Kategori arşivi: Ünlüler ve Kariyerleri

Alternatif Bank Çağdaş Artu ile Yelken Açtı

image (5)Ünlü isimler ile yaşamları ve kariyerleri üzerine yapmaya başladığımız röportajlarımızdan ikincisini Milli Yelken Sporcusu olan ve Alternatif Bank’ı Yelken ile tanıştıran Çağdaş Artu ile gerçekleştirdik. Bu keyifli röportaj ve samimi sohbeti için kendisine çok teşekkür ediyoruz.

• Çağdaş ARTU kimdir? Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

1979 İzmir doğumluyum. Yelken sporuna 1991 yılında Karşıyaka Spor Kulübü Yelken Şubesi’nde Optimist teknesi kullanarak başladım. 6 defa milli oldum. Çok sayıda madalya kazandım. Çocukluğum ve gençliğimin devamlı yarışlarda, antrenmanlarda geçmesi; sosyal, girişken, mücadeleyi seven, kötü alışkanlıkları olmayan bir yetişkin olmamı sağladı.

Kulüp adına yarışmayı bıraktıktan sonra, 20 yaşından itibaren yelken eğitmenliğine başladım. 2014 yılında Okan Üniversitesi’nde Psikoloji eğitimi almak için İstanbul’a geldim.

İstanbul’da özel yelken eğitimi vermeye devam ettim. Milli yelkenci ortağım Tarkan Akdoğan ile birlikte 2007 yılında kurduğumuz Cenoa Sailing’de eğitmenliğe ve yöneticiliğe devam ediyorum. Bununla beraber Artu Psikoloji adı altında, bireysel yetişkin psikolojik görüşmelerimi, alışılmışın dışına çıkarak yelkenli teknede yapıyorum.

• Yelkenciliğe nasıl başladınız?

Yelken sporuna ,1991 yılında Karşıyaka Spor Kulübü Yelken Şubesi’nin yaz okulu macerası ile başladım. Önceleri  futbol ve basketbol maceram olmuştu. Futbolu çok seviyordum fakat o zamanlar zayıf ve güçsüz olduğum için devam edemedim. Basketbolu da ben sevemedim. Karşıyaka küçük ve kolay bir ilçe olduğundan yelken kulübüne kayıt olmak kolay oldu. Evden kulübe yürüyerek ve bisiklet ile gidebiliyordum. Denizi de çok sevmem beni yelken macerasına sürükledi.

• Yelkencilikte sizi en çok çeken nedir?

Tek başıma yelkenli bir tekneyi kullanabilmek, yarışmak, rekabet, ödül almak gibi faktörler beni etkiledi. 12 yaşımda kendi bavulumu hazırlayıp deplasmanlara gitmek, bilmediğim denizlerde yarışmak, derece almak bu spora daha büyük bir aşkla bağlanmama sebep oldu. 12 yaşında bir tekneyi kendi başıma idare edebiliyordum ki o yaşta dünyada hiçbir taşıtı kullanmanıza izin verilmez. Rotamı belirlerken tüm kararları kendim verebiliyordum, denizde yanlızdım. Bu özgürlük duygusu  beni çok etkilemişti.

• Ne kadar süredir bu mesleği yapıyorsunuz?

Yelkenciliğim 24. yılına girdi. Yelken eğitimenliğini de 2000 yılından bu yana  yapmaktayım. Cenoa Sailing’i ise 2007 yılında kurduk.

• Haftada kaç saatiniz denizde geçiyor?

Hafta sonları en az 16 saat denizde kalıyorum. Özellikle yetişkin ve çalışan kesime hitap ettiğimiz için hafta sonları yoğun geçiyor. Hafta içi de ağırlıklı olarak iş çıkış saatlerinde denizde oluyorum.

image (6)

• Yelkencilik dışında neler yapıyorsunuz?

Yelkencilik dışında eğitimini aldığım psikoloji bilimiyle ilgili çalışmalar yapıyorum.  Üniversiteden mezun olduktan sonra hızlıca psikolog olarak da çalışmaya başladım. Çalışmak dışında, spor salonunda spor yapmak ve arkadaşlarımla güzel vakit geçirmek, sevdiğim ve yaptığım aktiviteler arasında.

