müdür’üm Sn. Pelin Lokmanhekim ile çalışma fırsatım oldu. 2010 yılı ocak ayında İstanbul’a tayinim çıktı ve  Garanti Leasing’de satıştan sorumlu Birim Müdürü olarak atandım. 2011 Ağustos ayından bu yana da  Alternatif Lease’de Satış ve Pazarlamadan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapmaktayım. 9  ve 11 yaşlarında Demir ve Doruk adında iki oğlum var.

Çocukluğunuzda hayal ettiğiniz meslek neydi?

Babamın Oyak Renault’daki görevinden dolayı tüm okul hayatım Renault satış ve servis bölümlerinde geçti. Doğal olarak etkilenmemek mümkün değil. İlkokul çağımdan itibaren serviste bakım ustalarıyla iletişim kurarak otomobillerle ilgili çok şey öğrendim ve her kademeden insanla iletişim kurmaya başlamam 7 yaşında başladı. Çok keyifli ve güzel yıllardı. Hafta sonları servise gidip, liftlerin altında otomobillerin tamir edilişlerini seyretmek rüya gibiydi. Hayalim otomotiv sektörüydü diyebilirim.

7  yıldır  Alternatif Lease’de çalışıyorsunuz. Alternatif Lease’de olmak sizin için ne ifade ediyor, bizlerle paylaşır mısınız?

Alternatif Lease’de olmak benim için gurur veren bir ruh halidir. Nedenine gelince, harika bir ekiple, güçlü bir mental yapıyla, çok zor rakiplerle, elinizde sınırlı olan güçle, demokratik ve güven veren bir Genel Müdür’le, son derece adrenalini yüksek tempoyla çalışıyor olmak müthiş bir duygu. Bunun bir parçası olabilmek beni heyecanlandırıp, daha da kuvvetlendiriyor. Tabi ki bir o kadar da yıpratıyor. Bu dengeyi seviyorum.

Kariyeriniz boyunca sizin için kırılma anları var mıydı? Bunlar nelerdi?

Birkaç tane kırılma anından bahsedebiliriz. Bir tanesi ağır baskı altında çalışmayı öğreten bir Genel Müdür Yardımcım vardı, onu unutmam mümkün değil, o stresi yönetmeyi öğrenene kadar çok genç yaşta sağlığımı kaybedip geri tekrar kazanmayı öğrendim. Yılmamayı ve dik durmayı o öğretti, kulakları çınlasın. Bir diğeri Garanti Leasing gibi bir camiaya 2. defa çağırılıp, yıllar sonra 38 yaşında, 1 yaşında ve 3 yaşında 2 çocukla, İstanbul’a taşınmamızdır. Gerçekten çok zordu, aileleri Ankara’da bırakabilmek,  bu kararı alabilmek eşimle aldığımız en zor karardır. Sonrasında da Alternatif Lease  ailesine gelmek çok önemli ve kritik bir karardı benim için.

Şansın ve rastlantının başarıyı etkilediğine inanır mısınız?

Şans ve rastlantının tanımını insanın kendisi belirler. Elbette oturduğunuz yerden şanslı olmayı ve o filmlerde olan rastlantıları yaşamayı beklemek hayalcilik olur. Ben  şuna inanırım, harcadığınız tüm çaba, iyilik ve kötülüklerin bedelini bir gün ödersiniz. Bence yaşamın felsefesi bu. Çabalarınız ve geride bıraktıklarınız size bir gün mutlaka başarı ve güzellikler olarak dönecektir.

Sizin için Leasing sektöründe Pazarlama Grubu’nda çalışan bir personelin olmazsa olmaz genel nitelikleri nelerdir?

Leasing sektöründeki bir satışçı profili; dinamik, ateşli, analitik düşünebilen, yeri geldiğinde yutkunabilip soğukkanlı olabilen, kendini yenileyebilen, konsantrasyonu yüksek, her yeni güne aynı dinçlikle başlayabilecek kadar zihni berrak olmalıdır.

Kariyeriniz boyunca hiç unutamadığınız bir anınız varsa bizimle paylaşır mısınız?

Aslında herkesin unutamadığı iyi hatırladığı veya hatırlamak istemediği mesleki anlar vardır. Ben güzellikleri paylaşmayı tercih ederim. İlki 2009 yılı Aralık ayının son perşembesi, yeni yıl hemen öncesinde Garanti Leasing’deki Genel Müdürümün beni gece 10 da arayıp, Mehmet Akif senin İstanbul’a gelmeni istiyorum, 10 dakika sonra tekrar arayacağım, hemen Neslihan’la konuş ve bana kararını bildir dedikten sonra, tamam geliyoruz diyebilmek ve hayatında Ankara dışında kimsesi olmayan öğretmen eşiniz ve 2 çocuğunuzla 1 hafta içerisinde İstanbul’a yerleşmek inanılmaz bir karardı. Diğeri de 2011 Ağustos akşamlarından birinde Cunda’da ailemin tüm fertleriye otururken Alternatif Lease’den gelen telefonla bu değerli aileye katılma kararımı vermiş olmamdır.

Hayatınızda sizi etkileyen, idol olarak tanımlayabileceğiniz, örnek aldığınız bir kişi var mı? Varsa hangi yönleri sizi etkiledi?

İsimlerini vererek onlar arasında ayrım yapmak bana zarif bir yaklaşım olarak gelmiyor. Ancak sorunuza şöyle cevap verebilirim, mesleki yaşamımda dik durmayı, sabrı, adrenalini yüksek tutkuyla çalışmayı öğreten yöneticilerim oldu. Bu insanları hayranlıkla takip ettim, elimden geldiğince bu davranış modellerini sahiplenip bir karakter oluşturmaya çalıştım. Ne kadar başarabildiğimi veya başaramadığımı zaman gösterecektir. Bir tek her erkek çocuğu gibi babasını hayranlıkla seyreden bir evlat olarak, her mevkiden, toplumun tüm kademelerindeki insanları  aynı düzlem üzerinde kabul ederek, önemseyip, ona göre davranabilmemi babama borçluyum.

Genel Müdür Yardımcısı olarak bir gününüz nasıl geçiyor bizimle paylaşır mısınız?

Öncelikle kendine karşı çok disiplinli ve programlıyımdır. Hafta içi akşamları geç yatmamaya özen gösteririm, sabah erken uyanıp ofise geçerim. Gün içerisinde ekibimin tamamıyla kontak halinde yaşarım. Müşteriler tekliflerinin, kredi komitelerinin birebir içindeyim. Bunu max seviyede iş takibi olarak düşünebilirsiniz veya başka bir bakış açısıyla da her şeyin çok içinde olduğuma kanaat getirebilirsiniz. Bölgeleri çok sık ziyarete giderim, neredeyse her ay diyebilirim. Bu ziyaretlerde çalıştığımız satıcı partnerlerimizi, şubelerimizi ve müşterilerimizi ziyaret etmeye özen gösteririm. Yerinde oturan bir yapım yok, günün nasıl geçtiğinin bazen farkına varmam.  Sahadaki bu mücadelenin kalıcı başarı adına ve ekip motivasyonu adına önemli olduğunu düşünüyorum.

Çalışanlarınızın motivasyonunu sağlamak sizin için ne kadar önemli? Bunun için  neler yapıyorsunuz?