• Asıl mesleğiniz olarak yelkenciliği mi yoksa psikologluğu mu görüyorsunuz?

Aslında her ikisi de birbiriyle ilgili. Fakat farklı olan; yelkencilik hobi iken işim oldu. Yelkencilik hayatımın şu anda bir lokomotifi…Eğitim vermenin dışında şirketi yönetmek zamanımı almakta. Büyük sponsor firmalarla çalışmanın ve büyük organizasyonlar düzenlemenin getirdiği stres ve gerginliği, psikolojiyi iyi bilmenin avantajıyla kolaylaştırıyorum.

Ayrıca, yelkende terapi adı altında danışanlarımla, denizde yelkenli tekne üzerinde görüşmeler yapıyorum. Yelkenci & psikolog etiketini iyi kullanmaya gayret ediyorum.

image

• Alternatif Bank’la tanışmanız nasıl oldu? Tanıştıktan sonra hayatınızda herhangi bir değişiklik oldu mu, olduysa bunlar nelerdir?

Alternatif Bank ile tanışmamız yaklaşık 3 yıl önce oldu. Alternatif Bank üst düzey yöneticilerine yelken eğitimi vererek bankayı tanımış oldum. Yaptığımız kurumsal çalışmaları Alternatif Bank çalışanlarına uygulamak için projeler ürettik. İlk önce temel yelken eğitimi ve amatör denizcilik belgesi kurslarıyla banka çalışanlarına yelken sporunu ve denizi sevdirmeye çalıştık. Daha sonraki yılda ise, Alternatif Bank Yelkenlisi projesini hayata geçirdik. Azuree 33 model yelkenlimize kurumsal logo ve görsel giydirerek yarışlarda dereceler almaya başladık.

Projenin gerçekleşmesinde, özellikle yelken sporunu seven ve projeye gönülden inanan eski Genel Müdürünüz Hamit Aydoğan ve İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcınız Murat Özer’e tekrar teşekkür ederim. Böyle büyük şirketlerin ve yöneticilerinin yelken sporuna katkıları, daha çok insanı yelken sporu ve deniz ile tanıştırmakta, bu durum da Türk denizciliğine ekstra motivasyon sağlamaktadır.

Bu vesileyle, Alternatif Bank içinde harika insanlarla tanıştım ve yeni arkadaşlar edindim.

• Son olarak eklemek istedikleriniz ve gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

image (4)Amacımız, yelkende güvenliği üst düzeyde tutmak, yelkenciliği öğretirken  insanları eğlendirmektir. Yelken sporunu herkesin seveceği beklenemez ama yelken,  hayatta bir kere mutlaka denenmesi gereken bir spordur.

Gençler; 18 yaşına kadar hiçbir aracı kullanmanız yasal olarak mümkün olmamasına rağmen 10 yaşından itibaren kendi kararlarınızı kendiniz vererek bir deniz taşıtınız kullanabiliyorsunuz. Bu kişisel gelişiminiz için çok önemli bir faktör. Ailelerin de yelken sporuna bu gözle bakıp daha fazla değer vemesini dilerim.

Yelken her yaşta yapılan bir spor olduğu için, yetişkinlere de yeni bir yaşam tarzı vadetmekteyiz. Yelken camiasında olmak, yarışmak ya da tekne kullanmayı öğrenip tatillerinde yelken kiralayıp mavi sularda gezmek, hayatta motivasyonunu kaybetmiş olan kişilere  yeni heyecanlar katabilir….

Reklamlar

Yetkin Dikinciler ile Keyifli Bir Sohbet

Yetkin Dikinciler - ABank BlogÜnlü isimler ile yaşamları ve kariyerleri üzerine röportajlar yaparak belirli aralıklarla blog sayfamızdan paylaşıyor olacağız.
Bu güzel seriye tabii ki reklamlarımızda da birlikte çalıştığımız Yetkin Dikinciler ile başlamaktan daha anlamlısı olamazdı. İşte kendisi ile bankamızın tiyatro kulübünün sahnelediği oyun akşamı gerçekleştirdiğimiz o keyif dolu ve bir o kadar da etkileyici röportaj;

Kısaca Kendinizden bahseder misiniz?