Açıkçası tecrübe arttıkça geçmişe bakıp kendisine yaşatılmayan olumlu ve rasyonel ne kadar kavram varsa insan ekibine yaşatmak istiyor. En azından ben böyleyim. Bu anlamda mantık çerçevesinde rekabet adına nelere ihtiyacımız varsa bunlar için çok ciddi mücadele ederim. Zaman zaman olumlu sonuçlarıyla ekibimin motivasyonunu yüceltmeyi başarırım. Ama biliyorum ki yaşam zıtlıklardan oluşur, kimi zaman da bunu başaramıyor olabilirim. Ekibimin  sorunlarını dinler, çözüm bulmaya çalışırım. Yeni çalışma düzeninde self motivasyonun önemi vurgulanıyor. Sevgi, bağlılık ve güvenin olmadığı yerde kalıcı motivasyon sağlayamazsınız. Ben başarının tamamen ekip ruhuyla kazanıldığına inanırım. Başarısızlık ise öncelikle yöneticiye aittir.

Boş zamanlarınızda hangi aktiviteleri yapmaktan keyif alırsınız?

Hafta sonu oğullarımın tüm antrenman programlarında ben varım. Nisan ayından ekim ayı sonuna kadar bahçe işleriyle rutin ve düzenli bir şeklide bahçıvan misali uğraşmayı seviyorum. Dostlarımla ailecek görüşmeyi ve Boğazın sofralarını yaşamayı seviyorum.  Çocukları zaman zaman futbol maçlarına götürürüm. Onlara kendilerini ve etraflarını hırpalamadan iyi bir taraftar olmayı öğretmeye çalışıyorum. Metroda ve akşamları evde kitap okumayı seviyorum, ciddi bir metro yaşantım olduğunu söyleyebilirim. Yabancı dizi ve film seyretmeyi severim, buna zaman ayırmaya çalışıyorum.

Profesyonellere ve kariyerine yeni adım atacak gençlere tavsiye edebileceğiniz filmler ve kitaplar var mı?

Bu kitap ve film önerisi konusunu çok göreceli bir kavram olarak görüyorum. Benim okuduğum felsefe bazlı kitaplar başkalarının hoşuna gitmeyebilir. Kişinin kendini yetiştirmek adına, daha iyi hissetmek adına, düşünebilmek adına, hayata tutunabilmek adına kitap okuyabiliyor olması müthiş bir olay. Bence kariyerden önce insanın kendisiyle mücadelesi daha önemli.

Kariyerine Leasing sektöründe Pazarlama Grubu’nda başlayacak olan arkadaşlarımız için tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

Hayata karşı disiplinli olabilmek bence sert olmak anlamına gelmez. Aksine insanı sürekli geleceğe motive eder, kendiyle mücadelesini sağlar. Önce disiplin, sonra mücadele ve bana göre en değerlisi tutkulu olabilmektir. Yaptığı işe tutkulu olabilmek; bilgiyi geliştirmek ve başarının anlamını kavrayabilmek demektir. Ne olursa olsun bilgiyi yüceltip tutkularını yaşayarak çalışmalılar. Satış işinde başarılı olabilmek,  doğan her yeni bir güne tutkuyla başlayabilmektir. Bunun için beden ve ruh disiplinini oluşturabilmek en değerli hazinedir.

Leasing sektörü ile Bankacılık arasında bir bağlantı var mı? Var ise bunu nasıl tanımlarsınız? Örneğin Leasing sektöründe çalışan birinin Bankacılık deneyiminin olması sizce avantaj mıdır?

Elbette leasing sektörü ve bankacılık arasında bir bağlantı var. Kredi sunabiliyor olmamız ortak noktamız. Bankacılık koca bir dünya, ciddi bir ürün çeşitliliği var. Bizim tarafta ortada bir ekipmanın satın alınması ve kiralanması var. Açıkçası Leasing’i bankacılık ürünlerinden bir tanesi olarak düşünebilirsiniz . Bankacılık sektöründe çalışan bir arkadaşımız, hangi departmanda görev alıyorsa o açıdan değerlendirerek Leasing’de avantaj olup olmayacağına kanaat getirebiliriz. Siz eğer bankada satış ekibindeki bir arkadaşımız için soruyorsanız, edindiği bankacılık tecrübesi kendisine bir avantaj sağlayacaktır. Mesele, uyum sağlayabildiğiniz noktada benzer dünyalarımızın olduğunu anlamaktır.

Bundan sonrası için gerçekleştirmek istediğiniz bir projeniz, hayaliniz var mı?

Olmaz mı hiç! Hayalleriniz yoksa bence oyun bitmiştir.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ben bu röportaj için sizlere teşekkür ederim. Dilerim bazı cevaplarım maksadını aşmamıştır. Alternatif Lease’in bir personeli olarak bankamızla  birlikte omuz omuza nice başarılı işlere imza atmamızı diliyorum.

Alternatif Bank // Birlikte Hep İleri

Başarıya giden yol ne kadar uzun olursa olsun. Yeter ki yanınızda güvenilir bir dost olsun. Alternatif Bank.

Birlikte Hep İleri.

Alternatif Lease Genel Müdürümüz Pelin Lokmanhekim Hakkında Merak Edilenler..

Kısaca kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?

Galatasaray Lisesinde orta ve lise öğrenimimi tamamladıktan sonra Boğaziçi Üniversitesi,  İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde İşletme eğitimi aldım. Üniversitede okurken aldığım eğitimi ve öğrendiğim yabancı dilleri kullanmak amacı ile dış ticaret şirketinde çalışmayı hayal ediyordum, öyle de oldu. Dış ticaret firmasında çalışarak profesyonel hayata başladım, fakat daha sonra aradığım işin bu iş olmadığına karar verdim. O dönemde Türkiye için çok yeni bir ürün olan Leasing ile finans sektörüne geçtim.  İlk şirketim Vakıf Leasing’te  satış bölümünde çalışmaya başladım. Alternatif Leasing 4. Leasing şirketim.  Şimdiye kadar bana yol gösteren ve finans sektöründe  çalışmamı sağlayan, sonrasında da çalıştığım sektörü bana sevdiren, her birinden farklı şeyler öğrendiğim çok değişik yöneticilerle çalıştım.

Çocukluğunuzda hayal ettiğiniz meslek neydi?

Sanata, dekorasyona ve güzel şeylere merakım olduğu için iç mimar olmak istiyordum. Benim liseden mezun olduğum dönemde işletme eğitimi almak çok popülerdi, ben de İşletme okumayı seçtim. Şu anda geriye bakınca doğru bir seçim yaptığımı düşünüyorum, diğerleri de benim her zaman ilgilendiğim konular oldu.

7  yıldır  Alternatif Lease’de çalışıyorsunuz. Alternatif Lease’li  olmak sizin için ne ifade ediyor, bizlerle paylaşır mısınız?

Alternatif Lease benim için enteresan bir tecrübe oldu, bir sürü şeyi değiştirebilmek ve şirketimizi gurur duyduğumuz bir performansa taşımak için çok uğraştık.

Biz Alternatif Lease’de güçlü bir  ekip olduk. Başarılar ile beslenen,  işinde fark yaratan, sektörde örnek gösterilen, dikkat çeken , iyi günde ve kötü günde bir arada olan hedef odaklı bir ekip. Şirketimizle, başardıklarımızla ve ekip arkadaşlarımla gurur duyuyorum.

Kariyeriniz boyunca sizin için kırılma anları var mıydı? Bunlar nelerdi?

Uzun yıllardır profesyonel olarak çalışıyorum, tabii ki beni etkileyen bir sürü şey oldu.