Ben İstanbul’da doğmuş büyümüş, ama gerek memur ailesi çocuğu olmam sebebiyle gerekse seçtiğim meslek yüzünden önce Anadolu’yu, Anadolu topraklarını, bu memleketin her bir köşesini, sonra da işim vesilesiyle festivallerle turnelerle dünyanın diğer yerlerini görme şansına sahip olmuş ve bu yüzden de insanın değerli olduğu yerin sadece doğduğu yer olmadığını bilen, böyle düşünen, böyle yaşamaya çalışan biriyim.

Çocukluğunuzda hayal ettiğiniz meslek neydi?

Her çocuk gibi babam emekli subay olduğu için bir kere üniforma giymeyi hayal ettim ama babamın hep ben yaşadığım sürece yapamazsın cevabı ile onun çektiği meşakatler yüzünden karşılaştım. Doktor olmak güzeldi çünkü benim annem hemşireydi. Orada hastahanede şifa dağıtan insanları gördükçe ne kadar değerli bir şey olduğunu gördüm. Gerçekten insana dokunabilmenin önemli olduğunu küçüklüğümden beri o anlamda bilirim.

Ama tabiiki öyle hayal ettiğiniz gibi olmuyor. Çünkü orta okulda ve lisede özellikle fen derslerinden bu kadar başarısız olduğumu görünce bu hayallerin peşinden koşmamam gerektiğini anladım. Fizik, kimya, matematik hepsi bir. Matematik bir de sıfır ama veremedikleri için hep bir veriyorlardı ayrı dava. Hep bütünleme. O yüzden de ben için için, yavaş yavaş edebi ağırlıklı derslere, sosyoloji, felsefe, psikoloji, tarih gibi derslere daha ilgi duyduğumu, kendimi yakın hissettiğimi keşfettim. O yüzden de İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü’nü yazdım. Onu kazandım, 3. Sınıfa kadar okudum ama bıraktım.

Sonra konservatuara geçtim. O da Yıldız Kenter yüzünden. 🙂

Kariyer yolunuzu bu yönde çizmeye ne zaman karar verdiniz? (Sizi etkileyen kişi ya da olaylar oldu mu?)

Şimdi tabiiki yaptığınız iş itibariyle bu söylediğimi yadsıyabilirsiniz ama bir gün Eşref Saati setinde, Sarıyer’de yapıyorduk röportajı, “Kariyer Sizin için Ne İfade Ediyor?” dedi. Kariyer değil Sarıyer önemli dedim. Bulunduğunuz yer kariyerinizin ta kendisidir. Ama biraz daha açıklamak gerekirse bu espiriyi bir kenara bırakıp;

Kariyer insanın istediği şeyi yaparken yürüdüğü yoldur. Eğer tırmanıyorsanız basamak vardır. Eğer iniyorsanız yokuş vardır. Hiçbirinin önemi yok. Kendiniz için iniş bile bir başarı olabilir çoğu kez. Gerçekten hayal ettiğiniz şeyi her gün yeniden yapıyorsanız kariyerinizde ilerliyorsunuz demektir.

Kariyer yolunuzdaki kırılma noktaları neler sizce?

Çok güzel bir soru. Tam da buna yanıt vermek isterim. Kendi işim eğer örnek olacak olursa hep yaptığımız işler göz önündedir ya, ama insanın kariyerini yapmadığı işler belirler. Yani hangi tekliflere rağmen neyi yapmadığınız sizin kariyerinizi belirleyen şeylerdir. Aslolan budur, görünmeyen kısmıdır. Kariyerde hep görünenle ilgileniriz ya, bakalım bugün ne yaptı, bakalım nasıl bir rakam var elimizde, nasıl bir resim var, nasıl bir görüntü var, nasıl bir pozisyon var, durum var, konum var.. vs. vs.

Ama bütün yaptıklarımızla kaim olan şeyler. Kariyerimizi gerçek anlamda belirleyense seçerek yapmadıklarımdır. Çoğu insan da bunu bilmez. 🙂

Her insanın gizli tarihi, gizli kariyer tarihi vardır bu anlamda.

Şansın, rastlantıların kariyerinizi etkilediği anlar oldu mu?