Sanırım en büyük kırılma anını  2001 krizi sırasında yaşadım.  İş yaşamımda 2001 krizi etkileri ile başa çıkmaya çalışırken (sorunlu müşteriler-kur artışı, açık pozisyonlar vb..) zamanından önce dünyaya gelen oğlum ile özel yaşamımda da bebekli bir hayata uyum sağlamakta epey zorlandım. Oğlum dünyaya geldiğinde bir Leasing şirketinin Genel Müdürü’ydüm. Görevim ve sorumluluklarım dolayısı ile doğumdan iki ay sonra işe döndüm.  Döndüğümde  bankanın CEO’su beni yanına çağırdı, Pelin’cim  sana bir bebek daha veriyorum ama biraz sorunlu diyerek Leasing şirketinin yanı sıra  Factoring şirketinin de Genel Müdürlüğü görevini verdi. Çok çalışman gerekeceği için istiyorsan oğlunu da şirkete getirebilirsin demişti!! Zor bir süreç oldu ama  sonunda dengeyi buldum.

Kadın meslektaşlarıma buradan söylemek istiyorum, her şeyin bir çaresi var,  siz yeter ki yılmayın ve hayallerinizden vazgeçmeyin.

Şansın ve rastlantının başarıyı etkilediğine inanır mısınız?

Bizler yani geleneksel Türk kültüründe yetişenler genel olarak kendi başımıza gelen olumsuz olayları “şanssızlık”, başkalarının elde ettikleri başarıları ise “şans” olarak yorumlama eğilimindeyizdir. Aslında şans ve raslantı dediğimiz olaylar bizlere eşit olarak  yaşadığımız çevrenin, ortamın sunduklarıdır. Başarılı insan ise bunları (şans/raslantı) görüp, değerlendiren insanlardır diye düşünüyorum. Başarı ile ilgili olarak Atatürk’ün bir sözünü hatırlatmak istiyorum; “Başarı başaracağım diye başlayarak sonunda başardım diyenindir”. Özünde başarı, kendine inanmayı seçmenin ve yılmadan denemeye devam etmenin sonucudur diyebilirim.

Ben hayatta başımıza gelen olayların ve karşımıza çıkan insanların boş yere olmadığını ve bizlere bir şeyler öğretmek  için hayatımıza geldiklerine inanıyorum. Portföy yöneticisi olarak çalışırken  müşterim olan uluslararası bir ilaç şirketinin finansman koordinatörü bana; “Hayat bilanço ve kar-zarar tablosu  gibidir, bir tarihte kesit aldığındaki resmi sana gösterir ama bir ay sonra , bir yıl sonra karşına tamamen farklı bir tablo çıkarabilir, nereden baktığına bağlı.” demişti.

Hakikaten ben de çalışma hayatımda ve özel hayatımda bazen bana felaket gibi görünen olayların sonradan geriye dönüp baktığımda gözüme çok farklı göründüğünü, iyi ki o zaman öyle olmuş dediğimi bir çok kez yaşadım.

Sizin için Leasing sektöründe çalışan bir personelin olmazsa olmaz genel nitelikleri nelerdir?

İşini sahiplenerek yapması, piyasa ve sektör ile ilgili bilgileri sürekli takip etmesi, kendisini sürekli geliştirmesi, sadece kendi alanındaki işleri değil işin bütününü görerek çalışması, müşterileri tarafında güven uyandırması ve ekip olmanın öneminin farkında olması.

Kariyeriniz boyunca hiç unutamadığınız bir anınız varsa bizimle paylaşır mısınız?

Bir sürü unutamadığım şey var tabii.

İlk Leasing sözleşmemi, daha bilgisayar sistemimiz hazır olmadığı için Genel Müdür’ün sekreterine yazdırdığım sözleşmeyi  gece yarısı 2’de müşterimizin evinin kapısının altından sabah imzalaması için atmam.

34 yaşımda Genel Müdür olmaya karar vermem ve ne yapıp edip bunu başarmam, sonrasında sorunlarla dolu bir şirketi kurduğumuz ekiple başlangıçta düşe kalka da olsa ayağa kaldırmamız ve başarılı bir şirket yapmamız.