Ben tamamiyle inanırım, hatta kadere, rahmetli annemin adı da oydu. Ondan doğan, Kader’in doğurduğu biri olarak da buna inanmamak mümkün değil. Rastlantı dediğimiz şey aslında bir zorunluluktur. Jacques Monod’un bir kitabı var “Rastlantı ve Zorunluluk” diye. Rastlantı zannetiğimiz şeyin tabiatın zorunlulukları olduğunu, mecbur olduğunu düşündüğümüz şeylerin de aslında rastlantı olduğunu unutmayalım. Diyalektikte bu hep var. Tabiat bunu gerektiriyor. Bu terazide bu denge içerisinde ilerliyor.

Rastlantıyı göz ardı edersek, rastlantının da bize bir yardımı olmaz. Mucizeler gerçekleşir ama ancak inanırsanız.

İnanmadığınız bir projenin içinde yer almak durumunda kaldınız mı?

Hiç kalmadım. İnanmadığımız yerlerde zaman zaman olabiliriz. Bu bir işyeri de olabilir. Örnek veriyorum, bu bir ülke olabilir. Ülke yönetiminden hoşlanmayabilirsiniz, ama illa oradan hoşlanmadığınız an ve hoşlanmadığınız şey yüzünden orayı terk etmeniz gerekmiyor. Hoşlanmadığınız anı ve o şeyi düzeltmeye çalışmak sizin için yeni bir açılımdır her zaman.

Aile bile olabilir bu. Aileniz atsanız atılmaz, satsanız satılmaz. Ama ne yaparsınız? Yeniden tanışırsınız, tartışmaya başlarsınız. Biliyorsunuz devrim bütüncül değildir, yanı başımızdakinden başlar. Her zaman inanmadığınız bir şey olduğunda inandığınız gibi yapmaya gayret etmektir size düşen aslında.

En çok keyif aldığınız projeniz hangisiydi?

Şimdi, yani dediğim gibi, hiç keyif almadığım bir şeyin içine girmedim ama..

En etkileyen, değişik açılardan var. Örneğin, milyonlarca insana ulaştık diye değil ama benden bambaşka bir insan çıkartabildiği için Çağan Irmak’ın “Babam ve Oğlum” filmi, o herkesin az ya da çok bildiği ama mutlaka saygın Nazım Hikmet’e daha çok yaklaşabildiğim için, sadece bir oyuncu olarak değil bir insan olarak onu daha iyi tanıma şansına sahip olduğum için “Mavi Gözlü Dev” filmi, “Ulak” filmi ve “Eşref Saati”..

Aslında dizi diyorsunuz ama Eşref Saati’nde şöyle bir şey anlatıyorduk; Biri sarı biri kara, biri Güney Doğu’lu biri Karadeniz’li ayrı yerlerden geliyorlar, belki ayrı kültürlerden, ayrı mutfak zevkleri var. Her türlü, kokuları ayrı belki. Ama birlikte yaşamanın hazzı ve kutsallığı, onu anlattığı için çok değerliydi. Bambaşka renklerde olabilirsiniz, alışkanlıklarınız bambaşka olabilir, ama bambaşka bir ele dokunmanın hazzını yaşayın. O el yabancı değildir, dost bir eldir aslında ve ancak sizin renkleriniz, diliniz, dininiz, ırkınız bile farklı olsa, sırt sırta dayandığınızda bir duvara dayanmaktan daha iyi bir şey hissedersiniz. İşte farklılıklar böyle güzelleşir.

Aktif olarak çalıştığınız zamanlar dışında, kariyerinizi destekleyici aktivitelerde ne sıklıkla bulunuyorsunuz? Neler yapıyorsunuz?

Çok güzel, bunu bir hobi sözcüğü ile tamamlayayım, hobiniz var mı derler bana, inanın ki hobim yok. Küçükken annem, babam pul biriktirmeye çalıştı. Gittik peçete topladık restoranlardan, kafelerden. Onu mu yapsam, bunu mu yapsam. Bunlar “event” oluyor. Bunlar, hadi sizde de bulunsun diye yaptığınız şeyler.