CEO ile birebir yaptığım bir toplantı sırasında  dünyaya erken gelmeye karara veren bebeğimin sinyallerini belli etmemeye çalışarak apar topar toplantıdan çıkıp kendi başıma doğruca hastaneye doğuma  gitmem, sonrasında 2001 krizinin patlaması.

Yabancı  bir Leasing şirketinde çalışırken bir bayram tatilinde oğlumla Euro  Disneyland’da trene binerken, bankanın CEO’sunun cep telefonumdan arayıp Bankanın battığını ve Belçika hükümetinin Bankaya  el koydu diye haber vermesi.

Daha bir sürü var ama bendeki hikayeler bitmez onun için burada kesiyorum.

Hayatınızda sizi etkileyen, idol olarak tanımlayabileceğiniz, örnek aldığınız bir kişi var mı? Varsa hangi yönleri sizi etkiledi?

En büyük idolum tabii ki Atatürk. Yaptığı radikal değişiklikler, Türkiye’ye ve Türk insanına olan güçlü inancı, umudunu hiç yitirmemesi hepsi örnek alınacak şeyler.

Kariyerimde, çalıştığım her yöneticiden farklı şeyler öğrendim. Üç kişiyi say derseniz bana Leasing’i ilk öğreten Bülent Taşar, sonra ilk Genel Müdür’lüğümde bana yol gösteren, destek olan ve bilgisiyle tecrübesiyle yoluma ışık tutan Vural Akışık, nasıl iyi ve çok yönlü bir lider olunacağını ve iş yaparken eğlenebileceğimizi de bana gösteren ve her toplantımızda gelişmemizi, yeni bir şey öğrenmemizi sağlayan, Fortis Lease Holding CEO’su Philippe Delva’yı söyleyebilirim.

Genel Müdür olarak bir gününüz nasıl geçiyor bizimle paylaşır mısınız?

Günün en çok sabah saatlerini severim, güne erken başlayanlardanım. Genelin aksine kahvaltı benim için sadece hafta sonu aktivasyonu değil, hafta içi içinde de önemli bir öğündür. İşe geldiğimde o günün ajandası bellidir. Plan, program ve düzen benim için önemlidir, akışa bırakmak sanırım pek bana göre değil.  Planlı randevular ve komitelerden kalan zamanlarımda Şirket içinde tüm departmanları dolaşırım, herkes ile sohbet ederim, ekip arkadaşlarımdan  gelen görüşler benim için çok önemli.

Çalışanlarınızın motivasyonunu sağlamak sizin için ne kadar önemli? Bunun için  neler yapıyorsunuz?

Yaptığım iş ve bulunduğum sektör itibari ile bu işin ekip işi olduğunu savunurum, dolayısı ile beraber çalıştığım ekip arkadaşlarımın fikirlerine önem vererek tüm ekibin katılımını sağlamaya çalışırım. Ne iş yaparsa yapsın bir insanın işini severek yapması o işi farklı kılıyor, bu yüzden çalışma arkadaşlarımı  işini severek yapması ve  bütünü görmeleri için teşvik ederim.

Öte taraftan Şirketimizde yeni bir şeyler öğrenmek, yapmak ve geliştirmek üzere ekip arkadaşlarımı sürekli motive ederim. Geçen sene optimizasyon projesi başlattık, çalışma grupları oluşturduk, daha iyisini nasıl yaparız sorusunu sıklıkla sorguluyoruz. Kağıtsız ortama kademeli olarak geçiyoruz, imzala gönder ile e-imza kullanmaya başladık. Veri analizi yapmak üzere gruplar kurduk, veri havuzumuzu kullanarak kategorizasyonlar yapmayı ve bu kategorizasyona göre çalışma modelleri geliştirmeyi hedefliyoruz.

Son olarak sorundan ziyade çözüme odaklanırım, bunun vakit kaybını önlediğini düşünüyorum, karar verildiğinde ise alınacak aksiyonların takibini yaparım.

Boş zamanlarınızda hangi aktiviteleri yapmaktan keyif alırsınız?

Okumayı ve seyahat etmeyi  seviyorum, her ikisinde de farklı bakış açıları ve farklı yaşamlar görüyorsunuz. Fırsat buldukça zaman ayırıyorum, okuma konusunda hergün diyebilirim, seyahat konusunda ise istediğim sıklığı emeklilik dönemimde yakalayabilmeyi umuyorum. Son yıllarda her sene daha önce görmediğim ve görmek istediğim en az bir ülkeye gitmeyi hedefledim.

Haftada üç gün düzenli olarak spor yaparım, diğer günlerde de en az iki gün yürüyüş yapıyorum.

Profesyonellere ve kariyerine yeni adım atacak gençlere tavsiye edebileceğiniz filmler ve kitaplar var mı?

Kitap okumayı çok severim, en son okuduğum kitaptan etkilendim ve kendi hayatıma ve Şirketimize uygulamak üzere çalışıyorum. İsmi “Alışkanlıkların Gücü”, yazarı bir gazeteci Charles Duhingg.  Kitabı okuduğunuzda, bazı insanların ve şirketlerin kendilerini nasıl değiştirebildiklerini, bazılarınınsa neden yıllarca uğraştıkları halde değişmeyi başaramadıklarını anlıyorsunuz. Yazar “Alışkanlıklarınızı yok edemezsiniz, sadece değiştirebilirsiniz” tezini ortaya koyarak alışkanlıkların nedenini, yeni alışkanlıklar kazanmanın/kazandırmanın yollarını ve istenmeyen alışkanlıklardan kurtulmak için yapılması gerekenleri anlatıyor.

Tavsiye edeceğim bir başka kitap Rabin Sharma’nın “Ünvansız Lider” kitabı. Yazar yüksek performans göstermek, iyi iş çıkarmak, işine ve kendine değer katmak için illa birileri tarafından verilmiş bir ünvana ihtiyaç olmadığını vurguluyor. 4 öğreti ve kurallarını anlaran kitap, Lider olmanız için hiçbir ünvana ihtiyacınız yoktur düşüncesini anlatıyor.

Kariyerine Leasing sektöründe başlayacak olan arkadaşlarımız için tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

– Hangi  işi yaparsanız yapın severek yapın.

– Sorunlar ile beraber çözümleri de görmek için kendinizi zorlayın, çözümlere odaklanmak kazandırır.

– Size zarar veren alışkanlıklarınızın yerini sizi besleyen, iyi gelen alışkanlıklarınız ile değiştirin.

– En önemlisi işiniz yaparken bu üçlüyü sakın ihmal etmeyin ; “Akıl-Emek-Yürek”. Birinden biri eksik olmasın.

Bundan sonrası için gerçekleştirmek istediğiniz bir projeniz, hayaliniz var mı?

Benim hayallerim hiç bitmez. Teknolojinin bu kadar hızlı geliştiği dünyamızda her yöneticinin teknolojiyi yakın takip etmesi gerektiğine inanıyorum.  Öte taraftan  yeni kuşak ile iletişimin ne kadar önemli olduğunun da  farkındayım. Bununla ilgili olarak teknoloji yakından takip ederek ve yeni kuşağı anlamak için eğitimler alarak, yaşayarak  ben de kendimi  sürekli geliştirmeye çalışıyorum.   İnanıyorum ki  5 yıl sonra bilgiye ulaşmak daha da kolay olacaktır, fakat tecrübe ile edinilen bilgilerimin yeni nesillere aktarılmasında gerek profesyonel hayatımda gerekse günlük hayatta daha aktif rol alacağımı düşünüyorum. Gelecekte  liderlerin özgür irade ile karar verenlerden çıkacağını düşünüyorum, bilgi birikimimi aktarabileceğim platformlarda yer alarak  genç kuşaklar ile iletişimde olmak gelecek hayalim diyebilirim.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Teşekkür ederim.