Aslolan şunu fark ettim, benim hobim hayat. İlgi alanım hayat. Ben mesleğimi çok kutsal buluyorum, oyunculuğu. Ama Neden? Hayatı konu ettiği için. Çünkü en değerli olan hayat. Yaptığınız her şeyi düşünün. Hayat denen şey var diye onu yapıyorsunuz. İnsan için yapılıyor. Ben insanı konu ettiği için, onun hayatına dair soru sorduğu ve cevap aradığı için mesleğimi kutsal sayıyorum. Ama asla hayattan kutsal saymıyorum.

Bu anlamda kendimi geliştirmek için mümkün olabildiğince hayatın içine karışıyorum. Ne yapıyorum? Ben hayatı anlatma iddasında biriyim. Hayattan ayrılırsam, izole olursam, kendimi sitelere, kulelere “Fil Dişi Kulelerine”, ya da seyahatlerde jiplere armağan edersem sadece, olmaz. Ben metroya bineceğim, ben vapura bineceğim, ben otobüse bineceğim, ben yürüyeceğim, ben insanlarla karşılaşacağım, çünkü ben onları anlatacağım. Ben bu anlamda kendimi besliyorum evet.

Üniversite öğrencilerine kariyer hedeflerine ulaşmaları için neler yapmalarını önerirsiniz?

Bir şey söyleyeyim mi? Böyle liselerle de söyleşiye gittiğimde “Bizlere ne tavsiye edersiniz?, Ne önerirsiniz?” diye sorduklarında, tavsiye almamanızı tavsiye ederim diyerek bitiriyorum söyleşiyi.

Çünkü tavsiye içinizdekinden farklı bir zorlayıcı unsur olmaya başlıyor. İçinizdekinin peşine düştüğünüzde tavsiye almaya başlayın. Bu içimdekini nasıl gerçekleştiririm diye. Ama kendi başına tavsiye hava civa diye düşünüyorum.

Alternatif Bank ile ilgili, birlikte çalışmaya başlamadan önce ve başladıktan sonra izlenimleriniz ne yönde değişti? – Nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

En sevindiğim şey izlenimlerimin değişmemesi oldu. Çünkü Alternatif Bank’ın bir kere benimle yüz olarak çalışmayı istemesi Alternatif Bank’ın nasıl bir banka olduğunu gösteriyordu.

Ben kendime değer katmak için söylemiyorum; Alternatif Bank’ın tahmin ettiğim, ön gördüğüm değerinin, binlerce insan varken figür olarak piyasada ve aslında görsel olarak daha çok popüler işler yapan, Alternatif Bank ekibinin bu isimler üzerinde değil de benim gibi kendini kendi ekseninde ve gezegeninde tarif etmeye çalışan biri ile çalışmaları, çalışma ihtimalleri benim için gurur vericiydi. Beni seçtikleri için bu anlamda şükran borçluyum. Çünkü demek ki, bu tavsiye edilecekse bir önceki soruda olduğu gibi, siz bildiğiniz yapmaya devam edin, sizi gören birileri mutlaka olur.

Alternatif Bank hiç değişmeden yoluna devam ediyor. Zerafetiyle de devam ediyor, aynı zamanda seçimleriyle de kendini konumlamasıyla da devam ediyor. Hiçbir zaman yırtıcı, saldırgan bir anlayışları yok ve bu gerçekten görüştüğümüz masada bile aynen böyle devam etti. Ortaya çıkarttığımız işte de bunun görselleştiğini, realize olduğunu gördük. Bu anlamda da gerçekten, hep böyle Alternatif Bank’ın o gülen sembolüyle hayatıma devam ediyorum, Alternatif Bank’la birlikte.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Hep ekler geliyor aklıma, o da pasta, çok tatlı (gülüşmeler). Hep istediğimizi yiyebilmek dileğiyle hep beraber.. Ya da yediğimiz her şey, içtiğimiz her şey, şunu unutmayalım, bir hacim içerisinde yaşıyoruz, yani bedenimiz bir tane, hayatımız da bir tane. Onu ne kadar başkaları için büyütürsek o kadar kendimiz için küçültürüz. Sadece bunu söyleyebilirim. Kendimize kendi istediğimiz şeyleri ekleyelim..

çok teşekkür ediyoruz bu güzel ve sıcak sohbet için..